|
Yakarış
- Ey Rab! Senin dualara icabet etme mecburiyetin
yoktur; ama bizim ona ihtiyacımız hissettiklerimizden de çoktur. Bütün
dileklerimizi kabul buyur ve bunları kabulünü vicdanlarımıza duyur; aç
ve yalnızlıkla tir tir titreyen kalplerimizi iman ve itminanla doyur.
- Ey Rab! Elimizden tut, dostlarının yüzüne
baktığın gibi bize de rahmetinle teveccühte bulun.. iç dünyamızı
varlığının ziyasıyla nurlandır ve bizi Sensizliğin zulmetlerinden,
zindanlarından halâs eyle; halâs eyle ve eşiğine baş koymuş kapının şu
sadık kullarını yalnız bırakma.
- Senden kalplerimize ışık, iradelerimize güç,
düşüncelerimize istikamet, niyetlerimize de hulûs istiyoruz. Bizleri
iç dünyamızla yeniden inşa ederek ruhlarımıza ahsen-i takvîm sırrını
duyur.
- Senin kapının genişliği başımızı sokacak başka
kapı aramaya ihtiyaç bırakmamıştır. Başımızı o kapıdan içeriye
sokabildiğimiz kadar sokuyor, sesimizi edep ve temkinle kalibre ediyor
ve Senden arızasız ibadet ü tâat adına bir güç, masiyetler karşısında
sarsılmayacak sağlam bir irade ve musibetleri iyi değerlendirebilecek
bir idrak ve bir basiret istiyoruz. İstediklerimizi ver ve bizi kendi
darlığımıza mahkum etme.
- Ya Rab! Önümüzdeki şu upuzun hayat yolculuğunda,
bizi kendi idrak ve ihsaslarımızın darlığıyla baş başa bırakma;
akıllarımızı inhiraf ve sürçmelerden, nefislerimizi cismânîliğin
baskılarından, gönüllerimizi de hevâ ve heveslerin öldürücü oklarından
sıyanet eyle. Kapının kullarını; ilimde kibr u gururdan, ibadette riya
ve gafletten ve duygularına renk attıran ülfetten koru.
- Senin yolunda yürüyor gibi görünüp Senden
uzaklaşmak, kurbet atmosferinde iç içe firkat yaşamak, hep rızadan söz
edip gazap arkasından koşmak ne acıdır! Sen bizi kazanç yolu sanılan
bu tür haybet vadilerinde ömür tüketmekten muhafaza buyur.
- Ey affı tecziyesinin önünde rahmet tahtının
sultanı! Bizi bir bilinmez ve bulunmaza bırakarak tazib etme.
- İnayetine ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her
hâlimizden belli; bizleri yara-bere almadan hedefe ancak Sen
ulaştırabilir ve bugüne kadar elli defa çatlamış, kırılmış ruh
dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi Sana döküyor,
kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma yollarını
göstermeni diliyoruz.
- Arzu ve isteklerimizde bize inkisar yaşatma! Bize
sevginden kâse kâse şerbetler sun ve gönüllerimizi iştiyakınla coştur!
Sinelerimize öyle bir aşk u şevk koru saç ki, kalmasın kararımız;
başımız kapının mübarek eşiğinde, nabızlarımızda Seni duymanın
heyecanı, gönüllerimizde aşk u vuslat hafakanı, gözlerimiz çağlayıp
gitsin ve âh u efganlarımız gökleri titretsin.
- Sen elimizden tutmazsan, bu mekkâr, bu gaddar
hasımlar karşısında kendi kendimize ayakta duramayız. Aksine
maiyyetinde olursak, o zaman da hiçbir şeyden korkmayız. Bizleri
şeytanın bu kabil ağlarına takılıp helâk olmaktan, kalbimizi şeytana
kaptırmaktan, şeytana kalb kaptıranlarla beraber bulunmaktan muhafaza
buyur.
