Mehmet ALTAN Web Sitesi

  Pırlanta Sayfa 2

Pırlanta Sözler

Sayfa 02

FENALIK

Devamlı fenalık yapan fenalara, hiç kimse müdâhale etmese de, birgün mutlaka kendi fenalıkları onları mahvedecektir. Evet, sürüp-giden fenalıkların yolu, er-geç fenâ bulup yok olmaya çıkacaktır.

 Ârızî şerler, devamlı görünseler de muvakkattırlar. Ömr-i tabiîleri dolunca onlar da herşey gibi ölür giderler. Bu mevzûda üzülecek tek şey, bizler ve değerlerimizin onların bu tahrip sahası içinde kalıp harab olmalarıdır.

HAYIR ve ŞER

Hayır işlemek; din ve hikmet nazarında vazife, vicdan nazarında da şâyân-ı takdir bir davranıştır. İşlememek ise; dinde günah, hikmet nazarında ahlâkî seviyesizlik, vicdan nazarında da lâubâliliktir. Hayır; bazen faydasız, hatta bir ölçüde zararlı da olabilir. Ama, kat’iyyen şer olmaz. Şer ise tamamen bunun aksidir...

HİKMET GÖZÜNDE YALAN

Yalan kâfirce bir lâfızdır. İnsanı, burada, vicdan-ı umûmînin er-geç ıttılâıyla değersizliğe, ötede de Cehenneme mahkûm eder.

 Yalan, müdâhaneci; hakikat, ciddî ve müstağni; yalan zevzek ve hoppa, hakikat vakur ve muhteşemdir.

 Yalanın, hilenin, hırsızlığın, iftiranın yaygınlaştığı ülkeler harap; böyle ülkelerin ahalisi fakir, askerleri de ihtilâlcidir...

Yalancılık hangi kıyafete girerse girsin, kendini ma’şerî vicdandan saklayamaz. Hele Hakk’ın nuruyla bakan erbâb-ı firâset nazarında asla!..

 Yalanın revaç bulduğu, meydanların onunla dolup-taşdığı zaman hakikatın dili koparılmış sayılır.

 Vicdan-ı umûmî bir denize benzer; yalanlar onun tâ ortasına kadar dahi sızsalar, yine onları toplar sahile atar.

 Yalanın, inkârın, te’vilin, riyânın yüzüne tükürüp onu daima tahkir eden birisi vardır; O’da vicdan.

 Yalan ve gösterişler gürültülü, hakikat ve samimiyet sessizdir. Yıldırımlar gök gürültüsünden evvel hedeflerine varırlar...

DÜNYA’NIN GERÇEK YÜZÜ

Bazıları, dünyayı biraz para biraz da âfiyetten ibaret sayarlar. Bu, herşeyi maddeye ircâ edip, dünyayı bildiğine, gördüğüne bağlayanlar için doğru olsa da, hakikate uyanmış ma’nâ insanları için aldanmışlıktan başka bir şey değildir.

 Bugün dünyayı bozmaya çalışanlar, onun intizamını koruyanlardan hem daha çok hem de daha nüfuzlu görünüyorlar. Kuvvet dengesine te’sir edecek ma'nevî bir güç olmazsa, hâlihazırdaki durumla kısa zaman içinde,büyük mesafelerin alınacağı söylenemez.

HİKMET ve FAZİLET

Fazilet, halk içinde minderde veya yerde oturur.. gurur muhteşem koltuklara bile sığmaz. Gurur, kubbe görünümlü, tersine dönmüş bir kuyuya benzetilecek olursa, fazileti, ufka inmiş gibi görünen semâya benzetebiliriz...

 Cehalet, gurura; hikmet fazilete götürür. Gurur cehaletin nesebsiz çocuğu, fazilet hikmetin soylu evlâdıdır. Gurur istibdâd taraftarıdır; fazilet ise hürriyet ve müsavât...

 Gurur, hep yalnızlık içinde dolaşır ve emsâl arar... Fazilet emsâlini bulmuşluk huzuru içinde sürekli halkla beraber olur.

 “Zorla güzellik olmaz” derler, doğrudur. Büyüklük de zorla olmaz. Bunların her ikisini de ma’şerî vicdan tayin eder.

 Bazı kimseler vardır ki, onlara göre kendilerini beğenenler “nikbîn” beğenmeyenler de “bedbîn”dir. Bunlar, birincileri takdir eder onlara bağırlarını açarlar; ikincileri de yedi köy kovarlar. Doğrusu, yedi köy kovulması gerekli olan da işte bu “hodbîn”lerdir.

 Hodbîn, herşeyi iyi, bedbîn de herşeyi kötü görür. Bunların her ikisi de zararlıdır. İyiyi iyi, kötüyü de kötü görmek “hakikatbînlik”dir.

