Dua ve Yakarıştaki Güç
Sızıntı, Temmuz 1988
Geceler, o tertemiz siyah örtüsüyle bütün bir varlığı sarınca, bir
kısım karanlık ruhlar kendilerini her şeyden kopmuş, yalnız ve garip
hissederler. Oysa ki, en karanlık anlarda, en tenha yerlerde, en kimsesiz
çöllerde dahi O, hep bizimle beraberdir. O gariplerin enîsi ,
kimsesizlerin kimsesi ve çaresizlerin çaresidir.
Kırık gönüllerin inkisârını bilen, onulmaz dertlere derman gönderen,
ikliminden gelen esintilerle ruhlarımızdaki yalnızlık ve vahşetleri silen
yalnız O’dur. O’na yönelen, açılacak bir kapıya yönelmiş olur; O’na
yalvaran matlûbuna ermiş sayılır.
Eserlerinde O’nu bilip, vicdanında O’nu duyup tanıyanların, bilip
öğrenecekleri başka şey kalmamıştır. O’nun marifetine erenlerin dimağında
bilgi parçaları, elmas sütunlar üzerinde fîrûze kubbeler haline gelir.
O’nu tanımayan ruhlarda ilimler evhâma inkılâp eder; ilimlere mevzû teşkil
eden varlık ise cansız cenazelere dönüşür.
O’na inancın aydınlık ikliminde bütün varlık bir baştan bir başa
alabildiğine netleşir; eşyâ ve hâdiseler üzerindeki duygu ve düşünceler
durulardan duru hâle gelir ve her şey akar O’na ulaşır. Bu saf duygu ve
düşünceler ile, O’na yaklaşıp, O’na yalvarıp yakarmasını bilenler
insanların en talilileridir.
Bunu böyle bilerek, dağ-bayır, çöl-şehir, gece-gündüz yalnızlığını
hissettiğin vakitlerde, kalk bütün benliğinle O’na yönel; kalbinin
kapılarını O’na aç, büyük-küçük acı ve ızdıraplarını, arzu ve isteklerini
bir bir O’na şerhet! Acılarının dindiğini, ızdıraplarının, yerlerini
huzurlara, itminanlara bıraktıklarını duyacak ve ruhunun dörtbir yandan
iltifât esintileriyle sarıldığını hissedeceksin.
Belki, sen O’nu, cismaniyete ait kıstaslar içinde hiçbir zaman görüp
duyamayacaksın. Ama O, her lâhza binbir emâre ve işaretlerle varlığını
senin vicdanına duyuracak, yakınlığını sana hissettirecek ve yer yer
gönlünün dudaklarını tebessümlerle süsleyecektir.
Geceler bu vâridâta açık yamaçlar gibidir. Kalbini Hakk tecellîleri
karşısında pırıl pırıl bir ayna haline getiren hakikate uyanmış ruhlar,
gecenin gelişiyle seccadelerinde pusuya yatar ve tecellî avına çıkarlar.
Sen de yapayalnız kaldığın zamanlarda gecenin yamaçlarını kolla! Oraların
Dost’a halvet yeri ve gurbet dakikaları da halvet zamanı olduğunu bil;
bütün hissiyatınla O’nun huzuruna gir ve kalbinin sırlarını bir bir O’na
say, dök! Dertlerini sadece O’na aç; O’nun huzurunda inle ve başını O’na
giden yollarda ilk eşik sayılan secdegâha koy ve bekle..! Gönül dünyâna
doğru içiçe kapıların açıldığını duyacak, O’nun varlığının ışıkları
altında eridiğini hissedecek ve deryâya düşen bir damla gibi kendi
hesabına kaybolup gidecek, sonra da hesaplar üstü bir kuşakta okyanusların
dev dalgaları ile bütünleşeceksin...
Senin varlığın içinde bir iç, için içinde ayrı bir iç ve iç içe içler
seni, sürekli, daha derinliklere, daha genişliklere ve daha zirvelere
doğru çekip götürecek. Bu iç içe derinliklere yelken açabildiğin ölçüde,
kendini ötelerin en baş döndürücü bâkir iklimlerinde, Cennet’in o sonsuza
açık yamaçlarında tenezzühe çıkmış gibi duyacak ve her yeni adımda Allah’a
yaklaşmanın ayrı bir lütfunu göreceksin.
Dıştan başka bir şey görmeyip, içindeki büyüklüklere, ihtişamlara,
derinliklere ulaşamayan ruhlar, sürekli karanlıklar içinde bocalar durur
ve bir türlü hasretlerden, buhranlardan kurtulamazlar.
