|
FAZÂİL-İ MEDÎNE
Ravi Enes B. Mâlik (245)
Hadis Resûlullah salla`llahu aleyhi ve
sellem `in şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Medîne (sâhası) nın şuradan
şuraya kadar (olan mahalli) haremdir, muhteremdir. Bu hudûdun ağacı
kesilmez; bu sâhada bid`at ihdâs edilmez. Kim ki, Harem-i Medîne`de (Kitab
ve Sünnet`e muhâlif) bir bid`at ihdâs ederse, Allah`ın azâbı, Meleklerin
ilenci, bütün insanların nefreti o kimse üzerine olsun.
Ravi Ebû Hüreyre (395)
Hadis Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in
şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: Medîne`nin (şarkî ve garbî şu) iki kara
taşlığı arasındaki sâhaya hurmet etmek benim lisânımla (taraf-ı İlâhî`den)
vâcib kılınmıştır. (Yine) Ebû Hüreyre demiştir ki: Nebî salla`llahu aleyhi
ve sellem `e Benî Hâris`e gelmişti. Resûl-i Ekrem bunlara: ey Benî Hârise,
zannedersem siz de Harem sâhasından hârice çıktınız! demişti. Sonra
(bunların Harem dâhilinde bulunduklarını hatırlayarak) hayır siz Harem
dâhilinde mukîmsizin, diyerek iltifat buyurdu.
Ravi Alî B. Ebî Tâlib (18)
Hadis Şöyle dediği rivâyet edilmiştir:
Benim indimde (ahkâm-ı şerîatten mektûb olan) şey, yalnız Allahu Teâlâ`nın
Kitâbıdır. Bir de Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `den (işitip yazdığım)
şu sahîfedir. (Meâli şöyledir:) Medîne`nin şuraya (, Sevr dağına) kadar "Âir"
(dağı) arası haremdir, vâcibü`l-ihtirâmdır. Kim ki, Medîne`nin bu harîmi
dâhilinde Kitâb ve Sünnet`e muhâlif bir iş işlerse, yâhud ehl-i bid`ate
yardım eylerse, Allah`ın azâbı, Melekler`in ilenci, bütün halkın nefreti bu
mübtedi`ler üzerine olsun. Bunların ne tevbesi, ne de fidyesi kabûl olunur.
Müslümanların emânı birdir; (bir müslimîn kâfire emânı, bütün mìslümanlarca
sahîhtir, mu`teberdir). Alî (Hazretleri devamla) demiştir ki: Kim ki, bir
müslümanın verdiği ahdi nakzederse, Allah`ın azâbı, Melekler`in ilenci,
bütün halkın nefreti onun üzerine olsun. Onun ne farz, ne de nâfile ibâdeti
kabûl olunmaz. Her kim de kendi mevâlîsinden ve efendilerinden başka bir
kavmi velî ve efendi ittihâz ederse, bu kimse de Allah`ın azâbına,
Melekler`in ilencine, bütün insanların nefretine uğrasın! Bu şuursuz
kimsenin ne tevbesi, ne de adâleti kabûl olunmaz.
Ravi Ebû Hüreyre (395)
Hadis Resûlullah salla`llahu aleyhi ve
sellem `in şöyle buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir: (Rabb`ım tarafından)
ben, bir karyeye (hicretle) emr olundum ki, o karye, kurâ-i âleme galebe
eder, (onun şerâfet-i nûru âfâk-ı cihâna intişâr eder). (Münâfıklar) o
karyeye "Yesrib" derler. (Hayır), o Medîne (-i kâmile) dir. Medîne (-i
tâhire), eşhâs-ı habîseyi giderir, (dışına atar) demirci körüğünün demirin
kirini giderdiği gibi.
Harem-i Medîne`ye İhtirâm Hakkında Ebû
Hüreyre Hadîsi (3)
Ravi Ebû Humeyd Ensârî-i Sâidî (8)
Hadis Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem ile
berâber Tebük (gazâsın) dan dönüp karşımızda Medîne görülünce Resûlullah`ın:
"İşte Tâbe!" buyurdu, dediği rivâyet edilmiştir.
Bir Zamanlar Medîne`nin Metrûk Kalacağına
Dâir Rivâyetler (8)
Ravi Ebû Hüreyre (395)
Hadis Resûlullah salla`llahu aleyhi ve
sellem `in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: (Bir zaman
gelecektir ki, nesl-i âtî) Medîne`yi şu bulunduğu hayr-ü letâfetiyle
bırakacaklar da Medîne`de nihâyet rızkını arayan hayvanlardan, kuşlardan
başka sâkin hiç bir insan bulunmayacaktır. Medîne`ye en son gelen ve
koyunlarına sayha ederek giren Müzeyne kabîlesinden iki çoban olacaktır.