- Ey çaresizler
çaresi! Sebeplerin sukut ettiği, içtimaî ahvalin boz-bulanık bir hâl
aldığı, her yanda zalimlerin "hay-huy"unun duyulduğu, yığınların
çaresizlikle kâh sağa, kâh sola toslayıp durduğu şu karanlık günlerde,
zulmet zulmet içinde kıvrananlara nezdinden bir ışık gönder.. sonsuz
kudretinle bütün zulüm ve haksızlık ateşlerine bir su serp.. şeytanın
ocaklarını söndür ve iblislerin boyunlarına çözemeyecekleri tasmalar
geçir.
-
Ufuklarımızdaki ilham esintileri bir yere takıldı, gönüllerimizde
heyecanlar söndü, dillerimizde bir kekemelik var; rahmet ilinden bize
dirilten bir meltem gönder.. hakkındaki recâ ve hüsnüzannımızı
rahmetinin serhaddine ulaştır ve bizi o ufkun ümitli dilencileri kabul
ederek gönüllerimizi imanî heyecanla şahlandır ve dillerimizdeki
bağları çöz; çöz ki hâlimizi arz ederken yeni bir günah işlemeyelim.
- Şu anda
duygularımız derbeder, davranışlarımız ahenksiz, ruhlarımız kirli,
ayaklarımız titrek, ellerimiz mefluç, çoğumuz itibarıyla ümitlerimiz
sarsık, havalar boz-bulanık, mağripler hicranla tül tül, maşrıklar
lütfuna kalmış... İşte böyle bir dağınıklık içinde Sana geldik. Böyle
gelenlerin ilki değiliz, sonuncusu da olmayacağız. Rahmetin, bu garip
pişmanların ümit kapısı, bizler de bu kapının önündeki liyakatsiz
dilenciler. Şimdiye kadar gelip Senin kapında ihtiyaç izhar edenlerden
boş dönen hiç olmamış; hiçbir kaçkın ve pişman da o kapıdan
kovulmamıştır. O kapı Senin kapın, onun başkalarından farkı da her
gelene affındır. Bizi hilm ü silminle güçlendir. Zalimlere de
varlığını duyur.
- Şimdi biz de,
bize verdiğin isteme duygusu ve istenenleri vereceğin inancıyla
rahmetinin vüs'ati genişliğindeki kapına dayanıyor, son bir kere daha
hâlimizi arz etmek istiyoruz. Hâlimiz Sana ayan, söyleyeceklerimiz
bildiklerinin bir kısmını beyan. Beklediğimiz asırlardan beri bizi
kıvrım kıvrım kıvrandıran dertlerimize derman.. icabet buyur ey Rahîm
ü Rahmân!
- Evvela marifet
ve muhabbetle gönüllerimize hayat üfle ve bu mevhibelerini yeni
iltifatlarla taçlandır. İnayetinle elimizden tut ve bizi şu birkaç
asırlık sefaletten kurtar. Her yerde pusuya yatmış din düşmanları,
dine-imana taarruz bahaneleri icat ediyor ve saldırı fırsatları
kolluyor. Kapının kulları geçinen bir kısım densizler ise, insanların
diyânet hislerini kullanarak dünya peşinde koşuyor. Dört bir yan, kin
ve nefret hırıltıları, hırs ve makam homurtularıyla inim inim..
kitleler şaşkın, istikbal sis ve duman, yollar amansız, yol kesenler
imansız, aldananlar ise hadd ü hesapsız; ya katından bize bir ışık ve
burhan gönder, ya da artık bu yolu nezdine döndür...
- Gözlerimiz o
geniş rahmetinin tüllenişinde, düşüncelerimiz her tarafa
serpiştirdiğin kereminin tecellilerinde.. ümitlerimizi bir kere daha
şahlandırarak, teveccüh ve yakınlığını, uzaklıklarıyla görünmez,
duyulmaz hale getiren biz kullarına yakın olduğunu duyur. Vicdan
kültüründen mahrum şu derbeder gönüllerimizi marifetinle doyur.
