Mehmet ALTAN Web Sitesi

  Mescid-i Nebevî

Mescid-i Nebevî


   Hazreti Peygamber, Medine'ye teşriflerinde Kubada bir süre kaldıktan sonra miladi 622 yılının eylül ayının yirmi yedisine tesadüf eden cuma günü, Medinenin merkezine hareket ettiler. (12 Rabiülevvel)

    Kuba Mescidinin kuzeyinde -RANûNA-vadisi adıyla bilinen vadide, ilk cuma namazını kıldırdılar. Bu gün Kubadan beş yüz metre uzaklıktaki, -CUMA MESCİDİ- adını taşıyan mescid, aynı yerde inşa edilmiştir.

    Peygamber Efendimiz, Medineye girerken devesini serbest bırakmış, kendisini misafir edip ağırlamak için sanki birbiriyle yarışa giren Medinelilere (Devenin yolunu açın, o emir almıştır.) yani gideceği yeri bilir diyordu.

    Nihayet deve, Neccar oğullarından, Sehl ve Süheyl adında iki yetim kardeşe aid olan arsaya geldi ve çöktü; Rasulullah Efendimiz deveden inmeden, deve tekrar kalktı. Etrafa bakınarak kısa bir süre dolaştıktan sonra geldi aynı yere oturdu.

    Efendimiz (S.A.V.) (Mescidim ve evim buraya inşaa edilsin) emrini verdi. Sahipleri arsayı hediye etmek için ısrar ettilerse de kabul etmedi. Hz. Ebu Bekir den on dinar alarak yetimlere verdi ve arsayı satın aldı.

    Burada Mus'ab bin Umeyr (R.A.) muhacirlere, ve islamı kabul eden Medinelilere cemaatle namaz kıldırırdı; peygamber efendimizle hicret etmek için Medineden ayrılınca, Es'ad bin Zurara bu vazifeyi üzerine almıştı.

    Efendimiz (s.a.v.) deve çöktükten sonra, (ehlimizden kimin evi buraya en yakındır?) diye sordular. Ebu Eyyub Halid bin Zeyd El Ensari (r.a.) benim evimdir ya Rasulullah, işte kapısı diye işaret ettiler.

    Arsanın on beş metre güney doğusunda bulunan bu evde Peygamber efendimiz yaklaşık yedi ay misafir olmuşlardı.

    Güvenilir kaynaklara göre, mescidin ve evlerin inşaası, 622 yılının rabiulevvel ayının son günlerinde başlamış, aynı yıl şevval ayında tamamlanmıştı. Ve Hz. Peygamberimiz Aişe validemizle, bu ay içinde evlenmişlerdi.


MESCİDİN İNŞAASI

    Arsaya bitişik, müşriklere ait kabirler açılmış, kemikler çıkarılmıştı. Yüzeyinde bulunan ağaç kütükleri vs. kaldırılmış ve böylece oldukça geniş bir arsa temin edilmişti.

    İnşaat hemen başlatıldı. Bir buçuk metre derinliğinde açılan temeller taşlarla örüldü; duvarları kerpiç kullanılarak bina edildi; mescidin bir kısmı, hurma dalları ve yapraklarıyla örtüldü, üzerine de bir miktar toprak atıldı.Daha çok gölgeliğe benzeyen bu tavanın yüksekliği, ayakta duran bir kişi kolunu yukarıya kaldırdığı zaman eli tavana değecek kadardır.

     Bir gece şiddetli bir yağmur yağmış, mescidin toprak olan zemini, sular ve çamurlarla dolmuştu. Ashabı kiram, elbiselerinin etekleriyle taşıdıkları çakılları namaz kıldıkları yerlere serperek namazlarını eda edebilmişlerdi. Hz. peygamber namazdan sonra (bu ne güzel sergidir) buyurdular. Bu mescid hasır sergiye ancak Hz.Ömer (r.a.)devrinde kavuşabilmiştir. Mescidi Nebevi hurma dalları yakılarak aydınlatılırdı.

    Hicretin 9. yılında Medineye gelen Temim ed Dârii, yanında kandiller, ipler ve yağlar getirmiş, mescid bunlarla aydınlatır olmuştu. Rasul-i Ekrem Efendimiz de çok memnun kalmışlardı.

    Mescidin güneyden kuzeye uzunluğu elli metre, doğudan batıya eni de kırk dokuz metre idi. Bu 2450 metre kare mesahadır.  Mescide üç kapı açıldı; bunlardan biri güney tarafındaki duvarda, ikincisi -rahmet kapısı- adıyla bilinen batı tarafındaki duvarda, üçüncüsü de doğu tarafında açılan cibril kapısıdır.