Bunlar da Medîne`yi bomboş, vahşet-engîz bir halde bulacaklar ve "Seniyyetü`l-vedâ"
a vardıklarıda bunlar da yüzleri üstüne düşeceklerdir.
Ravi Süfyân İbn-i Ebî Züheyr
Hadis Resûlullah salla`llahu aleyhi ve
sellem `in şöyle buyurduğunu işittim, dediği rivâyet edilmiştir: Yemen
(kıt`ası) feth edilecektir. Yemen fâtihleri hayvanlarını (Medîne`ye) sevk
edip âilelerini ve etbâını yükleyecekler, (ve Yemen`e göç edecekler) dir.
Halbuki bunlar bilseler, Medîne kendileri için hayırlı (bir vatan) dır. Şam
(hıttası) da feth edilecektir. Şam fâtihleri de hayvanlariyle dönüp
(Medîne`ye) gelecekler ve ehl ü etbâını yükleye (rek Şam`a göç ede)
ceklerdir. Bunlar da bilseler ki, Medîne kendileri için hayırlı (bir me`vâ)
dır. Irak (havâlîsi) de feth edilecektir. Irak fâtihleri de (kerban hâlinde)
hayvanlarını sürüp gelecekler, âile ve etbâını yükleye (rek Irak`a hicret
ede) ceklerdir. Bunlar da bilseler ki, Medîne (-i Tâhire) kendileri için
hayırlı (bir vatan)dır; (Medîne`den ayrılmazlardı).
Ravi Ebû Hüreyre (395)
Hadis Resûlullah salla`llahu aleyhi ve
sellem `in: "Yılan yuvasından toplandığı gibi (ehl-i) îmân da Medîne`ye
toplanır" buyurduğu rivâyet edilmiştir.
Ravi Sa`d B. Ebî Vakkâs (17)
Hadis Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem
`in: "Medîne ahâlîsine bir kimse mekr ü cinâyet etmek istemez mi, muhakka o
şahs-ı mekkâr, tuzun suda eridiği gibi erir (, mahvolur)." buyurduğunu
işittim, dediği rivâyet edilmiştir.
Ravi Üsâme B. Zeyd B. Hârise (15)
Hadis Şöyle dediği rivâyet edilmiştir: (Bir
def`a) Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem yüksek bir mahalden Medîne evleri
arasından yükselen köşklere bakarak: "Benim gördüğüm mehâliki siz
görebiliyor musunuz?. Ben, evlerinizin aralarına dökülen fitne ve felâket
mahallerini şiddetli yağmur sellerinin açtığı yarlar gibi (gözümle)
görüyorum" buyurdu.
Ravi Ebû Bekre Nufey` B. Hâris (18)
Hadis Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem
`in: "Medîne`ye Mesîh Deccâl`ın (değil kendisi) korkusu (bile)
giremeyecektir. O fitne günlerinde Medîne`nin yedi kapısı olacak, her kapıda
(muhâfız) iki Melek bulunacaktır" buyurduğu rivâyet edilmiştir.
Ravi Ebû Hüreyre (395)
Hadis Resûlullah salla`llahu aleyhi ve
sellem `in: "Medîne`nin kapılarında ve medhallerinde (muhâfız) birtakım
Melekler vardır. Medîne`ye ne Tâûn, ne de Deccâl giremez" buyurdu, dediği
rivâyet edilmiştir.
Ravi Enes B. Mâlik (245)
Hadis Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in
şöyle buyurduğu rivâyet edilmiştir: İslâm beldelerinden hiç birisi kalmaz
ki, onu Deccâl (orduları) çiğnememiş olsun; yalnız Mekke ile Medîne bu
istîlâdan masûn bulunur. Medîne`nin kapı ve medhallerinden hiç birisi
bulunmaz ki, orayı saf saf Melekler muhâfaza etmemiş bulunsun. Sonra
Meleklerin bu sûretle damân ve muhâfazasında bulunan Medîne şehri ahâlîsi
ile berâber üç def`a sarsılır; Medîne`de ne kadar kâfir ve münâfık varsa
bunları Cenâb-ı Hak Medîne hâricine atar; (Medîne`de hâlis mü`minler kalır).
Ravi Ebû Saîd-i Hudrî (71)
Hadis Resûlullah salla`llahu aleyhi ve
sellem`in Deccâl (ın ahvâl ve ef`âlin) den uzun boylu bahsettiği sırada
şöyle buyurdu dediği rivâyet edilmiştir: Deccâl, (Medîne`ye de) gelecektir.
