Hacerü'l Es'ad (Esved)
Hakkında Bilgi
Saâdetli bir taştır. Cenâb-ı
Hakk'ın her işinde bir hikmeti vardır. Kâbe bir binadır ve biz namazda o
tarafa doğru döneriz. Fakat esas bizim dönüşümüz "Eyne mâ tüvellû fesemme
vechullâh" âyetiyle de anlatıldığı gibi, Allah'adır. Yani biz Cenâb-ı
Hakk'ın marziyatına teveccüh etmiş oluruz.
Cenâb-ı Hakk bazı yerlere kutsiyet lütfetmiştir. Meselâ Mescid-i Aksâ,
Mescid-i Haram ve Ravza-i Tâhire hep mukaddestirler. Evet, Allah Rasûlünü
bağrında taşıyan yerin taşı ve toprağı mukaddestir. Binlerce şâhidin
şehâdetiyle onun toprağını şifâ niyetiyle kullananlar şifâ bulmuşlardır.
Bu mucaveretten, o belde de mukaddestir.
Mülk sahibi Allah'tır ve mülkünde istediği gibi tasarruf eder. İnsanı
bütün hayvanat âleminden üstün kıldığı gibi, İki Cihân Serveri'ni de
meleklerin dahi önüne geçirmiş ve üstün kılmıştır. O istediğini yapandır.
Şerefli ve azız kılmak da, hor ve zelîl kılmak da O'nun elindedir. Ve işte
O Allah, bir taşı azız kılmış ve o taş bütün inananların nezdinde mukaddes
kabûl edilmiştir. Bize düşen Cenâb-ı Hakk'ın, hangi nur ve hangi sırra
ma'kes yaptığını bilmek değil, O'nun mübârek saydığı şeylere saygılı
olmaktır.
Allah Rasûlünün hutbe verirken yaslandığı hurma kütüğü, Ondan
ayrılınca, dayanamayıp ağlıyor.. sonra İki Cihân Serveri'nin onu
istilâmıyla kutsileşiyor ve Cennet ağaçlarından bir ağaç olmaya hak
kazanıyordu.
Ashâp-ı Kehfin köpeği, sadâkatından dolayı mükâfatlandırılıyor ve
nev'ini temsilen, bir kısım hadîslerin rivâyetiyle, Cennet yolları
kendisine açılıyor. Hacer'ül-es'ad'a gelince o da, bize kadar nakledilip
gelen bazı rivâyetlere göre Hz.İbrahim'in (as) Kâbe'yi inşâ ederken
kullanmak üzere Ebu Kubeys Tepesinden alıp getirdiği ve iskele olarak
kullanmak üzere üstüne çıkıp Kâbe duvarlarını ördüğü bir taştır. İşte Hz.
İbrahim gibi bir Halilullah'ın ayağını bastığı bu taş, Cenâb-ı Hakk'ın
bahşettiği kutsiyetle azîz kılınmıştır.
O'nun Cennetten gelen bir taş olduğuna dair de rivâyetler vardır. Belki
de gökten gelen bir meteor, bir gök taşıdır. Meleklere ait ulvî bir
âlemden geldiği için kendisine bu değer verilmiştir. Geliş keyfiyeti ne
olursa olsun bugünkü durumuna te'sir etmez. Ne olursa olsun o, bizler için
mukaddes bir taştır. Ona taş diyoruz ama, bu onu başka bir kelimeyle ifâde
edemediğimiz içindir. Onun mâhiyetini ifâdeye daha uygun bir kelime
bulunmuş olsaydı onu söylerdik. Bu bir edep meselesidir.
İşin mâhiyeti ne şekilde ve nasıl olursa olsun, bizim için mühim
değildir. Oraya bir tahta parçası konulsaydı ve Hacer'ül-Es'ad'a verilen
kutsiyet ona verilseydi biz onu da aynı saygı ve hürmetle istilâm eder ve
bu taşa karşı yaptığımız aynı şeyleri bu defa ona karşı yapardık. Zira biz
neticeyi hep Rabbimiz'e dayandırıyor ve esasen bekleneni O'nun engin
Rahmetinden ve her şeyi de O'nun muhit ilim ve Kudretinden bekliyoruz.
Hz. Ömer, onu öperken "Ey taş biliyorum ki, sen bir taşsın, ne fayda ne
de zarar verebilirsin. Eğer Allah Rasûlünün seni öptüğünü görmeseydim seni
asla öpmezdim" der. Arkasında duran Hz. Ali fısıldar. “Ya Ömer! O'nda
saklı sırları bilseydin şimdi ona böyle seslenmezdin!'” mukâbelesinde
bulunduğu rivâyet edilir. Her şeyin en doğrusunu Allah bilir.