HİKMET AÇISINDAN VİCDAN

İnsanın bulunuşu ve bu bulunuşu sezişinin ünvanı olan vicdan; dileyen, sezen, kavrayan ve sürekli sonsuza açık bulunan bir ruh mekanizmasıdır.

 Rûhun; irâde, his, zihin ve kalb gibi duyu vasıtaları, aynı zamanda vicdanın da en önemli temel esaslarıdır ki; burada insanı, insânî kemâlâta, ötelerde de ebedî mutluluk ve Cenâb-ı Hakk’ı müşâhedeye ulaştırırlar.

 Vicdan, Hakk’ı gösteren pırıl pırıl bir aynadır ve Zât-ı Ulûhiyet’e tercüman olmada da eşi-menendi yoktur. Elverir ki o, sesini duyuracak kulaklar bulabilsin..!

 Vicdan, ruhun hissi, müşâhedesi ve idrâki olduğundandır ki, o hep, mekân-üstü, ötelere açık, kıstasları sağlam ve melek ma’sûmiyetine denk bir ismete sahip kabul edilmiştir.

 Müftüler çoktur ve hemen hepsi de anlayabildiklerince, aynı kaynaklara müracaat eder ve fetvâ verirler. Vicdan, nazarı keskin öyle bir müftüdür ki, fetvâ verirken hakikata göre fetvâ verir ve verdiği fetvâlarda da kimseyi yanıltmaz.

 Vicdan-ı umûmî, “sevâd-ı a’zam”-ın hissi, sezişi ve idrâki demektir; yanılması da oldukça az olur. Hele hele, ma’lûmat ve müktesebâtı bir ilham kaynağına dayanıyorsa...

 Vicdan-ı umûmî, yanılmaz ve aldatılmaz bir hakîm mesabesinde olunca, herkese, onun hükümlerine razı olma ve onu hakem kabul etme kalır ki, bu da onun, bir kısım mes’elelerde son merci olması demektir.

 Vazife o işdir ki; Allah onu emreder, Enbiyâ gibi selîm vicdanlar da canlandırır. Artık onu kabul etmemek elden gelmez. Hak, hâkim-i mutlak, vicdan ise, onun en doğru aynasıdır. Ara-sıra bulanık gösterse de, çok defa gösterdiklerini doğru gösterir.

Bir insanın tavır ve davranışlarındaki intizam, onun ruh ve fikir intizamından meydana gelir. Hareketlerindeki ledünnilik ise vicdanının ötelere açık olmasından...

HİKMET AÇISINDAN MUHABBET

Muhabbet, maddî-mânevî güzelliklere meyletmek demektir. Maddî şeylere muhabbet cismanî ve bedenî, mânevî şeylere muhabbet ise ruhî ve vicdanîdir. Bu itibarla, zahirî güzelliklere muhabbet, o güzellikler ebedî olmadığından hicranlıdır. Mânevî şeylere muhabbet ise, daimî ve hicran-sızdır.

 Ümit edilen zevklerin elde edilmesi; ümit gibi aşkın da ölümüdür. Ümit ve aşk arayıcı ruhların kanatlarıdır ve arama esnasında hep onlarla beraber bulunurlar.

 Hastalığın tesirini tabibler, emarelerle bilirler; hasta onu duyar ve hisseder. Bunun gibi muhabbeti seven; aşkı âşık; cezbeyi meczub; ruhânî zevkleri de ârifler bilirlerki, hâl ilmi de işte budur!..

HİKMET DİLİNDE NÂMUS

Nâmus; iffet, vefâ ve sadâkat hâsılı öyle mübarek bir hamurdur ki, harç olarak kullanıldığı binanın sarsılıp yıkılması hiç görülmemiş veya çok ender vâki olmuştur.

 Nâmus, yiğidin en yüksek yanı ve en önemli sıfatıdır. Onun en alçak ve en sefil vaziyeti ise, nâmus mev-zûundaki lâubaliliğidir...

 Bir kadının en şerefli ve en değerli tarafı, iffet ve nâmus itibâriyle lekesiz olmasıdır. Kendi nâmusunu ve ailesinin iffetini koruma mevzuunda hassas olmayan insanların, millî haysiyet ve millî şerefi koruyup-kollama hususunda da hassas olmayacakları bedîhidir.

 Nâmus başka, şeref başkadır. Servet şerefe esas olabilir, ama nâmus-bahş değildir. Fakirlik ise kat’iyyen onu ihlâl etmez.

 Nâmus, bütün milletlerin, onun üzerine “and” içeçekleri kadar mukaddesdir ve fazilet unsurları arasında en pahalı pırlantalardan biridir. Nâmus bilmeyenin şeref ve fazilet-perverliği de sahte ve yalandır.

 Nâmus; eşsiz bir elmasdır ve en mûtenâ mahfazalar içinde korunmalıdır. Böyle korunmasıyla onun kıymeti bir kat daha artar.

