|
MİRAÇ KANDİLİ DUASI
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa'nın (S.A.V) insanlık adına
Alemlerin Rabbi'yle buluştuğu kutlu gece...
Euzü billahi mineş-şeytanir-racîm
Bismillahir-rahmanir-rahîm
Ey Bizleri varlığa erdiren
Var olmadaki sonsuz zevki gönüllerimize duyuran
Güzeller Güzeli Rabbimiz!
Sana sonsuz hamd ü senalar olsun.
Kainatın İftihar Tablosu Peygamber Efendimiz'e Sonsuz salât ü selam
olsun.
Gufranla ufkumuzda tüllenen şu mübarek gecede bir kere daha dergâh-ı
ilahînin önünde el açıp yalvarıyoruz:
1. YA İLAHEL-ALEMİN!
Bize verdiğin isteme duygusu ve istenenleri vereceğin inancıyla
rahmetinin vüs'ati genişliğindeki kapına dayanıyor, şu mübarek gecede
bir kere daha hâlimizi arz etmek istiyoruz. Hâlimiz Sana ayan,
söyleyeceklerimiz bildiklerinin bir kısmını beyan. Beklediğimiz
asırlardan beri bizi kıvrım kıvrım kıvrandıran dertlerimize derman..
icabet buyur ey Rahîm ü Rahmân!
2. EY ÇARESİZLER ÇARESİ!
Senin dualara icabet etme mecburiyetin yoktur; ama bizim ona ihtiyacımız
hissettiklerimizden de çoktur. Bütün dileklerimizi kabul buyur ve
bunları kabulünü vicdanlarımıza duyur; aç ve yalnızlıkla tir tir
titreyen kalblerimizi iman ve itminanla doyur.
Ciddi bir yol almış sayılmasak da yıllar var hep yollardayız. Ufkumuz
gam ve kederle tülleniyor. Önümüzdeki engebeler beşer takatini aşkın
görünüyor. Ümmet-i Muhammed (aleyhissalatü vet-teslîmât) perişan,
derbeder ve ızdırap içinde.. Müslümanlık gelenek ve göreneklerin
darlığına mahkum.. İbadet ü tâat kültür televvünlü.. Duygular,
düşünceler fantezilere emanet.. Mücadelelerin esası da çıkarlar,
menfaatler, ırkî mülahazalara dayalı. Sen bizlere çıkar yol lutfeyle ya
Rabbi!
3. YA RAB!
Önümüzdeki şu upuzun hayat yolculuğunda, bizi kendi idrak ve
ihsaslarımızın darlığıyla başbaşa bırakma; akıllarımızı inhiraf ve
sürçmelerden, nefislerimizi cismânîliğin baskılarından, gönüllerimizi de
hevâ ve heveslerin öldürücü oklarından sıyanet eyle. Kapının kullarını;
ilimde kibir u gururdan, ibadette riya ve gafletten ve duygularına renk
attıran ülfetten koru. Senin yolunda yürüyor gibi görünüp Senden
uzaklaşmak, kurbet atmosferinde içiçe firkat yaşamak, hep rızadan söz
edip gazap arkasından koşmak ne acıdır! Sen bizi kazanç yolu sanılan bu
tür haybet vadilerinde ömür tüketmekten muhafaza buyur ya Rabbi.
4. EY GÜNAHLARI BAĞIŞLAYAN!
Şu mübarek gece hürmetine Bizleri bağışla, öyle bir dünyada hayata
gözlerimizi açtık ve öyle bir alemde yaşıyoruz ki, önümüzde tuzak,
arkamızda tuzak; uğrayıp geçtiğimiz her yerde nefis, şeytan ve aynı
takımdan binlerce ifrit ağını germiş av bekliyor; yol boyu yüzlerce
fitne ocağı ve isi-dumanı gelip sinelerimize oturuyor. İnayetine
ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her halimizden belli; bizleri yara-bere
almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bu güne kadar elli defa
çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi
Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma
yollarını göstermeni diliyoruz ya Rabbi!
5. EY KENDİSİNE YÜKSELEN ELLERİ BOŞ ÇEVİRMEYEN!
Bir süre ayrı düştükten sonra dönüp Sana gelenleri kovmayacağını
vadediyorsun. Sana yönelenlere hep 'Gelin, gelin' diyorsun. Ey Rab!
Böyle emekleye emekleye sürünmeyi de gelme kabul edeceksen, müsaade
buyur 'Biz de geldik' diyelim. Geldik ve Sana, yolların amansızlığını,
nefis, şeytan ve hevânın imansızlığını, bizim de dermansızlığımızı
şikayet ediyoruz. Bilhassa, her zaman hatalara açık duran, mâsiyetlere
meyyal bulunan ve ululuğuna karşı hep saygısız davranan, serkeş
nefsimizi Sana şikayet ediyoruz. Sen bizleri nefsin ve şeytanın
şerrinden muhafaza buyur ya Rabbi!