Keşke onlar da, pırıl pırıl bu semâlar kadar derin, cihanlar kadar
geniş, kendi mahiyetlerindeki derinlikleri sezebilselerdi..! Keşke onlar
da, gerçek insanlar gibi içlerindeki aydınlığa açık noktaları keşfedip
vicdanın dümdüz yollarında, Yüce Yaratıcı’nın gönül gözlerine saldığı
ışıklarla o âlemlere ait sırları avlayabilselerdi.
Birer nüve halinde, içlerindeki bu aydınlık yolları bulamayanlara, bir
ömür boyu en yüksek hakikatten habersiz yaşayanlara ve maddî mesâfelere
takılıp kalarak, sonsuzluk mesâfelerini sezemeyenlere bilmem ki, acısak
mı; üzülsek mi; yoksa, gözlerinin açılması için duâ duâ yalvarsak mı..?
Dua Dua Dua
Duâ mü'minin
silahı olduğu gibi, tebliğ adamının da ilk ve son sığınağıdır. O,
evvela duâya dehalet eder, sonra da söyleyeceklerini söyler. |
Tebliğ insanının duâ yanı da diğer vasıflarından geri değildir. O,
sözlerinin nâfiz ve tesirli olmasını ancak Cenâb-ı Hakk'tan bekler. Mülk
sahibi O'dur. Kalpler O'nun kudret elinde tesbih taneleri gibi evrilip
çevrilmektedir. "Duânız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?" (Furkan/77) İlahî
fermanı, onun ruhunda hep bir kıblenüma gibi onu yakarış mihrabına
çevirir.
Evet, en beliğ ve büyüleyici ifadelerin dahi tesir etmediği nice
insanlar vardır ki; onlar, yürekten ve candan yapılan duâlarla hidayete
ermişlerdir. Duâ mü'minin silahı olduğu gibi, tebliğ adamının da ilk ve
son sığınağıdır. O, evvela duâya dehalet eder, sonra da söyleyeceklerini
söyler. Böyle yapması, hiçbir zaman onun akıl ve mantık zemininden
ayrılması anlamına gelmez. Aksine her ikisinin de yerini çok daha iyi
anlama ve kavrama mânâsına gelir. İşte duânın ne müthiş bir iksir olduğunu
gösteren bir-iki misal:
Allah Resûlü (sav), insanların hidayeti için her meşrû yolu denemiştir.
Ama, duâyı da hiçbir zaman elden bırakmamıştır. Mesela O, Hz. Ömer'in (ra)
hidayeti için daima duâ edip durmuş ve nihayet bir gün, hem de hiç ümit
edilmeyen bir zamanda Allah (cc), Hz. Ömer'e (ra) hidayet nasip etmiştir.
Buna, Allah Resûlü'nün (sav) duâsının bereketi denebilir.
Yine bir gün Ebu Hureyre (ra), Allah Resûlü (s.a.s)'ne gelerek annesi
için duâ talep etmiştir. Çünkü o güne kadar kadının gönlüne bir türlü
İslâm yol bulup girememiştir. Ebu Hureyre'nin talebi üzerine Allah Resulü
(sav) ellerini açar ve:
"Allah'ım Ebu Hureyre'nin annesine hidayet et" diye duâ eder. Ebu
Hureyre sevinerek mescitten çıkar ve koşarak eve gelir.. tam kapıyı
açacağı sırada içeriden annesinin sesini duyar ki, kadın Eba Hureyre'ye,
"Olduğun yerde kal içeriye girme" der. Ebu Hureyre (ra) kapının önünde
beklerken kulağına bir su sesi gelir. O, ihtimâl annem yıkanıyor diye
düşünür. Biraz sonra da bu yaşlı kadın kapıyı açar ve dışarıya çıkar,
kelime-i şehadet getirir. Evet, Ebu Hureyre (ra) yanlış duymuyordu. Annesi
kelime-i şehadet getiriyor ve Müslüman olduğunu müjdeliyordu. O güne kadar
hidayete ermesi onca uğraşılan bu kadına da Allah Resûlü'nün (sav) duâsı
yetivermiştir.
Yazıcıya Gönder
Dua ile ilgili diğer sayfalar
Giriş • Yukarı • Af Diliyoruz Ya Rabbi • Allah'ı Anma ve Dua • Hataları bağışlayan • Bir Dua • Dua ve Amel Münasebeti • Dua-Dert Münasebeti • Dua Nedir? • Dua Zamanı 1 • Dua Zamanı 2 • Dua Zamanı 3 • Dua'da ki Güç • Esmâ-ul Husnâ • Fatiha • Hacet Namazı ve Duası • Hz.Rahîm'in Huzurunda • Kavlî ve Fiilî Dua Münasebeti • Muhtelif Dualar • O'nun Muradı • Sorular • Yakarış
|