Mihrablar ve Suffe
Mescidi Aksaya doğru namaz
Efendimiz Medine-i Münevvere ye hicret ettikten sonra 16
ay kadar mescidi Aksaya doğru namaz kılmıştır. Bu durumda efendimizin ilk
mihrabı mescidin kuzey kısmında idi. Sırtınızı Hz Aişe direğine vererek kuzeye
doğru yürüdüğünüzde 5. direğe ulaştığınızda Bâbu Cibril sağ tarafınız da
kalacaktır. Takriben Bâbu Cibrilin buradan hizasına gelen yer efendimizin ilk
mihrabı idi.
Mihrab-ı Nebî
Yukarıda zikrettiğimiz gibi efendimiz Medine-i Münevvere
ye hicret ettikten sonra takriben 16 ay kadar bir zaman beytul makdise doğru
namaz kılmnıştır. Çünkü o zaman kıble orası idi. Daha sonra kıble tahvil ayeti
olan فول وجهك شطر المسجد الحرام ayeti
nazil olunca kıble Kâbe oldu. Kıble tahvil olunca efendimiz 10- 12 gün kadar
“ustuvanetu aişe” denilen Aişe direğine doğru namazları kıldırdı. Daha sonra
kendi mihrabı diye bilinen yere yakın bir yere geçti. Burada şunu
hatırlatmakta fayda vardır. Efendimizin mihrabı şimdi ki gibi içi mukavvas
dışa doğru çukur(bombeli) değildi. O zaman önüne aldığı bir hurma kütüğüne
karşı namaza duruyordu. Hulefe-i Raşidin zamanında da içi boş mihrablar henüz
bilinmiyordu. O tip mihrab ilk olarak Ömer b. Abdülaziz zamanında 91 h.
yılında ihdas olundu.
Şu anda Rasulullah’ın mihrabı diye bilinen mihrab tam
olarak efendimizin durduğu yerde değildir. Oraya yakın bir noktada dır. Bu
mihrabı Sultan Kayıtbay 888 h. Yılında yaptırmıştır. Arkasındaki sülüsle
yazılmış yazı bu yapıtla ilgili malumatı bize vermektedir.
Suud hükümeti de bu mihrabı 1404 h.yılında elden
geçirerek tamir etmiş ve bu tamirin de tarihini mihrabın arkasındaki eski
levhaya birkaç satır ilave ederek düşülmüştür.
Mihrabı nebevi mevzuunda şunu belirtmeden geçemeyeceğim.
Yeryüzünde en doğru mihrab mihrab-ı nebi dir. Çünkü efendimizden şöyle
buyurduğu rivayet edilmektedir. “ben Mescidimin kıblesini bana Kâbe
gösterilerek koydum” buyurmuştur.
Hz.Osman Mihrabı
Bu mihrabda Hz Osman r.a. ın kendi zamanında Mescid-i
Nebevî yi genişlettikten sonra namaz kıldırdığı yerdir. Namaz kıldırdığı yerin
üzerine Hz. Ömere yapılan suikast gibi bir suikast yapılır düşüncesiyle
biriketten bir mahfil yaptırmıştı. Genellikle bu mahfilde namaz kıldırırdı.
91 h.yılında Ömer b. Abdülaziz Mescid-i Nebevî yi
genişletirken bu mihrabı ilk defa dışa bombeli olarak inşa ettirmiştir. Bu
mihrab Hz. Osman’ın yaptığı mihrab olmasından dolayı “Osman mihrabı” diye
müştehir olmuştur.
Teheccüd Mihrabı
Teheccüd mihrabı efendimizin gece namazlarını kıldığı
yerdir. İnsanlar efendimizden ayrılıp gittiklerinde oraya bir hasır atıp namaz
kıldığını rivayet ediyorlar. Hz. Ali k.v.de orada gece namazlarını kılmaya
devam etmiştir. Efendimiz zamanında sahabiler efendimizi orada namaz kılar
görünce aynı yerde namaz kılmaya başladılar. Çoğaldıklarını gören efendimiz
artık hasırı oraya sermemeye başladı. Hasırı içeriye aldığını gören sahabe
ertesi gün efendimize sordular. “yarasulellah senin gece namaz kıldığını
görünce bizde kılıyorduk neden hasırı içeri aldın.” Efendimiz de onlara böyle
devam ederseniz gece namazı üzerinize farz kılınır sizde ona güç
yetiremezsiniz diye korktum onun için kaldırdım” buyurur.
Şu anda bu mihrab tahta dolap haline getirilerek kuran
dolabı olarak kullanılmaktadır.