 Kendi ırz ve nâmusu gibi başkalarının ırz ve nâmuslarının muhâfazası mevzuunda hassas olmayan kimselere hiçbir şey emanet edilemez ve hiçbir hususda onlara güvenilemez...

 FÂNÎLİK

Kıyametin yakın olduğunu hemen herkes biliyor. Ama, hergün onun bir parçasının koptuğunu,bilmem idrâk eden kaç insan var?..

 Gençler, gençlikleri ve güzellikleri geçince ne kadar kıymetsiz kalacaklarını önceden sezebilselerdi, durmadan ebedî gençlik ve güzellik yollarını araştıracaklardı...

 İnsanın değer verdiği nice şeyler vardır ki, onunla beraber ölür-giderler; ama, onun ortaya koyabildiği yararlı iş ve yararlı düşünceler mezardan sonra da bâkî kalır ve ebedlere kadar yaşarlar...

AĞLAMAK ve GÜLMEK

Ağlamak; müteessir ruhların ferahlama gayreti ve vicdanda yanan ateşi gözyaşlarıyla söndürme hamlesidir. Ne var ki, insanların çoğu ağlanacak yerde güler, gülecek yerde de ağlarlar...

 Ruh tutuşunca vicdan kavrulmaya başlar ve işte o zaman insan da ağlar. Bu esnada gözyaşları imdada yetişir ve ruhun ateşini söndürür. Bence çeşm ile çeşme arasındaki münasebet de buradan gelir...

SABIR

Sabır, ağrıları dindiren acı bir ot gibidir.. hem can yakar hem de tedâvi eder.

 Her sıkıntı bir kolaylığa gebedir ama, haml müddetine sabır etmek gerekir.

 Sabr u sebatta muvaffakiyet, farklı görünüşlerde ikizlerdir.

 Deryalar, damlalardan meydana gelir; ama damlanın deryalaşacağı zamanı büzmeye kimsenin gücü yetmez...

Teennî, temennînin en ideal yoludur.

 Acelecinin harmanında en çok bulunan şey hatadır.

 Zirvelerin yolu vâdilerden başlar.. tabiî sabırlı olanlar için...

 Mebdei zehir, müntehâsı şeker-şerbet birşey varsa o da sabırdır.

 Vak’alar karşısındaki müsbet tavrın adıdır sabır, onun için ehlullah mevsiminden evvel sabrı istemeyi mahzurlu saymışlar.

MEŞVERET

Meşveret, sınırlı akıl, sınırlı düşünceye sınırsızlık kazandırmanın yoludur.

 Meşveret kadar zengin bir devlet ve güçlü bir ordu yoktur.

 Sahâbî medih makamında

beyânıyla, başka sıfatlarla değil de, meşveretle yâd edilmiştir...

 Akıllıdan birkaç adım daha ileri akıllı, başkalarının akıl ve düşüncelerine de değer verendir.

 Düşüncedeki pasları çözecek en müessir iksir meşverettir.

 İki akıl bir akıldan hayırlı ise, yüzlerce akıl evleviyetle bir akıldan hayırlı olur. İşte meşveret bunca aklın biraraya gelmesinin adıdır.

 Kendi akıllarına güvenip başkalarının düşüncelerine müracaat etmeyenler dâhî de olsalar, muhâkemeye önemli bir derinlik kazandıran meşvereti terk ettiklerinden dolayı akılsız sayılırlar.

MUAMELE ve DAVRANIŞ

Dindarlık muamele ile belli olur.

 Yağmur bulutlu havada, iyi davranışlar da Allah’la irtibatlı gönüllerde bulunur.

 Eğri çomağın gölgesi düz olamayacağı gibi, kalb balansını iyi ayarlayamamış birinin davranışları da düz olamaz.

 Halk, davranışlarına göre seni bir yere oturtmuşsa, durumunu değiştirmeden, başka muamele bekleme..!

 Âfiyetten daha tatlı, başkalarına muhtaç olmaktan daha acı ve şartların elvermediği zaman dindar olmaktan daha ağır birşey yoktur.

 Amelsiz söz, vera’sız fıkıh, velâyet ve zühde ulaştırmayan ilim, vefâsız dostluk ve âfiyetsiz hayat aldatan bir seraptır.

 Sevgililer gibi kaynaşıp bütünleşin ama, iş ve muamelelerinizde yabancı olma esasına göre davranın!

 Sen kendini anlatmayı bırak; seni davranışların anlatsın..!

Yazıcıya Gönder


Diğer Pırlanta Sayfalar

• Giriş • Yukarı • Muhtelif Pırlantalar • Ölçüler • Ölçüler 2 • Pırlanta Sayfa 1 • Pırlanta Sayfa 2 • Pırlanta Sayfa 3 • Pırlanta Sayfa 4 •

 

Sitemizin Bütün Sayfaları 1024/786 çözünürlükte hazırlanmıştır
En iyi görünümü İE 5.5 ve üstü ile elde edebilirsiniz.