Mehmet ALTAN Web Sitesi

  Mekke ve Bazı Tarihi Yerler

 

SEBİR VE SEVR

19. Mektupta Bediüzzaman hazretleri şöyle diyor: “Rasulü Ekrem aleyhissalatü vesselam Mekkeden hicret ettiği ve müşrikler takibe çıktıkları vakit Sebir namındaki dağa çıktılar. Sebir dedi: Ya Rasulallah! Benden ininiz. Korkarım benim üstümde sizi vururlarsa, Allah beni tazip eder, onun için korkarım.” Cebel-i Hira çağırdı. “Bana gel Ya Rasulallah.” Bu sır içindir ki ehl-i kalb, Sebir’de havf (korku) ve Hira’da emniyet hissederler. Bu misalden anlaşılır ki o koca dağlar birer müstakil abddir. Müsebbihdir ve vazifedârdırlar. Peygamber aleyhissalatü vesselamı tanır ve severler. Başı boş değillerdir. (Bu meseleyi Kâdı İyaz, Şifa isimli kitabında I/308.’de anlatmaktadır.) 

CEBEL-İ KUBEYS

Cebel-i Kubeys meşhur bir dağdır. Hemen Kabenin yanındadır. Eskiden görülürdü. Şimdi üzerine binalar yapılmıştır. Demirci Kubeys burada çadır kurup ikamet ettiği için onun ismi verilmiştir. Safa tepesinin üzerindeki bu dağın üstünde bir mescid inşa edilmişti. Cebel-i Kubeyse, Hacer-i Esved burada Nuh Tufanı zamanında korunduğu için Cebel-i Emin ismi de verilir. Hz. İbrahim Kabeyi bina edince oğlu Hz. İsmail, Hacer-i Esvedi Cebeli Kubeysden alıp getirmiş ve şu andaki yerine yerleştirmiştir. Hz. İbrahim insanları hacca Cebeli Kubeysten davet etmiştir. Peygamber Efendimiz (sas) Kureyşlilere karşı kendisinin emin ve güvenilir bir şahsiyet olduğunu ortaya koymak için “Şu dağın arkasından düşman ordusu geliyor desem inanır mısınız?” diye sorunca “Evet inanırız.” demişlerdi. İşte o dağ Cebel-i Kubeystir.

 

  CEBEL-İ SEVR

  Peygamber Efendimiz (sas) Hz Ebu Bekir ile hicret yolculuğuna çıktığında Sevr dağının Athal mağarasında saklanmıştı. Mekkenin güney tarafına düşer. Bu mağaranın kapısı bir çocuk girecek kadar dar görünse de en şişman insanlar bile girip çıkabilmektedir. Mağaranın kapısı hem dar hem de minarenin içi gibi sağa sola bükülür. Mağaranın tepesine çıkılırsa Kızıl Deniz görülür. Cebel-i Sevr Mina’dadır. Bu isim bu dağa Benî Hüzeyl kabilesinden Sevr isminde birisinin buraya gömülmesinden dolayı verilmiştir.  

   HİRA

  Peygamberimize (sas) ilk vahyin geldiği Hira mağarası Mekke ile Mina arasındadır. Hira’nın bulunduğu dağa Cebel-i Nur denir. Bu dağ Cebel-i Sevr’in karşısındadır. Şakk-ı Sadr yani Peygamber Efendimizin (sas) ğöğsünün yarılması hadisesi Cebel-i Nur üzerinde gerçekleşmiştir.           

  CEBEL-İ HANDEME

  Ebû Kubeys dağının arkasında Şa’bi’l-Amir ve Ecyâd dağlarına karşı bir dağdır. İbni Abbas bu dağda 70 peygamberin kabrinin olduğunu söyler.  

   ÜÇ CEMRE

  Mina vadisinin üç yerinde büyük sütunlarla üç alamet tayin edilmiştir. Bunlara birinci, ikinci, üçüncü cemreler denir. Şeytan, Hz İbrahime, Hz. İsmali kurban etmeye götürürken görünmüş ve taşlanmıştır. Onun hatırası olarak şimdi hacılar oraya dikilen beyaz sütunlu olan direği –duvarı- taşlarlar. Bu birinci cemredir. İkinci cemre; buna orta cemre de denir, birinciden 150 adım uzakta ve Hayfa mescidi tarafındadır. Üçüncüsü de 150 adım daha uzaktadır. Bunlara sıra ile küçük, orta, büyük şeytan denir.