- Hâlimiz Sana
ayan; dün ayrı bir isyan, bugün ayrı bir isyan; ne iradelerimizde fer
kaldı ne de dizlerimizde derman; her şeye rağmen kararttığımız
kaderimiz Senin elinde; liyakatimize göre değil, istihkakımıza bakarak
ne olur, sun ihsan üstüne ihsan, ey dertlerimize derman!
- En son
başvurulacak merci Sensin, arz-ı hâlimiz de Sanadır. Huzuruna gelip iç
çekişlerimize, içten olup olmadığını bilemediğim gözyaşlarımıza,
bükülmüş kaddimize, renk atmış benzimize merhamet buyur ve bize iman
ve mârifetteki neş’eyi son bir kez daha duyur.
- Dua edenlere
cevap veren Sen, ızdırapları dindirip ihtiyaçları gideren Sen,
devrilenleri kaldırıp doğrultan Sen, çatlayıp kırılanları
sarıp-sarmalayıp tedavi eden de Sensin! Senden ayrı kalışımız ruhumuza
renk attırdı; nefsânîlik ve gaflet, ibadetlerimizin mânâ ve özünü alıp
götürdü; samimiyetsizlik dualarımızın kolunu-kanadını kırdı.
Sinelerimiz bomboş, düşüncelerimiz tutarsız, kalbî ve ruhî
hastalıklarımız bizi yere sermek üzere.. ey kimsesizler kimsesi, bize
Eyyub’un hayat ırmağından bir çağıltı gönder, Mesih diyarından da bir
nefes.! Hayır hayır! Bizi Ruh-u Seyyidi’l-Enâm’ın nefehâtıyla yeniden
dirilişe erdir.. yakınlığınla gözlerimizi aydınlat ve bizi
uzaklığımızın zulmetlerinden kurtar.
- Var eden
Sensin, yok eden de Sen; uzak tutan Sensin, yaklaştıran da Sen; Sen
bizi biz etmeseydin biz bu duyduklarımızı duyamaz ve bize imanın
neş’esini tattırmasaydın şu söylediklerimizi mırıldanamazdık.
Verdiklerin vereceklerinin referansı; diliyor ve dileniyoruz, bize
yakınlığını duyur ve benliğimizde Sana karşı yaklaşma heyecanları
uyar.
- Yaralarımızı
saracak Sen, ızdıraplarımızı dindirecek de Sensin. Sensin kin ve
nefretle atan kaskatı kalbleri yumuşatacak; Sensin nifak gel-gitleri
içinde bocalayıp duranlara istikamet üfleyecek. Nazarî insanlıktan
amelî insan olmaya yükselememiş bahtsızların talihlerine de bir ışık
yak. Uzakta duranları daha da uzaklaştırarak tazib etme; dudakları
Seni tazimle süslü kulların yakarışları arasında bizim dileklerimize
de icabet buyur.
- Ey, her zaman
güzellikler izhar edip çirkinlikleri örten ve en çirkin görünen
şeyleri dahi izâfî güzelliklerle bezeyen Güzeller Güzeli!
Gönüllerimizi güzellik duygularıyla mamur kıl ve bize her zaman güzel
kalmanın yollarını göster!
- Ey, günahlarla
kirlenmiş kimseleri hemen cezalandırmayan, haddini bilmezlerin
ayıplarını görmezlikten gelerek onlara manevî kirlerinden arınma
fırsatları veren Merhametliler Merhametlisi! Bizi günahlarla,
hatalarla kirlenmekten koru; kirlendiğimizde de mağfiret ve
merhametini bizden esirgeme!
- Kalb
katılığından, gafletten, başkalarına bâr olmaktan, aşağılıktan,
aşağılanmaktan, miskinlikten; cehaletten ve faydasız bilgiden;
ürpermeyen gönülden, doyma bilmeyen nefisten, kabul edilmeyen duadan;
nimetlerinin zeval bulmasından, lütuflarının değişip başkalaşmasından;
ansızın bastıran azabından, gelip çatan gazabından Sana sığınıyoruz.
Senden her zaman, yalvaran diller, haşyetle ürperen gönüller
istiyoruz.
