Mehmet ALTAN Web Sitesi

  Ağlayan Hurma Ağacı Gövdesi

Ağlayan Hurma Ağacı Gövdesi

Asrı saadette Efendimiz mescidinde hutbeleri orada bulunan belli bir hurma ağacı gövdesine dayanarak verirdi. Cemaat kalabalıklaşınca yani Müslümanların adedi artınca marangozlar efendimize cemaati komple görebileceği cemaatin da onu görebileceği bir minber yapmayı düşündüler. ve yaptılar. Bir müddet sonra bu hurma ağacı gövdesi aynen ızdıraplı bir deve yavrusunun çıkardığı ses gibi ses çıkarmaya başladı. Bu sesi sahabelerden bir çoğu duyuyordu. Efendimiz bir defasında minberden inerek elini onun üzerine koydu. Ve onunla konuştu. Ona neden ağladığını sordu. Oda kendisinden ayrıldığı için ağladığını söyledi. Bu olayı Üstad Bediuzzaman Said Nursi Mektubatında şöyle nakleder.

Evet, Mescid-i Şerifte, hurma ağacından olan kuru direk, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hutbe okurken ona dayanıyordu. Sonra minber-i şerif yapıldığı vakit, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm minbere çıkıp hutbeye başladı. Okurken, direk deve gibi enin edip ağladı; bütün cemaat işitti. Tâ Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm yanına geldi, elini üstüne koydu, onunla konuştu, teselli verdi, sonra durdu Şu mucize-i Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm, pek çok tariklerle, tevatür derecesinde nakledilmiştir.

Evet,  mucizesi çok münteşir ve meşhur ve hakikî mütevatirdir. Sahabelerin bir cemaat-i âlisinden on beş tarikle gelip, Tâbiînin yüzer imamları o mucizeyi, o tariklerle, arkadaki asırlara haber vermişler. Sahabenin o cemaatinden ulema-i Sahabe namdarları ve rivayet-i hadisin reislerinden Hazret-i Enes ibni Mâlik (hâdim-i Nebevî), Hazret-i Câbir bin Abdullahi'l-Ensârî (hâdim-i Nebevî), Hazret-i Abdullah ibni Ömer, Hazret-i Abdullah bin Abbas, Hazret-i Sehl bin Sa'd, Hazret-i Ebu Saidi'l-Hudrî, Hazret-i Übey ibni'l-Kâ'b, Hazret-i Büreyde, Hazret-i Ümmü'l-mü'minîn Ümmü Seleme gibi meşâhir-i ulema-i Sahabe ve rivayet-i hadisin rüesaları gibi, herbiri bir tarikin başında, aynı mucizeyi ümmete haber vermişler. Başta Buharî, Müslim, kütüb-ü sahiha, arkalarındaki asırlara o mütevatir mucize-i kübrâyı tarikleriyle haber vermişler.

İşte, Hazret-i Câbir tarikinde der ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm hutbe okurken, Mescid-i Şerifte   denilen kuru direğe dayanıp okurdu. Minber-i şerif yapıldıktan sonra, minbere geçtiği vakit, direk tahammül edemeyerek, hamile deve gibi ses verip inleyerek ağladı. Hazret-i Enes, tarikinde der ki: Camus gibi ağladı, mescidi lerzeye getirdi. Sehl ibni Sa'd, tarikinde der: Hem onun ağlaması üzerine, halklarda ağlamak çoğaldı. Hazret-i Übeyy ibni'l-Kâ'b, tarikinde diyor: Hem öyle ağladı ki, inşikak etti.

Diğer bir tarikte, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti:

 

 Yani, "Onun mevkiinde okunan zikir ve hutbedeki zikr-i İlâhînin iftirakındandır ağlaması."

Diğer bir tarikte, ferman etmiş:

 Yani, "Ben onu kucaklayıp teselli vermeseydim, Resulullahın iftirakından kıyamete kadar böyle ağlaması devam edecekti."

Hazret-i Büreyde, tarikinde der ki: Ciz' ağladıktan sonra, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm elini üstüne koyup ferman etti:

 Sonra o ciz'i dinledi, ne söylüyor. Ciz' söyledi; arkadaki adamlar da işitti:

 Yani, "Cennette beni dik ki, benim meyvelerimden, Cenâb-ı Hakkın sevgili kulları yesin. Hem bir mekân ki, orada beka bulup, çürümek yoktur." Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etti:  Sonra ferman etti:  İlm-i kelâmın büyük imamlarından meşhur Ebu İshak-ı İsferânî naklediyor ki: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm direğin yanına gitmedi. Belki direk onun emriyle onun yanına geldi. Sonra emretti, yerine döndü.

Hazret-i Übey ibni Kâ'b der ki: Şu hadise-i harikadan sonra Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm emretti ki, "Direk minberin altına konulsun." Minberin altına konuldu-tâ Mescid-i Şerifin tamiri için hedmedilinceye kadar. O vakit Hazret-i Übeyy ibni Kâ'b yanına aldı; çürüyünceye kadar muhafaza edildi.