Hanefi alimlerine göre küçük ve orta şeytan taşlandıktan sonra orada dua edilir. Büyük şeytan taşlandıktan sonra dua edilmez ve oradan ayrılınır.

   ŞEYTAN TAŞLAMA YERLERİNE AKABE DENİLMESİNİN SEBEBİ

Küçük, orta ve büyük şeytanı simgeleyen taşların olduğu yere Akabe’de denilir. Çünkü cemreler akabe mevkiindedirler. İslam Tarihinde akabenin önemi büyüktür. Çünkü Peygamber Efendimiz (sas), İslam dinini yaymak için sık sık buraya gelirdi. Bir çok insan burada Efendimizle gizli gizli görüşerek müslüman olmuştur. Bilhassa 70 Medine’linin bir araya gelip Peygamberimiz (sas)’e biat ederek canlarını korudukları gibi kılıçlarıyla Peygamberi (sas) koruyacaklarına söz vermeleri, hicretin başlangıcını oluşturur. Akabe, Mina vadisinde bir dağın ismidir. Aslında dağlardaki uzun, sarp ve kayalıklı yokuşlara akabe denir. Bu tepeye özel isim olması, Efendimize (sas) verilen ve çetin bir manayı ihtiva eden biat ile çok yakından ilgilidir.

  EFENDİMİZİN (sas) DOĞDUĞU EV

  Peygamber Efendimizin (sas) doğduğu yer, Mekke'de Şua'b-ı Benî Hâşim'dir. Bu eve giden yola Mevlid Sokağı denilirdi. Ama şimdi orada bir kütüphane mevcuttur. Ka'be'ye çok yakındır.

  Rivayete göre, Efendimiz (sas) Mekke'den Medine'ye hicret edince burasını Ukayl, başkalarına satmıştır. Haccac İbni Yusuf es-Sakafi, burasını satın almıştır. Muhammed İbn-i Yusuf orada Beyza isminde bir ev yaptırdı ve Efendinimizin (sas) doğduğu eve ilave ettirdi. Emevi Devleti yıkılıp Abbasiler zuhur edince, Abbasi halifelerinden Harun Reşid'in annesi, Zeran Hanımefendi, Kabe'yi ziyarete gelince, burayı satın aldı. Beyza köşkünden ayırdı. Oraya bir mescid yaptırdı.

 

  ZÜBEYDE SUYU

  Harun Reşid'in hanımı Zübeyde Hatun, gördüğü garip bir rüyanın güzel bir yorumu üzerine Mekke'ye Haneyn tarafından bir su getirtmiştir. Bu su Müzdelife yoluyla gelmiştir.

   HZ. HATİCE'NİN EVİ

  Hz. Hatice'nin (r.anhâ) evi Mekke'de Sûk'ul-Atteri'nde bulunmaktadır. Buna Sûku’s-Saka da denir. Hz. Hatice ve Hz. Resulullah  (sas) burada kalmıştır. Hz. Fatıma burada doğmuştur. Hz. Hatice burada vefat etmişti

     Hz. ALİ'NİN EVİ

  Hz. Ali'nin evi Şua'b-ı Benî Sûk'ul-leyl'dedir.

     Hz. HAMZA'NIN EVİ

  Hz. Hamza'nın evi, Menazil-i Benî Haşim'de olduğu için Mekke merkezine biraz uzaktır.

    Hz. EBU BEKİR'İN EVİ

  Hz. Ebu Bekir'in evi, Sûk'ul-Hacer'dedir.

    DÂRU’L-ERKAM

  Darul-Erkam, Sahabenin toplandığı meşhur evdir. Safa ile Merve'nin yanındadır.

     DÂRU’N-NEDVE

  Kureyş'in meşhurlarının toplandığı yerdir. Kabe'nin Kuzey tarafında Rükn-ü İrakî ve Rükn-ü Şami arasındadır. 

  KABE NE ZAMANDAN BERİ TAVAF EDİLMEKTEDİR?

