Mehmet ALTAN Web Sitesi

  Pırlanta Sayfa 3


Pırlanta Sözler

Sayfa 03


GÜNAH ve ARINMA

 Günah fıtratta bir deformasyon ise, tevbe ve nedâmet fıtrata avdettir.

Gönülde pas bırakan günah, bünyeye musallat olmuş bir virüs gibidir; er-geç kendini hissettirir.

 Sû-i zan ya akıl hastalığı veya kalb kiridir. Bundan kurtulmanın çaresi de insanın kendi günahlarına uyanmasıdır.

 İhmalden dolayı içine düştüğümüz çukurlardan ihmallerimizi telâfi etmekle çıkabiliriz.

Başkalarının ayıplarıyla meşgul olan, hayat boyu hep ayıp yapar...

 Ne attan düşmedik yiğit, ne de sürçmedik at yoktur.. önemli olan düştükten sonra doğrulup kendine gelmektir.

 Yarın yaparım düşüncesi, irâdesizliğin bir diğer ifâdesidir.

 En büyük günahlar, şehvet meşcereliğinde boy atar gelişir... Şehvete hâkimiyet, en büyük hâkimiyettir.

 Günaha karşı umursamazlık en büyük günahtır.

 Allah’ın kahretmediğini görüp şımarma; mühlet verdiğini düşün ve ürper!

 Gerçek mü’min her an Allah (c.c.) ile merbûtiyeti olandır. Günahlar bu irtibatı kesen zararlı şerarelerdir.

İNSANLIK veya MÜRÜVVET

Senin halktan beklediğin muamele, halkın da beklediği muameledir.

 Başkalarının yardımına koşmak, Allah’ın inâyetine sunulmuş en belîğ bir dâvetiyedir.

 Bir tebessümle dahi olsa, kardeşini sevindirmeyi ihmâl etme!

 İnsanları sevip, sevdiğini de hissettirmek aklın yarısıdır

İnsanlar arasındaki yerin, onların senin nezdindeki yerleri kadardır.

 Sürekli etraflarına bağırıp-çağıran-lar, arzularının hilâfına dostlarını kaçırır, düşmanlarını da sevindirirler.

 Seni memnun edecek şeylerin, âlemi de memnun edeceğini unutma!

 Akıllı insan, çevresinin gücünü de kendi hesabına kullanmasını bilendir... Akılsız ve beceriksizler ise bu potansiyeli kullanmak şöyle dursun, etraflarını levm etmekle tesellî olurlar.

 Şerrinden endişe ettiğin kimseyi bir de iyiliklerinle yumuşatmayı dene!

 Cezalandırmaya muktedir olduğun zaman affet ki, affın bir değeri olsun.

 Senin ananın kucağına oturmamış pek çok kardeşin bulunduğunu sakın unutma!

 İyilik görmenin yolu, iyilik yapmadan geçer...

 İyi-kötü başkalarına edip-eyledik-lerimiz, yarın karşımıza çıkacak şeylerin tohumlarıdır.

 İdeal insan, kendine rağmen bir mum gibi yanar ve başkalarını aydınlatır...

 Dili uzun, eli kısa olmak yılanlara yakışsa da, insan için yılanlaşma sayılır.

 Affetmenin değeri, cezalandırma imkân ve iktidarıyla mebsûten mütenâsiptir.

HAK ve ADALET

Adalet, adedi bilinmeyen mekanize birliklerden daha güçlüdür.

 Hak, tepene inen bir kılıç da olsa, boynunu uzatmaktan çekinme..!

 Hak, anlatanla anlayanı, temsil edenle alâka duyanı bulunca kanatlanır.

 Adâlet, heryerde geçerli olan bir sermayedir.

 Adâlet, Allah’a yakın olma yollarındandır ama, nedense insanların çoğu ondan uzak kalmayı tercih etmiştir.

 İslâm’ın surları hak, kapısı adalet; içi de saadettir.

 Adâletin hükümfermâ olduğu harabeler saraylardan daha değerli, zulmün hay - huyuna boğulmuş saraylar harabelerden daha perişandır.

Öteler hakkında yakînin kuvvetli olması, hak ve adalet düşüncesinin de kuvvetli ve sağlam olması demektir.

 Hakla çarpışan er-geç yenik düşer.

 Başkalarını ezerken, seni ezebilecek bir gücün bulunduğunu da kat’iyyen hatırdan çıkarma!

SIR

Sır, karşı koyulmaz bir güç kaynağı ve bozguna uğratılamayan bir ordu gibidir.

 Bazı işler vardır ki, onlarda sır Hızır gibidir; ketmettikçe inâyet olur.

 Ahmakın kalbi dilinin ucunda, akıllının dili sînesinin en uç burcundadır.

 Dilini hapseden, sözlerinin esiri olmaktan kurtulur.

 Ahmakla sırdaş olmaktan sakınmak lâzım... Mücâveretten dolayı sana âit şeyleri sızdırabilir.

 NETİCE ve ENCÂM

Başlangıçtaki gürültü ve çalım değil, neticedeki salkım önemlidir.

 Encâmı düşünülmeden karar verilen işlerin âkıbeti çok defa nedâmetle noktalanır.

 Yarın sana tuz-biber yutturulmasına vesile olacak bal ve kaymak, zehirden daha acıdır.

 Encâm i’tibariyle sevinme, tam sevinmedir.

 Zararlı zannedilen çok şey netice i’tibariyle yararlı, yararlı zannedilen de zararlı olabilir.

 Sıkışmanın en son noktası, boşalıp-rahatlamanın başlangıcıdır

NASÎHAT

Nasîhat, dînî hayatın ortadireğidir.

 Nasîhat yararsız olsaydı, Allah peygamber mi gönderirdi?