Fatıma r.a. mihrabı
Teheccüd mihrabının önünde mahfilin içersinde bir mihrab
daha bulunmaktadır. Bu mihrab efendimizin mihrabı gibi bombeli bir yapıda
mermerle kaplıdır.
Hanefi mihrabı
Bu mihrab efendimizin mihrabı önünde duranın sağ
tarafında yani batı tarafında üçüncü direğin yanıdır.
Efendimizin Mescidinde bir zamanlar imamlık görevi maliki
imamlarındı. Hicri 7. asırda mısır hükümdarları tarafından birde Şafii imam
tayin edildi. Sabah namazı fecr vaktinin girmesiyle karanlıkta eda edilir,
ondan sonra malikiler kılarlardı. Fakat diğer namazları önce malikiler kılar
sonra Şafiiler kılarlardı. 9. asrın ikinci yarısında Mescid-i Nebevî nin şeyhi
Doğan şeyh 860 h.de ikinci bir mihrab inşasını emretti. Bu mihrab Hanefi
mihrabı olarak bilinen mihrabtır. Buraya bir Hanefi imam tayin edildi.
Mescid-i Nebevî nin içerisinde bulunan bu iki mihrabta da
namaz kılınır olmuştur. Ancak Hanefiler diğer imamlar kıldırdıktan sonra
kıldırmışlardır. Yalnız teravih namazlarını beraber kılmışlardır. Daha
sonraları efendimizin mihrabında bir gün biri ertesi gün diğeri kıldırmaya
başlamışlardır. 1303 senesinden itibaren bu mihrabda büyük cemaat Hanefiler
tarafından daha sonraki cemaat Şafiiler tarafından daha sonraki ise malikiler
tardından kıldırılır olmuştur. Ancak sabah namazlarında önce Şafiiler sonra
malikiler daha sonra da Hanefiler kıldırmışlardır.
Hanefi mihrabı yapıldığı günden (860h.)itibaren sultan
Süleyman’ın tamirine kadar aynı hal üzere devam etmiştir. Sultan Süleyman 938
h.de bu mihrabı siyah ve beyaz mermerlerle süsledi. Bundan sonra bu mihrab
Sultan Süleyman mihrabı olarak anılır oldu ve arkasına bunun anısı olarak da
bir kitabe yazıldı. Bu kitabe halen mevcuttur. Bu mihrabı birçok kimse sultan
Süleyman tarafından inşa edildiğini sanırlar oysa o sadece bu mihrabı tamir
ettirmiş ve arkasına da bir kitabe koymuştur. Bu kitabenin yazısından
kaynaklanan bir yanılma söz konusudur.
Suffe ve Suffe Ehli
Suffe denilen yer kıble tahvilinden sonra yapılmıştır.
Medine’ye hicret eden muhacir sahabelerden ehli Medineden tanıdığı olanlar
onların yanına gider onlarda kalırlardı. Tanıdığı olmayanlar ise Mescid-i
Nebevî ye gider orada kalırlardı. Hem efendimizi daha çok görürler hem de
ondan diğerlerinden daha fazla istifade ederlerdi. Efendimiz de onların
ihtiyaçları ile ilgilenir Medinelileri onlara yardım konusunda teşvik eder,
bizzat dertleriyle kendisi de ilgilenirdi.
Kıble beytul makdisden kabeye tahvil olununca (sene 2h.)
efendimiz kuzey duvarının yani mescidin arka kısmının tavanının örtülmesini
emretti. Bu kısma suffe adı verildi. Orada kalanlara da ehli suffe denildi.
Yukarıda da bahsedildiği gibi ehli suffe genelde kimsesiz, gariban kalacak
yeri olmayan kimselerden oluşuyordu. Ama bunlar miskin miskin oturan kimseler
de değil aksine ilim ve araştırma ehli idiler. Adetleri hakkında farklı
görüşler var olmakla beraber 600 – 700 kişi olduğu rivayet edilir. Bunların
hepsi bir anda orada olmazlardı. Gazalara gidenler, memleketine gidenler
olurdu. Bir arada oldukları anda 70 kişi civarında olurlardı. Bunlardan
bazıları fakirlikte o kadar ileri idiler ki üzerlerinde zar zor avret yerini
örtecek bir elbise bulunurdu. Ama hallerinden hiç şikâyet etmezlerdi. Amaçları
efendimizden azami derecede istifade etmekti.
Yazıcıya Gönder
• Medine • Mekke • Medine-i Münevvere (Hafız Beşir Dosyası) • Kutsal Topraklar • Makaleler • Mekke-Medine'ye Gidiyorum •
|