Maksura-i Şerife
Beşgen surun dışında bulunan dairevi sura verilen
addır. Bazıları bu surun içindekilerdir demişlerdir. Bazıları da Hücre-i
Şerife denen kısma maksure-i şerife denir demişlerdir.
Mescid-i Nebevi nin güneydoğu köşesinde bulunan Hücre-i
Şerifeyi ziyaret eden kişi bu kısmı yani Maksure-i Şerife’yi müşahede eder.
B kısım dıştan bakır ve demirlerle çevrilidir.
Kuzey ve güney tarafının uzunluğu 16 m. Doğu batı
cephesinin uzunluğu15m.dir. ilk olarak bu suru yapan Sultan Zahir Ruknuddin
Baybars dır. Sultan Zahir Ruknuddin Baybars 668h. yılında yaptırdığı maksure
tahtadan idi. Yüksekliği yaklaşık iki insan boyu idi. 694h. yılında melik
Zeynüddin yüksekliğini mescidin yüksekliğine çıkardı ve maksurenin dışına
şebeke yaptı. Bu maksure 886h. da Mescid-i Nebevinin ikinci yangını
esnasında yandı. Sultan Kayıtbay 888h. 1484 m.de şimdiki bakır ve demir
parmaklıkları gönderdi. Bu parmaklıkların ağırlığı o günün ölçüleriyle 400
kıntar idi. Yani 17817 kg. Medineye 70 deve ile taşımışlardı.
Bu maksurenin batı tarafında ki kapıda maksurenin
yapılış tarihi yazmaktadır. Kitabedeki yazı şöyledir. “bu maksureyi 888 h
yılında efendimiz Sultan Melik Eşref Ebu Nasr Kayıtbay yaptırmıştır.”
Bu maksure bu gün Hücre-i Şerife diye bilinen yerdir.
Kıble kısmına muvacehe-i şerife denir. Burası bu gün ziyaretçilerin
efendimizi ve iki halifesini selamlamak için durduğu kısımdır. Hücre-i
Şerife tarih boyu sultanların ihtimamla üzerinde durduğu yerdir. Kanuni
dultan Süleyman da hücre-i şerifenin mermerlerini yenilemişti. Suud
döneminde de hücre-işerifeye ilgi ve alaka devam etmiş bir dizi tamirat
yapılmıştır.
Hücre-i Şerife’nin Kapıları
Hücre-i Şerifeni dört kapısı vardır bunlardan birincisi
kıble tarafındaki kapıdır ki buna tevbe kapısı denir. Üzerinde gümüş
levhanın bulunduğu kapıdır. Üzerinde yapılış tarihi vardır. 1026h /1617 m.
Sultan birinci Ahmed’in Hücre-i Şerife ye hediyesidir. İkinci kapı, batı
tarafındadır. Bu kapıya vüfud direğinin yanında olmasından dolayı vüfud
kapısı denir. Üçüncü kapı doğudadır. Bu kapıya da fatıma validemizin evine
yakın olmasından dolayı Fatıma kapısı denmiştir. Bu üç kapı 668 h. den beri
vardır. Dördüncü kapı ise kuzeydedir. Bu kapıya da teheccüd namazgahına
yakın olmasından dolayı teheccüd kapısı denmiştir.
Bu kapılardan bugün sadece doğuda kii kapı
açılmaktadır. Diğerleri kapalıdır. Bu kapı da konulan kanunlarla sınırlı
bazı çok özel heyetlere veya hizmet için girmesi gerekli şahıslara
açılmaktadır. İçeriye her giren şahıs Hücre-i Şerife ye girmiş olur. Ancak
mübarek kabirlerin olduğu ve onları ihata eden beşgenin içine girmesi mümkün
değildir. Çünkü onun hiçbir kapısı yoktur. Hatta özel hizmetçiler dahi onun
arkasında ne var görmemişlerdir. Tepede bir hava deliği olduğunu
söylüyorlar. Hepsi bundan ibaret.
Yeşil Kubbe
Hücre-i Şerifenin üzerine iki kubbe inşa edilmiştir.
Biri herkesin dışarıdan gördüğü büyük kubbe olan yeşil kubbedir. Bu kubbeyi
yedinci asrın sonlarına doğru sultan kalavun inşa etmiştir. Bu kubbe hicri
678 e kadar yoktu. Sultan kalavun kubbeyi tahtadan inşa ettirmiş ve üzerini
Hücre-i Şerife yi yağmurdan korumak amacıyla kurşunla kaplattırmıştır.
Bu büyük kubbe Sultan Kayıtbay zamanında 887 h. de
çıkan yangından sonra ikinci kez inşa edilerek yenilenmiştir. Bu sefer kubbe
tahtadan değil horasandan inşa ettirmiştir. Ancak kubbe yükselip üst
seviyeye ulaşınca bazı çatlamalar olunca mühendislerle istişare ederek o
kısmı yıktırmış ve mısırdan beyaz alçı getirttirerek üst kısmını bu
maddeden yaptırmıştır.
1233 h. de Sultan 2. Mahmut zamanında kubbede
çatlamalar meydana gelince kubbenin üst kısmı yıkılarak çok sağlam bir
şekilde yeniden inşa edilmiştir. Bu inşatta edebe son derece riayet edilmiş
çekiç darbelerinin ses çıkarmaması için altlarına keçe bağlanmış ve Hücre-i
Şerifin içine bir şey dökülmesin diye kubbenin alt kısmına tahtadan sütre
konmuştur. Bu mübarek işte bulunabilmek için Medine ehlinden herkes küçük
büyük demeden çalışmıştır. Sultan 2. Mahmut iş bitiminde herkese birer
hediye dağıttırmıştır. Bugün ki kubbe halen o dur. Sultan Mahmut kubbenin
yeşile boyanmasını emretmiştir. Böylece ilk defa kubbe yeşile boyanmış
oluyordu. Kubbenin rengi daha önce kuşun kaplamalar üzerinde mavi idi. Bu
gün halen yeşile boyanmaktadır.
Hücre-i Şerifenin üzerindeki İkinci kubbe, yeşil
kubbenin yanındaki kücük kubbedir. Hicri dokuzuncu asrın sonlarına doğru
sultan Kayıtbay bu kubbeyi tahta tavanın yerine inşa ettirmiştir.
Bu iki kubbe de de küçük birer delik vardır.. Bu
deliklerin yapılışında ki amaç sema ile kabri şerifin arasının bir şeyle
kesilmemesi idi. Bu deliklerden hem güneş hem yağmur kabri şerife
girmektedir. Bu delikler güvercinlerin içeri girmemesi için çok ince bir
telle kapatılmıştır.
Kaynak: Tarihul mescidun nebviyyuşşerif Muhammed
İlyas Abdulgani
Yazıcıya Gönder
|