Efendimiz Sallallahu Aleyhi Vesellemin Ve İki Halifesinin Kabirlerini
Çalma Teşebbüsleri
İslam düşmanlarının rahmet ve şefkat peygamberi
Efendimiz sallallahu aleyhi veselleme düşmanlıkları ta doğduğu günden bu
güne kadar devam edip gelmektedir. Onun getirdiği apaçık delillere ve
bürhanlara karşı gelemeyen müşrikler onu kah bulunduğu şehirden dışarı
çıkarmışlar kah onu öldürmeye teşebbüs etmişlerdir. Fakat rabbimiz onu
“vallahu ya’simuke minennas” fermanıyla muhafaza etmiş muhafazasını
garantilemiştir. Hayatında buna muvaffak olamayan bu hainler kin ve
nefretlerini onun vefatından sonra da devam ettirmişlerdir. Bunu da mübarek
cesedini çalma teşebbüsleriyle ortaya koymuşlardır.
Onu koruyacağını ferman buyuran rabbimiz onu hem
hayatında hem vefatında müşriklerin eline düşmekten korumuştur.
Birinci teşebbüsleri
Efendimiz sallallahu aleyhi
vesellem’in kabrinin açılması veya taşınması diyebileceğimiz ilk teşebbüs
5.hicri asırda Mısır hakimi “hakim bi emrilleh” lakabını taşıyan zatın emri
ile olmuştur. Hakim bi emrilleh bu iş için Ebulfutuh adında bir zatı
görevlendirmiş ve onu Medineye Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin
cesedini getirmesi için göndermişti. Tarihçiler bu olayı Tarihi Bağdad
kitabından şöyle naklederler.
Bazı zındıklar hakim
Ubeydinin kafasına girerek Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin kabrinin
mısıra getirilmesinin çok iyi olacağını ve bütün dünyadan Efendimiz
sallallahu aleyhi vesellemin kabrini ziyaret için mısıra geleceklerini
söylediler. Ve Ubeydi, Ebul Futuhu efendimizin kabrini açıp cesedini Mısıra
getirmesi için Medineye gönderdi. Ebul futuh Medineye vardığında Medineliler
onun ne için geldiğini anladılar. Alimlerden biri çok dokunaklı bir konuşma
yaptı ve konuşmasını ayetlerle delillendirdi. Tevbe suresi ayet 12-13 ü
okuyarak ayetle bunların yapmak istediklerini ifşa etti. Ve halk bu
konuşmadan etkilenerek ayaklandı neredeyse Ebulfethi öldürüyorlardı. Sonra
ebulfeth ne yaptığının farkına vardı, onlardan özür dileyerek bu işe
kalkıştığına pişman oldu. Ben gelmeseydim hakim beni öldürürdü onun için
geldim dedi. Ogün Medinede müthiş bir kasırga oldu develeri bile yükleriyle
yuvarladı. Bu Müthiş bir uyarıydı. Ebulfeth bunu da görünce bu işin hayırlı
olmadığını anladı ve hakimden de korkusu kalmadı.
İkinci teşebbüs
Hakim bi emrilleh veya
kendi ismiyle ubeydi birinci teşebbüsünden netice elde edemeyince ikinci kez
Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin kabrini açıp onu Mısıra getirmeye
teşebbüs etti. Ancsk bundan netice alamadı. Bu sefer açıktan değil gizlice
yapmaya çalıştı. Yer altından tünel kazarak Efendimiz sallallahu aleyhi
vesellemin cesedini almaya teşebbüs ettiler. Ancak ehli Medine bunun
farkında vardı ve bu işe teşebbüs edenleri bularak öldürdü.
Üçüncü teşebbüs
Üçüncü teşebbüsü Hıristiyan aleminin kralları
planladılar ve bu planı çok dikkatli uygulamaya koydular. Ancak Allah cc.
Habibini hayatta ve vefatta korumayı tekeffül etmişti ve onu her halükarda
korudu. Bu üçüncü teşebbüsü semhudi den dinleyelim.
Bu üçüncü teşebbüs Değerli
ve Salih sultan Nuriddin Zengi zamanında oldu. Nuriddin Zengi Salih bir
indandı. Geceleri teheccüd namazları kılar ve ibadet eder ondan sonra biraz
uyurdu. Bir gece teheccüdünden sonra yattı ve Efendimiz sallallahu aleyhi
vesellemi rüyasında gördü. Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ona iki
sarışın adamı göstererek Nureddin beni bu ikisinden kurtar diyordu. Nureddin
korkarak uyandı kalktı abdest aldı namaz kıldı tekrar uyudu. Rüyanın
aynısını yine gördü. Korkarak yine aklktı abdest alıp namaz kıldı. Tekrar
yattı üçüncü kez aynı rüyayı yine gördü. Kalkınca hemen en güvendiği veziri
ve aynı zamanda dalih bir zat olan cemaleddin musuli yi gece yanına çağırdı.
Ve olan biteni ona anlattı. Cemaleddin ona ne duruyorsun sultanım hemen
medineye hareket et bu rüyayı senden başkası görmedi. Onun için senin bizzat
gitmen gerekir ama bunu kimseye anlatma dedi. Nureddin aynı gece
hazırlandı. Yirmi kişilik bir grupla yola çıktı. Veziri cemaleddini de
yanına aldı. Medine halkına dağıtılmak üzere bir çok hediye ve para aldı.
