Mehmet ALTAN Web Sitesi

  Allah Kâbe'yi İnsanlar için Kıyam Kıldı

''Allah Kâbe'yi (Beytü'l Haram'ı) İnsanlar İçin (Ona Tutunup Kalkındıkları) Bir (Mahall-i Kıyam ve Mesned-i) Kıyam Kıldı.'' (5/97)

Bu ayet-i kerime değişik açılardan değerlendirilebilir:

1. Ka'be, yeryüzünün kalbi durumundadır. O arzın merkezinden "Sidretü'l Münteha"ya kadar ins-cin ve meleğin her zaman çevresinde dönüp durduğu öyle nurdan bir sütundur ki, her an, görünen görünmeyen milyarlarca temiz ruh, onun harimine ulaşmak için, ciddi bir vuslat arzusuyla can atıp durmaktadır. İşte sadece bu yönüyle Ka'be'ye, yeryüzünde Sidre'nin izdüşümü dense yeridir. Sanki Cenab-ı Hak, umum insanlara ve hususiyle de peygamberlere bakarken, bu ikiliği bizler için gez-göz-arpacık gibi kullanmakta ve değerlendirmelerini ona göre yapmaktadır. Bu bakımdan çok rahatlıkla diyebiliriz ki, Ka'be'nin durumu adeta bir ölçü birimidir ve dünyanın varlığı dâhil pek çok şey mevcudiyetini onun varlığına göre programlamış gibidir.. evet Ka'be olmasa, onların da bir anlamı kalmayacaktır. Nitekim bir çok peygamber sözünde, Ka'be'nin yıkılması, bu hususa işareti de ihtiva eder şekilde kıyamet alameti olarak anlatılmıştır. Bunun manası şudur: "Ka'be'nin yıkılması, yeryüzünün gök ile olan irtibatının kesilmesi demektir. Gökten kopuk bir dünyanın mevcudiyetinin ise hiçbir anlamı yoktur. Evet madem ki dünya, onu varlığının gayesine ulaştıracak hedef ölçüsünde bir vesilesini yitirmiştir. Öyleyse o dünya varlık sahnesinden de silinmelidir... Görüldüğü gibi Ka'be, bu hüviyetiyle yeryüzünün ayakta kalabilmesinin tek rüknüdür ve o, melekûtî yanıyla hep bu misyonu eda etmektedir. Demek ki, eğer bir gün Ka'be, varlık gayesini yitirirse, gidip aslına avdet edecektir. Bu gerçeği teyid eden bir müşahadeyi bilhassa arz etmek istiyorum. Müşahede İmam Rabbani müntesiplerinden bir Kutb'a aittir. O zat şöyle diyor: "Ka'be'yi tavaf ediyordum. Birden Ka'be'nin göğe doğru yükseldiğini müşahede ettim. Bir taraftan yükseliyor, diğer taraftan da insanların layıkıyla kulluk yapmamalarından şikayetini dile getiriyordu. Eteklerinden tutup yalvardım ve geri dönmesi için istirhamda bulundum..." Ruhu ve sırrıyla gitmeyip yerinde kaldı mı, kalmadı mı?.. o ölçüde bir müşahid olmadan bir şey söylemek çok zor…

Günümüzdeki durum da ondan daha farklı olacağı kanaatinde değilim. Ancak Allah'ın lütfunun enginliğine güveniyoruz. kim bilir belki de, inanan insanların yürekler acısı hali, öyle bir saygısızlığa maruz kalan Ka'be intizarından kaynaklanmaktadır..!

