|
Sayfanın Sözü :
... Her
iki çocuktan biri haberden kötü etkileniyor. Diğer bir ifadeye gelecek
10-15 yıl içinde yetişecek genç neslin yarısı dünyayı karamsar
yorumlayacak ve gerçeklerden kaçış yolları arayacak demektir.
Araştırmacılar anlaşmazlık, tv seyretme ve saldırganlık arasında üçlü
bir bağ olduğu sonucuna vardılar. Anne ve baba ile anlaşmazlık ne
kadar şiddetli olursa, saldırganlık o derece yükseliyordu.
Çocuğun, bir günde bir saat kadar tv seyretmesi kabul edilebilir. Bu
süreyi kabullenene kadar çocuk çok iyi kontrol edilmelidir. Alternatif
faaliyetler ihmal edilmemelidir. Arzu edilen sınırlamalara uyulduğu
ölçüde ödüllendirilmelidir.
Her söz,
ferdin irfan ve kültür derecesine göre ruhundan fışkırır, ortaya çıkar
ki, bunu da ancak, ufku o seviyede olanlar anlar. İnce sözleri, ince
hakikatları anlamamak veya âdi görmek, ruhun bilgisizlik ve
kabalığından değil, onun irfansızlığındandır.
Milletler sık sık,
hikmetsiz kuvvetin paletleri altında kalıp ezilmişlerdir. Aslında,
hikmetsiz kuvvet, kuvvetsiz hikmeti ezerken, gerçekten ezilip ağlayan
biri vardır; o da hakikat...
Cevâhir
kadrini sarraflar, ilim adamını âlimler, insanı da insanlığa yükselmiş
olan kâmiller anlar. Cevher, bakırcılar çarşısında garip, âlim
câhiller arasında, insan hayvanî ruhlar içinde, hakîm de muhâkeme ve
vicdanın kulakardı edildiği bir dünyada...
Ne yazık ki, bugünkü
insanımızın en karakteristik bir yanı, okumamak ve düşünmemek.
Zannediyorum bizi verimsiz hâle getiren de işte bu. İstisnaları olsa
da, bu bir gerçek. Bizim dünyamızın insanı, senede bir kitap okumaz,
bir yerde oturup iki saat düşünmez. Türkiye’de hiç kitabın olmadığı
devirlerde Bediüzzaman yazmış ve “okuyun” demiş, zira kitap
okumayınca, insanın insanlığının inkişaf etmesi zordur. |
- Okumayı hayatının ana eksenine
yerleştir. Çünkü okumak bilgi edinmenin, zihin ve yürek açlığını
gidermenin hala en geçerli ve en kadîm yoludur.
- Kitap okumayı, en azından
günlük hayat ile mücadele etmek için bir güç toplama yolu olarak
değerlendir ve ona zaman ayır.
- Zamanını harcamaya
paranı harcamaktan daha dikkatli davran. Çünkü para ile
yanlışlar düzeltilebilir, fakat zaman gitti mi geri gelmez.
-
Matbûat, millet
hissiyatının tercümanı, kitlelerin rehberi ve nâşir-i efkârıdır.
O zulüm ve istibdâd idarelerinde hep ya esir veya dalkavuk olarak
kalmıştır.
-
Her muharrir,
söz ve davranışlarında edepli, lisan ve kaleminde de nezih
olmalıdır. Yoksa, mevhum bir faide uğruna, muhakkak zararlara
sebebiyet verilebilir...
-
Muharrirleri,
müellifleri, millî duygu ve millî düşünce istikametinde istedikleri
gibi yazamayan milletler, daha çok Bâbil esaretini tasvir ve temsil
ederler.
-
Matbûat,
isabetli-isabetsiz her türlü düşünceye açık bir müessese olsa bile,
yine de millete ve millet ruhuna göre disipline edilmesinde zaruret
vardır.
-
Bilhassa
gazeteler, şahısların hevâ ve hevesine hizmetten fevkalâde
sakınmalı, sadece ve sadece milleti irşâd etmeyi
hedeflemelidirler...
-
Mezarlarda
çürümeye terkedilen nice kafa kemikleri vardır ki, zulüm, istibdad
ve sansürden ötürü yazılamamış bir sürü kitabı da alıp beraber
götürmüşlerdir.
Sitenin diğer bölümleri
• Giriş • Yukarı • Haremeyn "Mekke ve Medine" • Hurma • Peygamberimiz • Sahabe • Pırlanta Sayfalar • Arap Dünyası • Sorular Cevaplar • Arama ve İnternet • Dua • Ezanlar • Kültür • Kıssadan Hisse • Medya • İnsan Vücudu • Güzel Sözler • Hat Sanatımız • Sizden Gelenler • Haberler • Basında Çıkan Makaleler • Ziyaret Defteri • |