Mehmet ALTAN Web Sitesi

  Hac ve Mekke


Resmin büyük halini görmek için üzerini tıklayınız.

HAC

Hac, lügatte “kast” demektir. İslamî terim olarak ise hac; özel makam ve mekan, tayin edilen zamanlarda, özel fiil ile ziyaret ve tavafı kasdetmek manasınadır. Özel makam ve mekan Ka’be ve Arafat’tır.

Tayin edilen zamanlar hicrî aylardır. Zilhicce’nin belli günleridir. Özel fiil ise Beytullah’ı (Ka’be’yi) tavaf ve Arafat’ta vakfeye durmaktır.

Adab ve erkanına riayet ederek bunları yerine getiren müslüman hacı olur. Böylece müminler niyet ve amelleri ile bir merkeze doğru yönelmiş, fiilî bir tevhidi gerçekleştirmiş, her türlü günahtan arınarak adeta melekleşmiş olurlar.

Ka’be’nin tarihçesine bakacak olursak, “İnsanlık için ilk kurulan ev, Mekke’deki mübarek ve alemlere hidayet sebebi olan evdir.” (Al-i İmran, 3/96) Hz. Adem Kabe’yi bina ve inşa etmiş, tevbe ve istiğfar ederek Allah’ı zikirle şevkle etrafında tavaf etmiştir. Adem Aleyhisselamın evlatları da herzaman Ka’be’yi tavaf etmişlerdir. Nuh Aleyhisselamın tufanında harap olmuştur. Kur’an-ı Kerim eski evlerin en eskisi olması itibariyle Kabe’ye “Beytu’l-Atik” (Hacc,22/29) der. Ayrıca Kur’an-ı Kerim buraya karye ve köylerin ilki ve anası olması yönünden “Ümmü’l-Kura” (En’am,6/92) der. Daha sonra Ka’be’yi oğlu İsmail Aleyhisselam ile beraber İbrahim Aleyhisselam inşa ettiler.

İşte bu yüzden cahiliyet döneminde bile, İbrahim Aleyhisselamın dininin kalıntısı olarak insanlar hac aylarında ruhlarını bu duygularla temiz tutmaya çalışır her türlü kavga ve kötülük ve nefsani hislerden uzaklaşırlardı. Bu günlerde tamamen umumi bir sulh havası eser, kan davalılar bile birbirleriyle karşılaşsalar asla silaha sarılmazlardı...

Zaten evrensel insanî değerler dediğimiz bütün insanlığın benimsediği güzelliklerin hepsinin de kaynağı dindir. Çünkü ilk insan olan Hz. Adem Aleyhisselam aynı zamanda ilk peygamberdir. Dini ve ahlaki güzellikleri ilk başta o, daha sonra da 124 bin peygamber insanlığa getirmiştir. Yoksa bütün insanlar birgün bir araya gelip evrensel değerler denilen güzel prensipleri aralarında ortaklaşa bir görüşme ile tesbit etmiş değillerdir.

Bu hususta Bediüzzaman Hazretleri şöyle demektedir: “Nev-i beşerin ahvaline dikkatle bakılırsa görülür ki, ruhun manen terakkisini, vicdanın tekamülünü akıl ve fikrin inkişaf ve terakkisini aşılayan peygamberlerin getirdikleri konum ve prensiplerdir; vücut veren tekliftir; hayat veren peygamberlerin gönderilmesidir. (Çünkü peygamberler canlı tefsirlerdir. Fiilen o esasları yaşar, temsilen göstererek numune ve rehber olurlar); ilham eden dinlerdir. Eğer bu noktalar olmasaydı, insan hayvan olarak kalacaktı ve insandaki bu kadar kemalat-ı vicdaniye ve ahlak-ı hasene tamamen yok olurlardı. Fakat insanların bir kısmı, arzu ve iradeleriyle teklifi kabul etmişlerdir. Bu kısım, şahsi saadeti elde ettiği gibi nev’in saadetine de sebep olmuştur. Ama insanların büyükbir kısmı iradesiyle küfrü kabul ve ilahi teklifleri reddetmişlerse de teklifin bazı nevilerinden süzülen terbiyevi ve ahlaki ve sair güzel şeyleri aldıklarından teklifin o nevilerini zımnen ve ızdıraren (mecburi olarak) kabul etmiş bulunurlar. İşte bu itibarla, kafirin her sıfatı ve her hali kafir değildir.” (İşârâtu’l-İ’câz, s. 86)