 Nasîhat hayırlara ulaştıran önemli bir vesîledir.. hayrın vesîlesi hayır, sevâbın ki de sevabdır.

 Nasîhat eden, herkesten evvel, anlattıklarını yaşamalıdır ki, inandırıcı olsun. Dünkü müessiriyetin bugünkü te’sirsizliğin sebebleri bence bunda aranmalıdır.

Körlerin rehberliğine kalanlar, yol yürüyeceklerine oldukları yerde kalsalar hedefe daha yakın olurlar.

 Gönüllerin anahtarı, yumuşak huy ve yumuşak kelimelerdir.

 Her zaman davranışlarla anlatma, sözlerle anlatmadan daha inandırıcı olmuştur.

 Yumuşak konuş ki, kalblerin kapıları açılsın; sıcak kalbli ol ki, vicdanlar düşüncelerine “buyur!” etsin; ihlâslı davran ki, te’sirin sürekli olsun..!

 Bütün sözlerin havada kaldığı zaman, muhataplarına iyilikle itab etmeyi denemek de yararlı olabilir...

Hayırdan daha büyük hayır, şerden daha büyük şer vardır.. hangisinin ne zaman ihtiyar edileceğini akıllı ve ilhama mazhar olanlar bilirler.

 İLİM ve CEHÂLET

İlim, önemli bir hidayet rehberidir.. vahye dayanıp vahiyle beslenirse arz u semâyı aşacak buudlara ulaşır.

 Cehâlet en kötü arkadaş, ilim en vefâlı yoldaştır.

 İlim, yumuşak huylulukla birleşince başdöndürücü bir derinliğe ulaşır.

 Câhil öfkelenince bağırır-çağırır; akıllı yapması gerekli olan şeyleri plânlar.

 Fazilet; ilim-hilim-ibâdet sacayağı üzerinde oturur.

 Bilme amele kaynak olamamışsa kuruması mukadderdir.

 İhtiyaç ilmî keşiflerin keskin gözlü kılavuzudur.

 Anlamak başkadır, bilmek başkadır; bin şeyi bilmektense, birşeyi anlamak daha iyidir.

 Kendini bilmiyorum demeye alıştır ki, birgün “bilmiyorum” deme hicâbını yaşamayasın..!

Türlü türlü müsâbakalar gibi, bir de fakirlikler müsâbakası yapılabilseydi, cehâlet o yarışmanın kraliçesi olurdu...

 İYİ DAHA İYİ

Hayat, ilâhî bir ni’mettir; ondan daha büyük ni’met de borçtan âzâde yaşamaktır.

 En bahtiyar insan, günahları en kısa ömürlü olandır; ondan daha bahtiyârı da günahlara karşı kapalı kalabilendir.

 İnsan vardır zamanı kendi hesabına yontar, insan da vardır bir ömür boyu zaman onu yontar...

 Yaşlılık içinde yaşlılığı katlayan en büyük dert, yaşlılık tasasıdır...

Karanlığa karşı tavır almak iyidir; ondan daha iyisi de karanlığa sövüp-sayma yerine küçük dahi olsa bir mum yakmaktır.

 Devamlı olan az hayır, ara-sıra kesilen çok hayırdan daha bereketlidir.

 Hıfzı’s-sıhha adına bir adım, tedâvi adına yüz adımdan daha yararlıdır.

 Bir tek canlı meme, bin tane ölü koyundan daha bereketlidir.

 Eldeki bir serçe, elde olmayan bir güvercinden daha iyidir.

Nİ’MET ve Nİ’MET ŞUURU

 Allah’ın insanlar üzerinde sayılmayacak kadar ni’metleri vardır; bunların en büyüklerinden biri de, ni’metlerin şuurunda olma ni’metidir.

 Sıhhat sağlıklı kimselerin sırtında atlastan öyle bir ni’mettir ki, kadrini ancak hastalar bilir...

 Allah’ın insana en büyük ni’meti îman ni’metidir.. bu büyük ni’metin şükrü de O’na isyan etmemektir.

 Her ni’mete, o ni’met cinsinden şükürle mukabele bir kadirşinâslık ifadesidir.

 Çok defa câhilin mes’ud ve müreffeh, hikmet erbâbının da maddeten bedbaht yaşaması gösterir ki, dünyadaki ni’metler kıymet-i zâtiyeye göre gelmiyor.

 Eşyanın fiyatını bilmek değil, kıymetini bilmek mühimdir.

 Allah’ın ihsanları kendi büyüklüğü ölçüsündedir; şükür isteği ise, ni’met verdiklerinin kâmetine göredir.

İnsanı Allah’tan uzaklaştıran ni’met, en büyük musibettir.

TAMA’

 Tama’, arslanı fare yapan bir kapandır.

 Tama’, en zorlu yiğitlerin bile sırtını yere getiren bir gulyabânîdir.

 Tama’ı olmayan, herkesin tama’ ettiği biri olur.

 Kıskançlarda kıskançlık, tama’kâr-larda tama’, dünyevîleşmiş bir cehennemdir.

 Tama’kârlık insanın boynunda bir esâret tasmasıdır.

 İhtiyaç, hayâ hissini delen bir güve gibidir.. bir de tama’ ile desteklenirse..!

 İnsan meftûn olduğu şeyin kollarında can verir.

 

  Yazıcıya Gönder


• Giriş • Yukarı • Muhtelif Pırlantalar • Ölçüler • Ölçüler 2 • Pırlanta Sayfa 1 • Pırlanta Sayfa 2 • Pırlanta Sayfa 3 • Pırlanta Sayfa 4 •


Sitemizin Bütün Sayfaları 1024/786 çözünürlükte hazırlanmıştır
En iyi görünümü İE 5.5 ve üstü ile elde edebilirsiniz.