Pırlanta Sözler
Sayfa 03
GÜNAH ve ARINMA
Günah fıtratta bir
deformasyon ise, tevbe ve nedâmet fıtrata avdettir.
Gönülde pas bırakan
günah, bünyeye musallat olmuş bir virüs gibidir; er-geç kendini
hissettirir.
Sû-i zan ya akıl
hastalığı veya kalb kiridir. Bundan kurtulmanın çaresi de insanın kendi
günahlarına uyanmasıdır.
İhmalden dolayı içine
düştüğümüz çukurlardan ihmallerimizi telâfi etmekle çıkabiliriz.
Başkalarının ayıplarıyla
meşgul olan, hayat boyu hep ayıp yapar...
Ne attan düşmedik yiğit,
ne de sürçmedik at yoktur.. önemli olan düştükten sonra doğrulup kendine
gelmektir.
Yarın yaparım düşüncesi,
irâdesizliğin bir diğer ifâdesidir.
En büyük günahlar,
şehvet meşcereliğinde boy atar gelişir... Şehvete hâkimiyet, en büyük
hâkimiyettir.
Günaha karşı
umursamazlık en büyük günahtır.
Allah’ın kahretmediğini
görüp şımarma; mühlet verdiğini düşün ve ürper!
Gerçek mü’min her an
Allah (c.c.) ile merbûtiyeti olandır. Günahlar bu irtibatı kesen zararlı
şerarelerdir.
İNSANLIK veya
MÜRÜVVET
Senin halktan beklediğin
muamele, halkın da beklediği muameledir.
Başkalarının yardımına
koşmak, Allah’ın inâyetine sunulmuş en belîğ bir dâvetiyedir.
Bir tebessümle dahi
olsa, kardeşini sevindirmeyi ihmâl etme!
İnsanları sevip,
sevdiğini de hissettirmek aklın yarısıdır
İnsanlar arasındaki
yerin, onların senin nezdindeki yerleri kadardır.
Sürekli etraflarına
bağırıp-çağıran-lar, arzularının hilâfına dostlarını kaçırır, düşmanlarını
da sevindirirler.
Seni memnun edecek
şeylerin, âlemi de memnun edeceğini unutma!
Akıllı insan, çevresinin
gücünü de kendi hesabına kullanmasını bilendir... Akılsız ve beceriksizler
ise bu potansiyeli kullanmak şöyle dursun, etraflarını levm etmekle
tesellî olurlar.
Şerrinden endişe ettiğin
kimseyi bir de iyiliklerinle yumuşatmayı dene!
Cezalandırmaya muktedir
olduğun zaman affet ki, affın bir değeri olsun.
Senin ananın kucağına
oturmamış pek çok kardeşin bulunduğunu sakın unutma!
İyilik görmenin yolu,
iyilik yapmadan geçer...
İyi-kötü başkalarına
edip-eyledik-lerimiz, yarın karşımıza çıkacak şeylerin tohumlarıdır.
İdeal insan, kendine
rağmen bir mum gibi yanar ve başkalarını aydınlatır...
Dili uzun, eli kısa
olmak yılanlara yakışsa da, insan için yılanlaşma sayılır.
Affetmenin değeri,
cezalandırma imkân ve iktidarıyla mebsûten mütenâsiptir.
HAK ve
ADALET
Adalet, adedi bilinmeyen
mekanize birliklerden daha güçlüdür.
Hak, tepene inen bir
kılıç da olsa, boynunu uzatmaktan çekinme..!
Hak, anlatanla anlayanı,
temsil edenle alâka duyanı bulunca kanatlanır.
Adâlet, heryerde geçerli
olan bir sermayedir.
Adâlet, Allah’a yakın
olma yollarındandır ama, nedense insanların çoğu ondan uzak kalmayı tercih
etmiştir.
İslâm’ın surları hak,
kapısı adalet; içi de saadettir.
Adâletin hükümfermâ
olduğu harabeler saraylardan daha değerli, zulmün hay - huyuna boğulmuş
saraylar harabelerden daha perişandır.