2. İnsan, İslamiyet'i ferdî olarak da yaşayabilir ve şahsına ait mükellefiyetleri bakımından bunda muvaffak da olabilir ancak, umumî manada Cenab-ı Hakk'ın lütuflarına mazhariyet ve bu mazhariyeti kamil manada temsil, ancak ve ancak cemaatle mümkündür. İşte Ka'be böyle bir cemaatlaşmanın kayyimi ve koruyucusu durumundadır. Milyonlarca insanın ona yönelerek namaz kılmasından alın da, hac ve umrede yine milyonlarca insanın onun hariminde bir araya gelip ve onun etrafında kenetleşmesine kadar, pek çok vesile ve vasıta, inanan insanlardaki cemaat şuurunu pekiştirmekte ve sürekliliğini de temin etmektedir. Burada haccın evrensel bir kongre olma esprisini de unutmamak gerekir. Evet, layıkıyla eda edilen bir hac, aynı zamanda bütün Müslümanlarca yapılmış dünya çapında bir kongredir. Şuurunda olunabilse, İslam alemine ait problemlere bu vesile ile bir kısım çareler bulmak mümkün olacaktır. Bugün hac bu fonksiyonunu eda edemiyorsa, kusur Müslümanlar'daki şuur eksikliğindendir. Yoksa hacda, her zaman böyle bir potansiyel güç mevcuttur. Görüldüğü gibi Ka'be, bu vasfı itibariyle de her zaman insanlar için bir kıyam ve onları ayakta tutan bir güç kaynağı durumunda.

3. Ka'be teker teker her mü'minin kuvve-i maneviyesini takviye açısından da bir kıyam ve destektir. Zira Ka'be'ye yönelen her mü'min, içinden geçen bazı şüphe ve tereddütlere karşı, milyonlarca insanın -ki bunların arasında yüzbinlerce evliya, asfiya ve kalb gözü açılmış insan da vardır- Ka'be'ye yönelmesini önemli bir hüccet olarak görür ve itminana ulaşır. Hatta insan, Ka'be'nin de taştan topraktan bir bina olduğu ve hiçbir kudsiyetinin bulunmadığı yolunda kalbine sürekli şüpheler atmak isteyen nefis ve şeytanı da bununla susturabilir. Evet, eğer Ka'be'nin mahiyetinde böyle kudsi bir cazibe olmasaydı, yüzbinlerce deha çapında maneviyata açık insan, hiç ona bu denli yönelir ve alaka gösterir miydi? der ve bununla bir ölçüde imanını takviye eder.

4. Yeniden diriliş hareketinin de Ka'be'nin insanlar için kıyam olma vasfıyla ciddi bir alaka ve irtibatı vardır. Dirilişin hangi seviyede gerçekleştiğinin ölçü birimi Ka'be hakikatının anlaşılması oranındadır. Bir gün bu oran en üst limite ulaşırsa, diriliş de en üst seviyede gerçekleşmiş olacaktır.

Hasılı, Ka'be, her zaman insanların gözlerinin nuru, dizlerinin dermanı, hislerinin de güç ve heyecan kaynağı olagelmiştir. İnanan insanların din ve dünyaları onunla ahengini korumuş ve o adeta kalb-i umumi için her zaman bir balans vazifesi görmüştür. Allah'a yönelenler onunla yönelmiş; namaz, hac onunla sımsıkı irtibat içinde yerine getirilmiş; itminan arayanlar, onun ve çevresinde olup bitenlerin mülahazasıyla sükunet ve doygunluğa ermiş; gurbet hisleriyle inleyenler onun hariminde üns esintilerini duymuş ve vahşetlerinden sıyrılabilmişlerdir. O kalbten sidretü'l-müntehaya uzanan çizgide hem bir mihrab ve mihrab ötesi hem de bütün kevn ü mekanların, arzın mübarek bir buk'asında tahaccür etmiş en anlamlı sesidir.

Allah (cc), O'nun vesayetini üzerimizden eksik etmesin!

 Yazıcıya Gönder

 

• Giriş • Yukarı • Evlerin Anası • Hacer-ul Esved • Kâbe • Kabe ve Mirac • Kabe ile İrtibatlı Şehirler • Allah Kâbe'yi İnsanlar için Kıyam Kıldı • Kutsal Mekan Kâbe • Harem Hakkında Bilgiler • Kâbe Hakkında • Mekke-i Mükerreme • Metafta Bir Ayet • Vedâ Hutbesi •

Sitemizin Bütün Sayfaları 1024/786 çözünürlükte hazırlanmıştır
En iyi görünümü İE 5.5 ve üstü ile elde edebilirsiniz.