Fakat Medîne kapısından içeri girmek ona haram kılınmıştır. Yalnız Medîne
etrâfındaki bazı çoraklı, çakıllı arâzîye inecektir. O gün Medîne halkının
en hayırlı bir sîmâsı, yâhud nâsın hayırlı sîmâlarından birisi (Hızır
Aleyhi`s-selâm) Deccâl`a karşı çıkar, ve: - Şehâdet ederim ki, muhakkak sen,
Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem `in bize haber verdiği Deccâl`sın!
der. Bunun üzerine Deccâl, başındaki erbâb-ı şakavete: - Şimdi ben bu adamı
öldürür, sonra diriltirsem benim (ulûhiyet) iddiamda şübhe eder misiniz?
diye sorar. Eşkiyâ gürûhu: - Hayır, şübhe etmeyiniz, derler. Deccâl,
(Hazret-i Hızr`ı) hemen öldürür, sonra da diriltir. Ve dirildir diriltmez
Hızır: - Va`llâhi benim, senin Deccâl olduğun hakkındaki şimdiki kanâatim,
bundan evvelki îmânımdan daha kuvvetlidir, der. Bu def`a Deccâl maiyetine: -
Bu adamı öldürünüz! der. Fakat bundan sonra Deccâl (ne) Hızr`ı, (ne de
başkalarını) katle muktedir olamaz.
Ravi Câbir B. Abdullâh (84)
Hadis Şöyle rivâyet edilmiştir: (Bir kerre)
bir A`râbî Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `e gelip İslâm üzere arz-ı bîat
etmişti. Ferdâsı günü bu adam mahmûn olarak (huzûr-ı Risâlet`e) geldi. Ve: -
Yâ Resûla`llah beni ikale buyurursunuz. (Hâl-i bedeviyete avdetime müsâade
ediniz!) dedi. Resûlullah bu teklîfi üç def`a kabulden imtinâ` etti. Ve
sonra: - Medîne şehri demirci körüğü gibidir; temizi alıkor; kiri, pası
dışarı atar, buyurdu.
Ravi Enes B. Mâlik (245)
Hadis Nebî salla`llahu aleyhi ve sellem `in
(Medîne-i Münevvere hakkında) şöyle duâ buyurduğu rivâyet edilmiştir: Yâ
Rab! (Dünyâ) berekâtından Mekke`ye bahşettiğin lûtf u kereminin iki mislini
Medîne şehrine müyesser kıl!.
Ravi Ümmü`l-mü`minîn Âişe (234)
Hadis (Hicret`in ilk günlerinde Medîne`nin
Muhâcirler üzerindeki sû-i te`sîri ve Resûl-i Ekrem`in ed`iye-i seniyyeleri
hakkında) Hazret-i Âişe radiya`llahu anhâ`dan şöyle dediği rivâyet
edilmiştir: Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem Medîne`ye hicret
ettiğinde (babam) Ebû Bekr ile Bilâl sıtmaya tutulmuştu. Ebû Bekr`i sıtma
hummâsı yakalayınca şu meâldeki beyti inşâd ederdi: "Yesrib diyârında her
kişi âilesi içinde mes`ûd sabahlamışken bir de ölüm ansızın yakalar, akşama
diri bırakmaz". Bilâl-i Habeşî de kendisinden hummâ nöbeti sıyrılınca şu
meâldeki rübâîyi söyliyerek sesini yükseltirdi: "Şunu bilmek isterim ki:
Mekke vâdîsinde etrâfımı izhir ve celîl otları sararak bir gece olsun
geceler miyim?. Bir gün gelip de Ukâz`daki Mecenne sularının başına varır
mıyım? Mekke`nin Şâme, ve Tufeyl dağları acaba bir kere daha bana görünürler
mi?". Yine Bilâl-i Habeşî: "Yâ Rab! Şeybe İbn-i Rebîa`ya, Utbe İbn-i Rebîa`ya,
Ümeyye İbn-i Halef`e gadab eyle! Nasıl ki bunlar (zulmedip) bizi ana
yurdumuzdan çıkardılar, vebâ diyârına gelmeğe mecbûr ettiler" diye bed-duâ
ederdi. Resûlullah salla`llahu aleyhi ve sellem bunları işittikten sonra: Yâ
Rab! Mekke`yi bize sevdirdiğin gibi Medîne`yi de sevdir! Yâhud onu daha
ziyâde sevdir! Yâ Rab! Sâ` ile Müd ile ölçülen erzak ve ekvâtımıza feyz ü
bereket ihsân eyle! Yâ Rab! Medîne`nin havasını bizim için tashîh ve ilel ü
emrazdan sâlim kıl! Hummâsını ve sıtmasını da Mekke`nin Cuhfe`sine nakl
eyle! diye duâ buyurmuştur. (Duâ-i Nebevî`nin karîn-i icâbet olduğuna işâret
ederek) Hazret-i Âişe demiştir ki: Medîne`ye hicret edip geldiğimizde,
Medîne, Allah`ın en vebâlı, hastalıklı bir diyârı idi. Medîne`nin Buthân
sahrâsındaki vâdîden acı, pis bir su da akardı, demiştir.
|