Medine ulaştığında boy abdesti aldı ve Mescid-i Nebevi ye girdi. Efendimiz
sallallahu aleyhi vesellemi ziyaret etti, namaz kıldı. Sonra ne yapacağını
bilemeden ravzada oturdu kaldı. Vezir Medine halkına sultanın medineye
Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemi ziyaret etmek için geldiğini ve
buarada mesine halkına sadakalar dağıtacığını duyurdu. Medine de kim varsa
gelsin sultanın elinden sadakasını alsın. Dedi. Sıultan hem sadalkları
dağıtıyor hem de Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin on gösterdiği o iki
kişiyi arıyordu. Ama o iki kişi görünmedi. Herkes bitti dediler. Sultan kise
kalmadımı iyi araştırın kimse kalmasın dedi. Evet mağribli (faslı) iki zat
var ama onlar sadaka almaz onlar muhtac insanlara sadaka verirler dediler.
Sultan onlar da gelsin dedi. Geldiklerinde aynen Efendimiz sallallahu aleyhi
vesellemin göstediği beni bu ikisinden kurtar dediği şahıslardı. Onlara
nerelisiniz dedi
-mağribliyiz hac için
geldik bu sene peygamberimizin komşusu olarak yaşamak istiyoruz.
Sultan sert bir eda ile
-doğru söuyleyin
-doğru söylüyoruz.
Sultan
-nerede bunların evi evine
götürün beni dedi.
Evleri Hücre-i Şerifenin
kıble tarafında Mescid-i Nebevinin dibinde bir ribattı.(vakıf evi)
Eve girdiklerinde içeride
bol miktarda para, iki tane mühür ve bazı kitaplar gördüler. Başka bir şey
yoktu.
Ehli Medine bu iki insanın çok iyi olduklarını, daima
oruç tuttuklarını namazlarını ravza-ı şerifede kıldıklarını, her cumartesi
Kubayı ziyarete gittiklerini, her gün mutlaka cennetül baki’i ziyarete
gittiklerini söylediler. Sultan henüz kimseye bir şey söylememişti. Ama bir
şeyler aradığı belli idi. Evin bir bölümünden bir hasırı kaldırdı gördü ki
bir kanal Mescid-i Nebevi tarafına doğru kazılmış.
İnsanlar olayı anladılar ve çok şaşırdılar. Sultan çok
fena kızarak bana doğru söyleyin siz kimsiniz ne için buradasınız? dedi.
Hıristiyan olduklarını Hıristiyanların onları mağripli hacılar suretinde
gönderdiklerini amaçlarının peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin
cesedini çalmak olduğunu bunun için en yakın ribatta oturduklarını ,Medine
halkına bol bol para dağıttıklarını gece kazıp gündüz Bakii ziyarete
gidiyormuş gibi gidip çıkardıkları toprakları kabirlerin arasına
döktüklerini itiraf ettiler. Sultan Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin
ona beni bunlardan kurtar deyişini hatırlayarak ağlamaya başladı. Mescid-i
Nebevinin önünde başlarının vurulmasını emretti. emri Mescid-i Nebevinin
şark tarafında yani cennetül Baki cihetinde tenfiz edildikten sonra şama
döndü.
Nuriddin zengi’nin Medinede ikamet ettiği ev veya Ehli
Medineye hediye ve sadakaları dağıttığı ev daha sonra daruddiyafe (ziyefet
evi) diye bilinir oldu. Bu ev Mescid-i Nebevinin kuzey tarafında Hz. Ömer
kapısının yakında idi. Ancak ikinci ssud genişletmesinde yılılıp Mescid-i
Nebevi ye dahil edildi.
Kabri Şerifin Etrafına Sur Yapılması
Hakim bi emrillehin Efendimiz sallallahu aleyhi
vesellemin kabri şerifini mısıra taşıma teşebbüsleri 386h. ile 411h. yılları
arasında olmuştu. Hıristiyanlar 557h. yılında yukarıda anlattığımız hadiseyi
meydana getirdiler. Allah her defasında nebisini kendi katından tedbirlerle
korudu. Sultan Nuriddin Zengi bu son teşebbüsten sonra tekrar böyle bir
teşebbüsün olmaması için mübarek kabirlerin etrafına bir sur yaptırma kararı
aldı.
Gerçekten bu surun yapımından sonra gizli olarak böyle
bir teşebbüs daha görülmedi.
Sultan Hücre-i Şerifenin etrafına çok derin bir hendek
kazılarak hendeğin iki tarafına demirlerle bağlı kayalardan oluşan iki duvar
örülmesini ve bu iki duvar ararının kurşunla doldurulmasını emretti. Proje
bitiğinde arka arkaya üç duvar oluştu.
Bunlardan birincisi büyük kayarın demirlerle birbirine
bağlanmasından oluşuyordu. İkincisi onun önünde biraz mesafeli aynı
vasıflarda ikinci bir duvardı. Bu iki duvar arasında yine kayaların dizilişi
gibi kalıplar halinde kurşun döküldü. Yani bu iki duvar arasında kurşundan
bir duvar olmuş oldu. Böylece üç duvar halinde Hücre-i Şerifenin etrafı
aşağıdan kuşatılmış oldu.
Kurşunları eritme işi Babusselama çok yakın “sukul
kumaşe” diye bilinen daha sonraları yanarak yok olan bir yerde yapılırdı.
Daha sonraları Hıristiyanlar farklı farklı
teşebbüslerde bulunmuşlardır. Ama Allahın hıfzı ve inayetiyle her teşebbüs
akim kalmış hedeflerine ulaşamamışlardır. Bazen Medine’ye ulaşamadan Allah
belalarını vermiştir bazen de Mescid-i Nebevi nin içinde olağanüstü olarak
helak olmuşlardır. Bu konuyu çok uzatmamak için bu olayların detaylarına
girmeyeceğiz. Bu kadarıyla iktifa edelim…
Yazıcıya Gönder
|