- Tövbelerimizi
kabul buyur, bizi günahlardan arındır, dua ve isteklerimize cevaplar
lütfeyle! Delil ve bürhanlarımızı hedefine yönlendir, kalblerimizin
ufkunu aç, dilimizi doğruluğa bağla ve gönül kirlerimizi temizle!
- Allahım,
Senden her işimizde sebat, Kur'ân yolunda kararlılık ve nimetlerine
karşı da duyarlılık hissi bekliyoruz. Kapına yönelenleri boş çevirme,
itaatte bulunanlara bol bol karşılık ver, Sana baş kaldıranlara da
doğru yolu göster.. muzdariplerin dualarını icabetle taçlandır,
sıkıntıda bulunanları lütfunla şâd eyle, hasta ruhlara hususi
muamelede bulun, küfür ve ilhad içinde bocalayanlara da nurunu göster;
göster de kalmasın hiçbir yanda muzlim bir nokta.
- Hatalarımız
bütün denizleri kirletecek kadar cesim ve ürpertici; Sana karşı
tavırlarımız mahvolmuş kavimlerin hâllerinden birkaç kadem daha ileri;
kalbî, ruhî hastalıklarımız cüzzamdan, kanserden daha amansız;
dertlerimizi dergahına açıyor, dermanı da Senden ümid ediyoruz. Sen
kimsesizler kimsesi ve bizlerin melceisin. Senden başka ilâh yok ki
ona el açıp yalvaralım. Kapından gayri kapı yok ki varıp ona
dayanalım. Senden başka sığınak bilmiyor, Senden başka güç ve kuvvet
de tanımıyoruz. Gören, bilen, duyan sadece Sensin; aç ufkumuzu ve bize
kendimiz olma idrakini lütfeyle. Amellerimizi ihlâsla derinleştir ve
ümitlerimizi de ye'sin insafsızlığına bırakma...
- Ey bizi hiçbir
zaman terketmeyen Rabbimiz, şu renk atmış simalarımıza, şu tekleyen
nabızlarımıza, şu ritmi bozulmuş kalblerimize ve şu yürekler acısı
hâlimize merhamet buyur da, içinde bulunduğumuz kahredici şu
sıkıntılardan bir çıkış yolu göster ve dirilmemize izin ver..
çaresizlikle kıvranırken dahi ümitle çarpan sinelerimize, yaşlarla
dolan gözlerimize, hacâletle kızaran yüzlerimize şefkatle teveccüh
buyur, bir kez daha kapı kullarını bağışla...
-
Problemlerimizin bütün bütün çözülmez bir hâl aldığı, işlerimizin her
gün biraz daha çetrefilleştiği, yapma teşebbüslerimizin bile yıkımlara
sebebiyet verdiği ve iç içe yanlışlıklar ağına takılıp kaldığımız bir
kapkara zamanda ey her hâlimize nigehban olan Efendimiz, ruhlarımıza,
zâtına sığınma ihtiyacını tam duyur, gönüllerimizi yakarış hissiyle
coştur; solgun ve tadı-tuzu kalmamış dualarımızı hususî
teveccühlerinle renklendirerek onları kabul ufkuna ulaştır.
- Âcizlere,
fakirlere, muhtaçlara ve ihtiyaçları zaruret çizgisinde bulunanlara
iltifatın türünden bizleri de teveccühlerinle sevindir. Ve bu
bîçarelere çare ol. Kurtuluşumuz Senin hususî iltifatına kalmış;
ümidimiz Sensin, beklentilerimiz de Sendendir.
- Meded ey gizli
açık her hâlimizi bilen.! Meded ey hayat ve kaderimize hükmeden.!
Meded ey ilk kapı ve ilk-son mercî; Senden ayrı düştüğümüz şu meş'um
dönemde hiç kimse imdadımıza koşmadı; feryadımızı duyup şefkatle el
uzatan da olmadı; hep hicranla inledik ve hasretle yutkunup durduk.
