|
Yesrib, “nâhoş yer” anlamına gelir. Efendimiz, hicretinden
önce adını değiştirerek ona, “Medine” ve “Tâbe/Taybe”
(güzel, hoş yer) demiştir. Hastalıklar yurdu olan bu belde,
O’nunla şifalar yurdu olmuştur.
Mehmet Altan Bey, yıllardır Medine’de yaşıyor. Her ânı
Türkiye’den Allah Resulü’nü ziyarete gelen Türkiyeli
Müslümanlara ayrılmış durumda. Yaz kış demeden onlara
yardımcı olmaya çalışıyor. Samanyolu Televizyonu’nun Ramazan
programlarında onu Dr. Selman Kuzu Bey’le mübarek mekânları
ziyaret eder, milyonlarca seyirciye aktarırken izledik.
Mehmet Bey, Medine’de Efendimiz’e komşu olarak yaşamanın
tarifi imkansız bir manevi haz ve sorumluluk taşıdığını
ifade ediyor. Mehmet Altan Bey’e Medine-i Münevvere’yi
sorduk:
Medine’ye “mehcer-i resul” veya “dar-ül hicre” de denir.
Yani, “Resul’ün hicret mekanı”. Efendimiz, Medine’ye hicret
edeceği zaman henüz oranın adı “Medine” değildi. Kimse de
“Medine” olarak bilmez, böyle deseniz anlamazdı. Efendimiz,
ömründe bir kez bile Medine’ye “Yesrib” dememiştir. Çünkü
Kur’an-ı Kerim’de Yusuf Suresi’nde de bu kelime geçer. “Yesrib”,
“kınanan yer” anlamına gelir. Bir diğer anlamı da “nâhoş”
hoşa gitmeyen yer anlamına gelir. Oysa, Medine Hz.
Peygamber’in hicret edeceği, risalet ışığını tüm dünyaya
duyuracağı, mescidini kuracağı, vefat edeceği ve
defnedileceği mübarek bir yerdir. Mutlaka ve mutlaka onun
ismi değiştirilmelidir, bu güzel olmayan isim güzel olan bir
isimle tebdil edilmelidir. Allah Resulü buyuruyor ki,
“İnsanların Yesrib dedikleri yere benim hicret emrim çıktı.
Ancak orası “Yesrib” değil, “Tâbe”dir (ya da Taybe).” Yani
orası “Hoş”tur ve “Güzel”dir. İşte Allah Resulü, Medine’nin
ismini daha Mekke’den hareket etmeden değiştiriyor.
Yine buyuruluyor ki, “Allah, Medine’yi “Tâbe” (ya da
Taybe) olarak isimlendirdi.” İkisi de aynı kökten geliyor.
Hatta, bir hadis-i şerifte de buyururlar ki, “Kim Medine’ye
Yesrib derse otursun Allah’a tevbe etsin!” Tevbe niçin
edilir? Günahtan dolayı edilir. Medine’ye Yesrib demek artık
yasaktır ve günahtır.
Ulemamız bundan hareketle demişlerdir ki, eğer birisi
kalkar da Medine’ye Yesrib derse, onun dili yamulmuştur,
yani kaymıştır. O dili temizlemek için, 10 kere ona “Medine”
ya da “Taybe” dedirteceğiz, ki dili “Güzel”e alışsın. Böyle
yapan Allah Resulü’nün hatırını saymamış, Allah’ın koyduğu
ismi kabul etmemiş demektir.
Medine, şifa yurdudur
Allah Resulü, Medine’nin sadece ismini değiştirmedi, her
şeyini değiştirdi. Aynen kimyevi bir reaksiyon olmuş gibi,
tamamen istihaleler geçirdi. Medineliler, Mekke’de her
şeylerini bırakarak gelen bu zor durumdaki insanlara kucak
açıp yardım ettiler, fedakârca bağırlarını açtılar, her
şeylerini yarıya bölüp onlarla paylaştılar. Öyle bir
kardeşlik sergilediler ki, kıyamete kadar böyle bir destan
ne görülecek, ne de yaşanacak. İşte Allah Resulü bu
vefakârlığı gösteren bu memleketin insanına yani Ensar’a çok
dua etmiştir. “Allah, Ensar’a (Yardımcılar) merhamet etsin,
onların torunlarına da torunlarının torunlarına da
torunlarının torunlarına da..” diye tâ kıyamete kadar
onların nesline dua etmiştir.
Allah Resulü, Medine’ye geldiğinde humma ve veba
hastalığı varmış. Hz. Aişe (r.anha) validemiz anlatıyor ki,
“Hicretten önce burası dünyada veba hastalığının en çok
bulunduğu yerdi. Her gelen vebaya, hummaya tutulur hasta
olurdu.” diyor. İşte Mekke’den hicret edip gelen ve orada
hiçbir şeyden yılmayan dev gibi sahabiler Medine’de
hastalanmış, ağır hummalara yakalanmış ve biraz sarsılmış. O
sahabeler buradaki sıkıntılı hastalıkları içinde Mekke’nin
tozunu, toprağını, havasını suyunu, vadilerini çiçeklerini
sayıklamaya başlamışlar. Allah Resulü, Mekke’de davalarından
dönmeyen bu insanların Medine’den dönüp giderler korkusuyla
ellerini kaldırıp dua etmiştir: “Allah’ım Medine’de bulunan
şu veba ve hummayı Cuhfe denen mevkiye at. Benim sahabeme
dokunmasın!” İşte, o günden ve o duadan sonra Medine
hastalıklar şehri olmaktan çıkmış, şifalar şehri haline
gelmiştir. Bir başka hadis-i şeriflerinde Efendimiz şöyle
buyurmuştur: “Medine’nin tozu toprağı şifadır.” Bunu da
şunun için söylemiştir: Medine’de çok toz kalkar ve bir gün
yine toz kalkmıştır. Sahabe poşularını başlarına, yüzlerine
kapatınca Efendimiz sorar: Ne yapıyorsunuz siz? “Toz var!”
derler. İşte, o zaman buyurur ki, “Medine’nin tozu-toprağı
şifadır!”
Değil mi ki, O (sas) burada yaşamış, havasını teneffüs
etmiş, buranın toprağını şereflendirmiştir. Tabii, Allah’ın
şifası da her yere sinecektir. İşte böyle mübarek bir duanın
bereketiyle çevremizden de sürekli duyuyoruz ki, tedavisi
mümkün değil denen nice hasta buraya gelip şifasını
bulmuştur. Cenab-ı Hakk’a şükürler olsun.
|
| Sayı: |
208 |
| Bölüm: |
Medine-i Münevvere |
|