|

Resmin büyük halini görmek için üzerini tıklayınız.
HAC
Hac, lügatte “kast” demektir.
İslamî terim olarak ise hac; özel makam ve mekan, tayin edilen zamanlarda,
özel fiil ile ziyaret ve tavafı kasdetmek manasınadır. Özel makam ve mekan
Ka’be ve Arafat’tır.
Tayin edilen zamanlar
hicrî aylardır. Zilhicce’nin belli günleridir. Özel fiil ise
Beytullah’ı (Ka’be’yi) tavaf ve Arafat’ta vakfeye
durmaktır.
Adab ve erkanına riayet ederek bunları yerine
getiren müslüman hacı olur. Böylece müminler niyet ve amelleri ile bir
merkeze doğru yönelmiş, fiilî bir tevhidi gerçekleştirmiş, her türlü
günahtan arınarak adeta melekleşmiş olurlar.
Ka’be’nin
tarihçesine bakacak olursak, “İnsanlık için ilk kurulan ev, Mekke’deki
mübarek ve alemlere hidayet sebebi olan evdir.” (Al-i İmran, 3/96) Hz.
Adem Kabe’yi bina ve inşa etmiş, tevbe ve istiğfar ederek Allah’ı zikirle
şevkle etrafında tavaf etmiştir. Adem Aleyhisselamın evlatları da herzaman
Ka’be’yi tavaf etmişlerdir. Nuh Aleyhisselamın tufanında harap olmuştur.
Kur’an-ı Kerim eski evlerin en eskisi olması itibariyle Kabe’ye “Beytu’l-Atik”
(Hacc,22/29) der. Ayrıca Kur’an-ı Kerim buraya karye ve köylerin ilki ve
anası olması yönünden “Ümmü’l-Kura” (En’am,6/92) der. Daha sonra
Ka’be’yi oğlu İsmail Aleyhisselam ile beraber İbrahim Aleyhisselam inşa
ettiler.
İşte bu yüzden
cahiliyet döneminde bile, İbrahim Aleyhisselamın dininin kalıntısı olarak
insanlar hac aylarında ruhlarını bu duygularla temiz tutmaya çalışır her
türlü kavga ve kötülük ve nefsani hislerden uzaklaşırlardı. Bu günlerde
tamamen umumi bir sulh havası eser, kan davalılar bile birbirleriyle
karşılaşsalar asla silaha sarılmazlardı...
Zaten evrensel
insanî değerler dediğimiz bütün insanlığın benimsediği güzelliklerin
hepsinin de kaynağı dindir. Çünkü ilk insan olan Hz. Adem Aleyhisselam
aynı zamanda ilk peygamberdir. Dini ve ahlaki güzellikleri ilk başta o,
daha sonra da 124 bin peygamber insanlığa getirmiştir. Yoksa bütün
insanlar birgün bir araya gelip evrensel değerler denilen güzel
prensipleri aralarında ortaklaşa bir görüşme ile tesbit etmiş değillerdir.
Bu hususta Bediüzzaman
Hazretleri şöyle demektedir: “Nev-i beşerin ahvaline dikkatle bakılırsa
görülür ki, ruhun manen terakkisini, vicdanın tekamülünü akıl ve fikrin
inkişaf ve terakkisini aşılayan peygamberlerin getirdikleri konum ve
prensiplerdir; vücut veren tekliftir; hayat veren peygamberlerin
gönderilmesidir. (Çünkü peygamberler canlı tefsirlerdir. Fiilen o esasları
yaşar, temsilen göstererek numune ve rehber olurlar); ilham eden
dinlerdir. Eğer bu noktalar olmasaydı, insan hayvan olarak kalacaktı ve
insandaki bu kadar kemalat-ı vicdaniye ve ahlak-ı hasene tamamen yok
olurlardı. Fakat insanların bir kısmı, arzu ve iradeleriyle teklifi kabul
etmişlerdir. Bu kısım, şahsi saadeti elde ettiği gibi nev’in saadetine de
sebep olmuştur. Ama insanların büyükbir kısmı iradesiyle küfrü kabul ve
ilahi teklifleri reddetmişlerse de teklifin bazı nevilerinden süzülen
terbiyevi ve ahlaki ve sair güzel şeyleri aldıklarından teklifin o
nevilerini zımnen ve ızdıraren (mecburi olarak) kabul etmiş bulunurlar.
İşte bu itibarla, kafirin her sıfatı ve her hali kafir değildir.” (İşârâtu’l-İ’câz,
s. 86)
BEYT-İ MAMUR VE KABE
Melekler semada Beytü’l-Ma’mur’u tavaf
ediyorlardı. Kabe (Beytullah) da meleklerin tavaf ettiği Beytü’l-Mamur’un
hizasına düşmekle gökte melekler orayı tavaf ettiği gibi yeryüzünde de
müminler Kabe’yi tavaf ederler.
Allâme Erzaki’ye göre
(Genelde bu tür nakiller rivayet kriterleri açısından zayıftırlar.) Adem
Aleyhisselam, Cennetten dünyaya geldiği zaman Cenab-ı Hak ona “Ya Adem,
yeryüzünde Benim Beytim vardır ki, semada olan beytimin
hizasındadır. Melekler arşta nasıl tavaf ediyorlarsa, sen ve senin evlad
ve ahfadın da yeryüzünde beytimi o şekilde tavaf etsinler. İnsanlar uzak
yerlerden gelip ziyaret edecekler. Her kim itimad ederek benden başkasını
murad etmezse, beni ziyaret etmiş olur. Ya Adem, sen sağ oldukça tavaf
eyle, senden sonra bütün peygamberler ve ümmetler ziyaret edecektir. O
beytin mükafatı cennettir” buyurmuştu.
Hz. Adem Aleyhisselam
Beytullah’ı (Kabe) bina etmeyi, Allah Teala’yı tesbih ve tehlil için
inşaya başlayınca ona yardım etmek için bazı melekler gönderilmiştir.
Hz. Adem Beytullah’ın
yani Kabe’nin temelini atınca Allahu Teala “Ya Adem, günahını affettim.
Evlat ve züriyetinden bu benim beytimi tavaf ve ziyaret edecek olanların
da günahlarını affedeceğim.” buyurdu.
Hz. Adem Kabe’nin
etrafını yedi kere döndü. Bu tavaftan sonra iki rekat namaz kıldı.
Selamdan sonra Kabe’nin kapısı ile Hacerü’l-Esved’in bulunduğu yere yani
mültezime geldi ve dua etti.
Cenab-ı Hak, bu duadan
sonra ona: “Ya Adem, duanı kabul ettim. Evlat ve torunların da bu duayı
okuyarak bana hacetlerini arz edecek olurlarsa onların da dualarını kabul
ederim, hacetlerini veririm. Dünya ve ahiret muradları yerine gelir”
buyurdu.
Tavaftan sonra Adem
Aleyhisselam batn-ı vadide giderken melekler ona “Ya Adem, haccın mebrur,
sa’yin meşkur olsun!..” diye nida ettiler.
Adem Aleyhisselam meleklerin Kabeyi tavaf
ettiklerini görünce, onlara ne okuduklarını sordu. Onlar da: “Biz,
“Sübhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber” okuyarak
tavaf ediyoruz.” dediler.
Yazıcıya Gönder
Kitabın diğer bölümleri:
• Yukarı • Hac ve Mekke • Haccın Bozulması • Hz.İbrahim • Peygamberlik • Kabe • Medine Medine • Mekke ve Hacerül Esved • Mekke ve Bazı Tarihi Yerler • Mekke Ziyaret Yerleri • İlahiler •
|