 

BEYT-İ MAMUR VE KABE

Melekler semada Beytü’l-Ma’mur’u tavaf ediyorlardı. Kabe (Beytullah) da meleklerin tavaf ettiği Beytü’l-Mamur’un hizasına düşmekle gökte melekler orayı tavaf ettiği gibi yeryüzünde de müminler Kabe’yi tavaf ederler.

Allâme Erzaki’ye göre (Genelde bu tür nakiller rivayet kriterleri açısından zayıftırlar.) Adem Aleyhisselam, Cennetten dünyaya geldiği zaman Cenab-ı Hak ona “Ya Adem, yeryüzünde Benim Beytim vardır ki, semada olan beytimin hizasındadır. Melekler arşta nasıl tavaf ediyorlarsa, sen ve senin evlad ve ahfadın da yeryüzünde beytimi o şekilde tavaf etsinler. İnsanlar uzak yerlerden gelip ziyaret edecekler. Her kim itimad ederek benden başkasını murad etmezse, beni ziyaret etmiş olur. Ya Adem, sen sağ oldukça tavaf eyle, senden sonra bütün peygamberler ve ümmetler ziyaret edecektir. O beytin mükafatı cennettir” buyurmuştu.

Hz. Adem Aleyhisselam Beytullah’ı (Kabe) bina etmeyi, Allah Teala’yı tesbih ve tehlil için inşaya başlayınca ona yardım etmek için bazı melekler gönderilmiştir.

Hz. Adem Beytullah’ın yani Kabe’nin temelini atınca Allahu Teala “Ya Adem, günahını affettim. Evlat ve züriyetinden bu benim beytimi tavaf ve ziyaret edecek olanların da günahlarını affedeceğim.” buyurdu.

Hz. Adem Kabe’nin etrafını yedi kere döndü. Bu tavaftan sonra iki rekat namaz kıldı. Selamdan sonra Kabe’nin kapısı ile Hacerü’l-Esved’in bulunduğu yere yani mültezime geldi ve dua etti.

Cenab-ı Hak, bu duadan sonra ona: “Ya Adem, duanı kabul ettim. Evlat ve torunların da bu duayı okuyarak bana hacetlerini arz edecek olurlarsa onların da dualarını kabul ederim, hacetlerini veririm. Dünya ve ahiret muradları yerine gelir” buyurdu.

Tavaftan sonra Adem Aleyhisselam batn-ı vadide giderken melekler ona “Ya Adem, haccın mebrur, sa’yin meşkur olsun!..” diye nida ettiler.

Adem Aleyhisselam meleklerin Kabeyi tavaf ettiklerini görünce, onlara ne okuduklarını sordu. Onlar da: “Biz, “Sübhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber” okuyarak tavaf ediyoruz.” dediler.

Yazıcıya Gönder

Kitabın diğer bölümleri:

• Yukarı • Hac ve Mekke • Haccın Bozulması • Hz.İbrahim • Peygamberlik • Kabe • Medine Medine • Mekke ve Hacerül Esved • Mekke ve Bazı Tarihi Yerler • Mekke Ziyaret Yerleri • İlahiler •


Sitemizin Bütün Sayfaları 1024/786 çözünürlükte hazırlanmıştır
En iyi görünümü İE 5.5 ve üstü ile elde edebilirsiniz.