    Kıble kâbeden, önce -mescidi aksa- olduğu için, hicretten sonra on altı ay peygamber efendimiz, mescidi aksaya yönelerek namaz kıldırmışlardı. Bu itibarla mescidin mihrabı, kuzey tarafındaki duvarda mescidi aksa yönüne denk düşecek şekilde işaretlenmişti.

    Mescidin güney batısındaki duvara bitişik olarak Hz. peygamberin hanımları Hz. Aişe ve Hz. Sevde annelerimiz için iki oda yapıldı. Bu odaların kapıları mescidi şerife açılıyordu. 

    Mescidin güney batısında, Hz. Ömer'in hilafeti devrinde açtırdığı Babüsselam kapısı tarafında Suffe adı verilen bir gölgelik yapıldı. Üstü hurma dallarıyla örtülen bu yer, eski evlerde  kiyüksekçe yapılan sekiler ve sofalar gibi bir şeydi. Belki de üstü hurma dalları ile sıra sıra yani saf saf dizilerek örtüldüğü için, buraya suffe adı verilmişti.

    Suffede gerek Mekkeden hicret eden, ve gerekse muhtelif yerlerden Medine'ye gelen, fakir yeri yurdu olmayan müminler barınır ve geceleri burada kalırlardı. Bunlar kendilerini ilim tahsil etmeye adamış zamanlarını çoğunu ibadet ve oruç tutarak geçiren, Rasulullahın vaaz ve irşatlarını dinleyen değerli kimselerdi. Rasulullahın kumandasında olsun veya olmasın çıkan savaşların, hemen hemen hepsine iştirak eden hazır mücahitlerdi. Çok fakir oldukları halde, afif, nezih ve gözleri tok insanlar oldukları için kimseden kimseden bir şey istemezlerdi. Peygamber Efendimiz kendi ehlinden ziyade Suffe ehliyle ilgilenir, ihtiyaçlarını gidermeye çalışırdı. Bir yandan da Medineli zengin ensar, onlara sürekli yardımlar da bulunur zaman zaman da evlerine davet eder karınlarını doyururlardı. Aralarında Bilal-i Habeşi, Abdullah Bin Mes'ûd, Abdullah bin ummi Mektûm Ebu zer Elgıffâri, Selman-ı Farisi, Ammar bin Yâsir, ve Ebu Hureyre (Allah hepsinden razı olsun) gibi bir çok değerli sahabe burada barınırlardı. Suffede Medineye gelen misafirler de ağırlanırdı. Zaman zaman sayıları 400 e ulaşırlardı. 

Buraya İslamda inşaa edilen ilk yatılı okul demek mümkündür. 


    Hicretten onaltı ay sonra, Kâbe-i Muazzama kıble olunca, güney duvarında bulunan kapı kapatılmış, yerine kuzey tarafında bir kapı açılmıştı.Tabiatiyle Mihrap da güney duvarına nakledilmişti. Suffe, mescidin kuzey batısına nakledilmiş, Rahmet kapısı da bir miktar güneye kaydırılmıştı. 

    Hayberin fethinden sonra, hicri yedinci yılda mescit büyütülmüş, güneyden kuzeye 68 m, doğudan batıya 57 m olmuş; mesahası 3876 metre kare olmuştu.

    Mescidin doğusundaki duvara bitişik yedi oda, kuzeyinde ve güneyinde de birer oda olmak  üzere Peygamber efendimizin hanımlarının odaları dokuza çıkmıştı.

    Güneyde ki odada Hz. Ömerin kızı Hafsa annemiz kuzeydeki odada da Huyey'in kızı Safiye annemiz ikamet ederlerdi. Arada yol olduğu için bu iki oda, mescide bitişik değildi. Mescid bu şekliyle Hz. Ömerin hilafetine kadar kalmıştır.

   

SELAMLAR...

Muhammed BEŞİR

    Emekli Eğitimci

Medine-i Münevvere 2001

   

Yazıcıya Gönder


Medine ile ilgili diğer sayfaları okuyunuz

• Yukarı • Baki Mezarlığı • Efendimizi Ziyaret • Hucre-i Saadet • Kuba Mescidi • Medine Tarihi • Mescid-i Nebevî • Mescd-i Nebevi Tarihçesi • Ravza-i Mutahhara • Uhud Şehidliği • Ziyaret Yerleri •


Sitemizin Bütün Sayfaları 1024/786 çözünürlükte hazırlanmıştır
En iyi görünümü İE 5.5 ve üstü ile elde edebilirsiniz.