Bizleri büyük-küçük hatalardan, günahlardan ve emirlerine karşı isyan
kokan tavır ve davranışlardan arındır.. Ya Rabbi lisanlarımızı yalandan,
gıybetten, Senin sevmediğin, hoşnut olmadığın bütün kirli sözlerden
temizle.. Kalblerimizi gösterişten ve iki yüzlülükten muhafaza buyur ya
Rabbi!
Her hal ve tavrımızı rızan istikametinde eyle.. Niyetlerimizi ihlaslı
kıl ve bize lütfettiğin bütün şeylerde de bereket ihsan eyle ya Rabbi!
6. EY TALİHSİZLERİN SIĞINAĞI, EY ÂCİZLERİN GÜÇ KAYNAĞI, EY
DERTLİLERİN TABİBİ VE EY YOLDA KALMIŞLARIN YOL GÖSTERENİ!
Şu anda duygularımız derbeder, davranışlarımız ahenksiz, ruhlarımız
kirli, ayaklarımız titrek, ellerimiz mefluç, çoğumuz itibarıyla
ümitlerimiz sarsık, havalar boz-bulanık, mağripler hicranla tül tül,
maşrıklar lütfuna kalmış... İşte böyle bir dağınıklık içinde Sana
geldik. Böyle gelenlerin ilki değiliz, sonuncusu da olmayacağız.
Rahmetin, bu garip pişmanların ümit kapısı, bizler de bu kapının
önündeki liyakatsiz dilenciler. Şimdiye kadar gelip Senin kapında
ihtiyaç izhar edenlerden boş dönen hiç olmamış; hiçbir kaçkın ve pişman
da o kapıdan kovulmamıştır. O kapı Senin kapın, onun başkalarından farkı
da her gelene affındır. Bizi hilm ü silminle güçlendir. Zalimlere de
varlığını duyur.
7. EY HER DUADA BULUNANA İCABET EDEN ULULUK TAHTININ SULTANI!
Şu mübarek gecede binler, yüz binler Senin karşında divan durarak
ellerimizi Sana açıyor ve külliyet kesbetmiş niyaz edalı soluklarımızla,
kullarına her zaman açık bulunan, hiç olmazsa aralık duran rahmet
desenli kapının tokmağına inleyerek dokunuyor ve "Biz geldik" diyoruz.
Herkesi ve her şeyi görüp gözettiğine, her sese ve herkese merhamet
ettiğine gönülden inanarak kaçkınlığımızı muvakkat dahi olsa görmüyor,
günahlarımızı af çağlayanların içinde tasavvur ediyor, karıştırdığımız
haltlara değil, Senin afv u safhına bakıyor ve ümitlerimizi ona
bağlıyoruz; Enîsimiz Sen isen, çevrenin vahşetinden bize ne! Her yanda
şeytan ve avenesi içten içe homurdanıp duruyorlarmış, Sen bizimle
olduktan sonra ne ifade eder ki! Sen her şeyin biricik hâkimisin ve
hükmünü engelleyecek bir güç de yoktur. Sen saltanat dairen içinde en
küçük şeyleri görür, en cılız sesleri işitir, hiçbir şeyi ve hiçbir
kimseyi cevapsız bırakmazsın.
8. EY YÜCELER YÜCESİ!
Sen biliyorsun, biz de bunun farkındayız; ömrümüzün hasenât kefesi
bomboş, pek çoğumuz itibarıyla bir ihlâs bezginliği içindeyiz. Çoğumuz
gafil, bedbin, dünsüz-yarınsız sefil birer hâlzede gibi aktüalite ile iç
içeyiz. Her hâlimizde âlâyiş, gösteriş, köpük köpük hevâ ve heves;
sürekli zevk u sefâya, makama, mansıba, şöhrete, şana ve dünyevî
hülyalara oynuyoruz. Yığınların rüya ve hülyaları ekonomi ve refah;
taptıkları da dolar, dinar ve euro. Ruhlar meflûç, kalbler kötürüm,
basîret âmâ, düşünceler kirli, davranışlar da tam buna göre... Gece ve
gündüz gibi iki yüzlü yaşıyoruz, ak görünüyor kapkara davranıyoruz;
idare ve siyaset deyip hem ışık türküleri söylüyor hem de karanlık
ağıtları mırıldanıyoruz. Devirlere, dönemlere göre renkten renge
giriyor, bukalemunları şaşırtacak mârifetler (!) sergiliyor ve aldatmayı
beceri kabul ediyoruz.