  Fahreddin Razi, Hz. Ali (ra)'den şöyle bir hadis nakleder: “Cenab-ı Hak, meleklerini yeryüzüne gönderip yer yüzünde Beyt-i Mamur'a benzer bir Beyt bina etmelerini, yerde bulunanların da gökte Beyt-i Mamur'a tavaf eden melekler gibi bu beyti tavaf etmelerini emretmiştir. Böylece Kabe'nin binası, Adem yaratılmadan önce yapılmıştır.” Adem Aleyhisselam Cennet'ten çıktıktan sonra aynı Beyt'i yapmıştır. Nuh Aleyhisselam'a kadar böyle kaldığı rivayet edilir. Nuh Tufanı'ndan sonra Kabe'nin yapılması İbrahim Aleyhisselam tarafından oğlu, Hz. İsmail ile beraber yaptılar. 

  ZEMZEM

  Zemzem ile ilgili pekçok Hadis-i Şerif vardır:

  “Zemzem mübarektir.”

  “Zemzem, içeni doyurur.”

  “Zemzem içeni doyurur ve şifa bahşeder. Her hastaya bir şifadır. Zemzem her ne niyete içilirse, şifası onun içindir.”             “Kaburga kemiklerinin altına kadar, karnını zemzem ile doldurmak yani boğaza çıkıncaya kadar zemzem içmek, nifaktan kurtulmaya alamettir.”

  “Kulun karnında hiç bir zaman zemzem ile, Cehennem ateşi cem olmaz.”(Onun için, sekerat vaktinde ölmeden önce müminlere zemzem içirilir.)

  “Kur'a'na, Kabe'ye anne-babaya ve zemzeme hürmetle bakmak ibadettendir.”

  “Yer yüzünde kuyuların en hayırlısı zemzem kuyusudur.”

  “Her kim hac niyeti ile Kabe'ye gelip Beytullah'ı ve Hacer-i Esvedi yedi kere dönüp yedi kere tavaf etse, sonra Makam-ı İbrahim'e gelip iki rekat namaz kılsa, sonra da zemzeme gelip suyundan içse, Cenab-ı Hak onu anadan, doğduğu gibi çıkarır.”

  İbn-i Abbas (ra) der ki: “Zemzem, eğer şifa niyetine içilirse şifa olur. Eğer korunmak için içilirse, Allah içeni korur. Eğer harareti gidermek için içilirse harareti giderir.” Resullah'ı (sas) büyüten Ümmü Eymen “Resullah'ın küçükken açlık ve susuzluktan şikayet ettiğini bilmem. Sabahları biraz yemek yerler üzerine zemzem içerlerdi. Ondan sonra her ne zaman yemek yedirmek istesem, “Karnım tok” derlerdi.” demiştir.   

Zemzem Kuyusu, Kabe'nin 21X61=1281 cm doğusundadır. Derinliği 69x61=244 cmdir.

Hz. Hacer, suyun aktığını görünce Süryanice, Zemzem! yani “Dur, dur!” demiş ve böylece ismi Zemzem olarak kalmıştır. Bu ismin Zemazem kelimesinden galat olarak Zemzem şeklinde kaldığını iddia edenler de vardır. Zemazem ise çok su manasını ifade etmektedir. Bitmez tükenmez bir su kaynağı olan Zemzem'in üç gözden suyunun geldiği tespit edilmiştir. Bir dönem Kabe'nin bütün eşyasının buraya doldurulması ile kapatılması uzun müddet Zemzem'i gözden uzak tutmuştur. Peygamber Efendimizin  (sas) dedesi Abdülmuttalib'in gördüğü garip bir rüya üzerine Zemzem Kuyusu keşfedilmiş ve suyundan istifade edilmeye başlanmıştır.

Yazıcıya Gönder

Kitabın diğer bölümleri:

• Yukarı • Hac ve Mekke • Haccın Bozulması • Hz.İbrahim • Peygamberlik • Kabe • Medine Medine • Mekke ve Hacerül Esved • Mekke ve Bazı Tarihi Yerler • Mekke Ziyaret Yerleri • İlahiler •


Sitemizin Bütün Sayfaları 1024/786 çözünürlükte hazırlanmıştır
En iyi görünümü İE 5.5 ve üstü ile elde edebilirsiniz.