Eyyub'a hayatın ırmağının çağı göründüğü, Yakub'a Yusuf'un gömleğinden
kokular gelip ulaştığı şu günlerde, tıpkı o hasretkeş Nebi gibi
tasamızı, dağınıklığımızı Sana arzediyor ve rahmetinin ihtizazını
bekliyoruz.
- Gözlerimize
yaş ver ve bizi ağlat! Merhamet etmen için, Sen'den uzak kalış
hasretini duyamayışımıza ağlat! Gönüllerimizin ayrılık ızdırabı ve
kavuşma hasretiyle şâk şâk olamayışına, ağyar ateşine yanışına öyle
ağlat ki, sîneler kebap olsun; ondan bir feryat çıksın, meleği ve
feleği velveleye versin. Kararmış ruhlarımıza şefkat et de ağlat!
Ağlamalarımıza dahi ağlamamız lâzım geldiği için ağlat! Bükülmüş şu
kaddime, dağılmış kâkülüme, solgun ve ölgün rengime, burulmuş boynuma
ve kırık kalbime merhamet et de ağlat! Şu en sakin anda, sızlanışlara
cevap verdiğin dakikalarda, Sen'den başkasına secde etmeyen başımla
Sana dönüyor, titreyen dudaklarımla, bu çöllerde bizi perişan etmemeni
ve gözyaşlarımızla bu beyâbânı gülzâra çevirmeni diliyorum.
- Eğer bizler,
Senin has bahçenin kumrularıysak, bize bitmeyen bir nefes, kesilmeyen
bir ses lütfedip, bizi varlık ve mazhariyetlerimizin bedelini ödemeye
muvaffak eyle! Sen coşturursan coşar, Sen duyurursan duyarız.. Senin
semtinden kopup gelmeyenleri boş lakırdı sayar ve Seni anlatmayan
dilden, Seni terennüm etmeyen nağmeden Sana sığınırız.
- Bunlar,
hâlimizi Sana hecelemekse, dillerimizdeki ukdeyi çöz; beyanlarımızı
beyanın sayesine yükselt!. Gönüllerimizi değişmezliğe ulaştır ve
nefeslerimizi kudsî nefahatınla besle ve derinleştir!
- Evet
günahlarımız, günahlarıyla yerin dibine batanların isyanlarına denk,
uzaklığımız kahrının dolaşıp durduğu dairede ne var ki, affın bütün
hataları aşıp eritecek enginlikte, yakınlığın da şah damarımızın
berisinde isyanlarımız itibariyle değil, bağışlayıcı hususiyetinle,
uzaklığımız cihetiyle değil, yakınlığın letafet ve sıcaklığıyla
bizleri okşa ve maiyetini vicdanlarımıza duyur; hasta gönüllerimizi
teselli buyurup ruhlarımızı teveccühlerinle doyur.
- Önümüzdeki
yollar sarp ve yokuş.. her köşe başında bir sürü gulyabâni gayızla
gerilmiş hücûm ânı ve hücûm bahanesi bekliyor. Dillerinde, irtica,
gericilik, teokrasi ve fundamentalizm, ellerinde gücün her çeşidi ve
hayallerinde binbir entrika eğer biz onların dediği gibi dine,
dünyaya, ilme ve gelişmeye karşı isek, Sen bizi bu sapıklıktan halâs
eyle..? Liyakatımız yoksa, yolların mütedeyyin, mütemeddin, müterakkî
ve ilim aşığı insanlara açılması için bizleri huzuruna al ve yolları
aç! Yok karşı taraf yanılıyorsa, içlerinde salâha açık ruhlardan
hidayetini esirgeme! Temerrüt ve din düşmanlığını meslek edinenlerin
de birliklerini boz! Düzenlerini başlarına yık! Yurtlarına-yuvalarına
feryat sal! Ve bütün inananları, bu karanlık düşünce, karanlık ruh ve
kara seslerin, gayretine dokunduğuna inandığımız tecavüzlerine,
tahkirlerine, tezyiflerine ve plânlarına karşı kapının sadık kullarını
koru...!
Yazıcıya Gönder
|