9. EY RAB!
Ellerimiz-ağızlarımız, gözlerimiz-kulaklarımız, dillerimiz-dudaklarımız
yaratılış gayelerinden fersah fersah uzak ve âdeta nankörlüğe kilitli;
eller memnû meyvelerde, ağızlar harama açık duruyor; gözler başkalarının
kusur müfettişi.. yalan revaçta, hıyanet âdiyattan bir şey, hakkın ismi
var sadece; adalet "sayyâd-ı bîinsaf"ların hazırladığı kapanların önüne
saçılmış birkaç dane gibi bir şey; vefa Kafdağı'nın arkasında, ahde
hürmet unutulup da bir köşede kalmış; buna karşılık haksızlık
firavunları utandıracak dorukta. Makam sevgisi, şöhret hissi, rahat etme
düşüncesi, tenperverlik duygusu boyunlarımızda âdeta çelikten bir
kement; her biri birer gayya olan bu duygulardan bir türlü kurtulamıyor
ve mahiyet-i nefsü'l-emriyemize göre kendimiz olamıyoruz. Dünya ve ukbâ
kazancı adına ne ciddî bir hesap ne de tutarlı bir plâna sahibiz.
Kazançlar kuşağında sürekli kaybediyoruz; kaybederken de muhtemel daha
kötü durumlarla teselli olmaya çalışıyoruz. Zamanı suçlama, şartlara
lânetler yağdırma da ayrı bir avunma yolu.
Bütün bunlara rağmen ya Rab! , bizi bize bırakmaman en büyük dileğimiz.
Kendimiz edip kendimiz bulsak da, rahmetin, istihkaklarımıza lütuf
televvünlü haklar bahşedecek vüs'atte. Sen bizlere lütfunla muamelede
bulun ya Rabbi!
Dua edenlere cevap veren Sen, ızdırapları dindirip ihtiyaçları gideren
Sen, devrilenleri kaldırıp doğrultan Sen, çatlayıp kırılanları
sarıp-sarmalayıp tedavi eden de Sensin! Senden ayrı kalışımız ruhumuza
renk attırdı; nefsânîlik ve gaflet, ibadetlerimizin mânâ ve özünü alıp
götürdü; samimiyetsizlik dualarımızın kolunu-kanadını kırdı. Sinelerimiz
bomboş, düşüncelerimiz tutarsız, kalbî ve ruhî hastalıklarımız bizi yere
sermek üzere.. Var eden Sensin, yok eden de Sen; uzak tutan Sensin,
yaklaştıran da Sen; Sen bizi biz etmeseydin biz bu duyduklarımızı
duyamaz ve bize imanın neş'esini tattırmasaydın şu söylediklerimizi
mırıldanamazdık. Verdiklerin vereceklerinin referansı; diliyor ve
dileniyoruz, bize yakınlığını duyur ve benliğimizde Sana karşı yaklaşma
heyecanları uyar.
10. EY RAB!
Elimizden tut, dostlarının yüzüne baktığın gibi bize de rahmetinle
teveccühte bulun.. İç dünyamızı varlığının ziyasıyla nurlandır ve bizi
Sensizliğin zulmetlerinden, zindanlarından halâs eyle; halâs eyle ve
eşiğine baş koymuş kapının şu sadık kullarını yalnız bırakma. Senden
kalblerimize ışık, iradelerimize güç, düşüncelerimize istikamet,
niyetlerimize de hulûs istiyoruz. Bizleri iç dünyamızla yeniden inşa
ederek ruhlarımıza ahsen-i takvîm sırrını duyur.
11. EY AFFI TECZİYESİNİN ÖNÜNDE RAHMET TAHTININ SULTANI!
Bu mukaddes miraç gecesinde bizleri de bağışla, öyle bir dünyada hayata
gözlerimizi açtık ve öyle bir âlemde yaşıyoruz ki, önümüzde tuzak,
arkamızda tuzak; uğrayıp geçtiğimiz her yerde nefis, şeytan ve aynı
takımdan binlerce ifrit ağını germiş av bekliyor; yol boyu yüzlerce
fitne ocağı ve isi-dumanı gelip sinelerimize oturuyor. İnayetine
ihtiyacımız açık, çaresizliğimiz her hâlimizden belli; bizleri yara-bere
almadan hedefe ancak Sen ulaştırabilir ve bugüne kadar elli defa
çatlamış, kırılmış ruh dünyamızı da ancak Sen tamir edebilirsin. İçimizi
Sana döküyor, kusurlarımızı Sana açıyor ve bize yeniden insan olma
yollarını göstermeni diliyoruz.
Ey yüceler yücesi!
Efendimiz Hazreti Muhammed'e, Muallâ aile efradına ve bütün ashab-ı
güzînine salât u selam ederek bunları Senden dileniyoruz; dualarımızı
kabul buyur ya Rabbi!..
Amin amin amin
Velhamdü lillahi Rabbil aleminel-fatiha
|