Hacerü'l-Esved
İçin Hakemlik
O asırda, değişik problemlerden ötürü herkes O’na
(peygamberimize)müracaat ederdi. Bir gün, Kabe’nin tamiri ki O da bu
tamirde çalışmıştı. Hacerü’l-Esved’i yerine koyma mes’elesi, değişik kavim
ve kabileler arasında, bir kızıl-kıyametin nüvelerini taşıyordu.. bir-iki
gün içinde bu iş halledilmezse, mutlak bir harp kaçınılmazdı. Yukarıda da,
bir mes’ele münasebetiyle söylediğimiz gibi, Allah Resûlü’nün, Hacerü’l-Esved’i
yerine yerleştirmek suretiyle problemi çözmesi ve bu mes’eleyi en güzel
şekilde halletmesi böyle korkunç bir yangını önleyivermişti. Hacerü’l-Esved’i
yerine koymak için bir bez serip ortasına Hacerü’l-Esved’i koydu.. sonra
da kavim ve kabile liderlerini çağırarak hepsine bu bezin bir ucundan
tutmalarını teklif etti.. ardından da Hacerü’l-Esved’i, yerine bizzat
kendisi yerleştirdi.
Şimdi tafsilatına girmeyeceğimiz bu hâdisede, Allah Resûlü’nün,
risaletten evvel dahi, nasıl bir fetânete sahip olduğu apaçık meydandadır.
Zira O, hakem olarak O’na müracaat edilen mes’ele-lerde, yirmi-yirmi
beş yaşındayken (değil nübüvvet ile teyit edilip, değişik derinlikler
kazandığı, kazanıp, namütenahiliğe açıldığı ve Allah'ın (cc) Rahle-i
Tedrisi önüne oturup her şeyi O’ndan aldığı dönem) vahye kapalı olduğu
devrede dahi ruhunun coşan ilhamlarıyla verdiği kararlarda kendini tanıyıp
bilenlerin sînesine öyle taht kurmuştu ki, Kureyş kafirleri mescidin
kapısından O’nun içeriye girdiğini görünce sevinç çığlıklarıyla: “Bu,
Muhammedü’l-Emîn, O’nun hakemliğine razıyız” demişlerdi. O gelmiş ve
problemler çözülmüştü. Evet O, hem de hiç düşünmeden, beklemeden, eline
kalem almadan, şununla-bununla görüşüp yol-yöntem araştırma-dan, çok rahat
ve yağdan kıl çeker gibi halledivermişti. Bu O’nun için çok basitti ama,
hiç kimse de buna itiraz etmemişti, edemezlerdi de; çünkü onlar, O’nu
hakem tayin etmişler, O da falsosuz, fiyaskosuz ve herkesi hoşnut edecek
şekilde hakemliğini yerine getirmişti.
O’nun hayatında geriye atılmış bir adım yoktu.. yoktu; zira O,
Allah’tan (cc) gelenleri çok iyi anlayacak bir fetanete sahipti. O’ndaki
bu fetanet bir gül tomurcuğu gibi açılmış, açıldıkça rengârenk bir hâl
almış ve insanlığın problemli, tatminsiz, ekşi yüzüne tebessüm olarak
aksetmiştir. O’na ait büyüklük buudlu sırlar bitti dersiniz, oysa ki
bitmemiştir, (Yûnus’un diliyle) o tomurcuk içinde daha nice tomurcuklar
vardır. Evet, bütün hayat-ı seniyyeleri boyunca O’na daima müracaat
edilmiş, O da müracaat edenleri mahzun ve mükedder geriye çevirmemiş ve
onların problemlerini halletmiştir. İşin daha başında alabildiğine fitneye
açık bu cemaat devamlı problem üretiyor, O da teker teker bunları
çözüyordu.
| Notlar: Hacerül esved hakkında
efendimiz a.s. şöyle buyurmuşlardır. "O sütten daha beyaz idi onu
insanoğlunun günahları siyahlaştırdı.
|
Yazıcıya Gönder
• Giriş • Yukarı • Evlerin Anası • Hacer-ul Esved • Kâbe • Kabe ve Mirac • Kabe ile İrtibatlı Şehirler • Allah Kâbe'yi İnsanlar için Kıyam Kıldı • Kutsal Mekan Kâbe • Harem Hakkında Bilgiler • Kâbe Hakkında • Mekke-i Mükerreme • Metafta Bir Ayet • Vedâ Hutbesi • |