 

Meşhur Hasan-ı Basrî, şu hadise-i mucizeyi şakirtlerine ders verdiği vakit ağlardı ve derdi ki: "Ağaç, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma meyil ve iştiyak gösteriyor. Sizler daha ziyade iştiyaka, meyle müstehaksınız."

Biz de deriz ki: Evet, hem ona iştiyak ve meyil ve muhabbet, onun sünnet-i seniyyesine ve şeriat-ı garrâsına ittibâ iledir.” 

EL-TEMR (hurmanın kuru hali)

Hurmanın oluşumunda vardığı son şekle temr denir. Yani kurumuş, veya diğer bir ifadeyle kuru yemiş haline gelmiş hurma demektir. Hurma insan bünyesini ayakta tutacak bütün ihtiyacâtı karşılayan unsurları ihtiva eder. Çok kuvvetli bir gıdadır. Bir kg. etin sağladığı enerjiyi veya üç kg. balığın sağladığı enerjiyi sağlar.

Modern ilim henüz hurmanın tam teşhisini koymamış veya koyamamıştır. Eğer koymuş olsaydı bir çok durumda reçeteye hurma yazacaktı. Çünkü hurma vücuda direnç kazandırıyor bir çok hastalığın önünü alıyor. Göze fer, dizlere kuvvet oluyor. Baş dönmesi, zihin zafiyeti hazımsızlık gibi farklı bir çok durumun şifa bulmasına yardımcı oluyor.

Hurma ve İnsan Arasında ki Benzerlik

Hurma ağacı ile insan arasında sıkı bir benzerlik bağı vardır. Zaten o aynı çamurdan yaratılmıştır. Dolayısıyla benzerlik veya akrabalık Adem a.s. daha çamurken başlamıştı. Bu benzerlikleri şöyle sıralayabiliriz.

  • İnsanda hurmada dik ve geniş bir gövdeye sahiptirler.
  • İkisinde de erkeklik ve dişilik vardır.
  • İkisi de ancak döllenme ile çoğalır. Ve meyve verir.
  • İkisinin de kafaları kesildiğinde ölürler.
  • İkisinin de kalbi kuvvetli bir darbeye maruz kalırsa ölürler.
  • İnsanın cismindeki kıllar ve saçlar gibi hurma ağacında da lifler vardır.
  • İnsanın şiddetle suya ihtiyacı olduğu gibi onunda çok bol suya ihtiyacı vardır.
  • Ömrü insan ömrü kadardır.
  • Yavrulaması insanın yavru adedine denktir.
  • Gençlik ve ihtiyarlık yaşları da insanın yaşlarına benzer

Hurmanın Tarihi

Hurma nın sekiz bin sene önce Hint yarımadasının batısında yetiştirildiği söylenmektedir.

Aynı zamanda eski mısırda da hurma olduğu araştırmalar sonucu ortaya çıkmıştır.eski Mısırda evlerin tavanlarını hurma dalları ile süsledikleri ortaya çıkmıştır.

Firavunlar dönemi figürlerinde hurma temalarının bulunduğu görülmüştür.Yine firavun reçetelerinde tedavide hurmanın kullanıldığı tesbit edilmiştir.

Eski zaman Yahudi paralarının da üzerinde hurma resimleri görülmüştür.

İsa A.S.’ın doğumundan önce hurmanın varlığından Kur’an-ı Kerim bahsetmektedir. Bazı kaynaklarda Rabbimizin Meryem suresinde Meryem validemize hurma ağacını sallamasını ve taze hurma yemesini tavsiye etmesinden yola çıkarak doğum öncesi tüm gıdasının hurma olduğuna hükmetmektedirler.

Tarih araştırmacıları Irakta da çok eski tarihlerde hurmanın yetiştirildiğini görmüşlerdir. ve Babil ehlinin (Keldaniler ve Aşuriler) Hurmayı çok kullandıkları yine tarihi kaynaklarda sıkça bahsedilmektedir. Bu uygarlıklar tarih öncesi  ırakta yaşamışlardır.

Tarih Kitapları İspanya ve Portekizde tarih öncesinde Hurma’nın ekilip dikildiğinden bahsetmektedir. Abdurrahman El- Dahil ispanyaya hurma fidelerini getirip sarayının önüne diktirmiştir.


Hurmayla ilgili diğer sayfalar

• Giriş • Yukarı • Hurma şifadır • Hurma ve Meryem Anamız • Ağlayan Hurma Ağacı Gövdesi • Kur'an ve Hurma • Hurma tam bir öyünlük yemektir • Hurma'nın Yetiştiği Yerler •


Sitemizin Bütün Sayfaları 1024/786 çözünürlükte hazırlanmıştır
En iyi görünümü İE 5.5 ve üstü ile elde edebilirsiniz.