Öteler hakkında yakînin
kuvvetli olması, hak ve adalet düşüncesinin de kuvvetli ve sağlam olması
demektir.
Hakla çarpışan er-geç
yenik düşer.
Başkalarını ezerken,
seni ezebilecek bir gücün bulunduğunu da kat’iyyen hatırdan çıkarma!
SIR
Sır, karşı koyulmaz bir
güç kaynağı ve bozguna uğratılamayan bir ordu gibidir.
Bazı işler vardır ki,
onlarda sır Hızır gibidir; ketmettikçe inâyet olur.
Ahmakın kalbi dilinin
ucunda, akıllının dili sînesinin en uç burcundadır.
Dilini hapseden,
sözlerinin esiri olmaktan kurtulur.
Ahmakla sırdaş olmaktan
sakınmak lâzım... Mücâveretten dolayı sana âit şeyleri sızdırabilir.
NETİCE
ve ENCÂM
Başlangıçtaki gürültü ve
çalım değil, neticedeki salkım önemlidir.
Encâmı düşünülmeden
karar verilen işlerin âkıbeti çok defa nedâmetle noktalanır.
Yarın sana tuz-biber
yutturulmasına vesile olacak bal ve kaymak, zehirden daha acıdır.
Encâm i’tibariyle
sevinme, tam sevinmedir.
Zararlı zannedilen çok
şey netice i’tibariyle yararlı, yararlı zannedilen de zararlı olabilir.
Sıkışmanın en son
noktası, boşalıp-rahatlamanın başlangıcıdır
NASÎHAT
Nasîhat, dînî hayatın
ortadireğidir.
Nasîhat yararsız
olsaydı, Allah peygamber mi gönderirdi?
Nasîhat hayırlara
ulaştıran önemli bir vesîledir.. hayrın vesîlesi hayır, sevâbın ki de
sevabdır.
Nasîhat eden, herkesten
evvel, anlattıklarını yaşamalıdır ki, inandırıcı olsun. Dünkü
müessiriyetin bugünkü te’sirsizliğin sebebleri bence bunda aranmalıdır.
Körlerin rehberliğine
kalanlar, yol yürüyeceklerine oldukları yerde kalsalar hedefe daha yakın
olurlar.
Gönüllerin anahtarı,
yumuşak huy ve yumuşak kelimelerdir.
Her zaman davranışlarla
anlatma, sözlerle anlatmadan daha inandırıcı olmuştur.
Yumuşak konuş ki,
kalblerin kapıları açılsın; sıcak kalbli ol ki, vicdanlar düşüncelerine
“buyur!” etsin; ihlâslı davran ki, te’sirin sürekli olsun..!
Bütün sözlerin havada
kaldığı zaman, muhataplarına iyilikle itab etmeyi denemek de yararlı
olabilir...
Hayırdan daha büyük
hayır, şerden daha büyük şer vardır.. hangisinin ne zaman ihtiyar
edileceğini akıllı ve ilhama mazhar olanlar bilirler.
İLİM
ve CEHÂLET
İlim, önemli bir hidayet
rehberidir.. vahye dayanıp vahiyle beslenirse arz u semâyı aşacak buudlara
ulaşır.
Cehâlet en kötü arkadaş,
ilim en vefâlı yoldaştır.
İlim, yumuşak huylulukla
birleşince başdöndürücü bir derinliğe ulaşır.
Câhil öfkelenince
bağırır-çağırır; akıllı yapması gerekli olan şeyleri plânlar.
Fazilet; ilim-hilim-ibâdet
sacayağı üzerinde oturur.
Bilme amele kaynak
olamamışsa kuruması mukadderdir.
İhtiyaç ilmî keşiflerin
keskin gözlü kılavuzudur.
Anlamak başkadır, bilmek
başkadır; bin şeyi bilmektense, birşeyi anlamak daha iyidir.
Kendini bilmiyorum
demeye alıştır ki, birgün “bilmiyorum” deme hicâbını yaşamayasın..!
Türlü türlü müsâbakalar
gibi, bir de fakirlikler müsâbakası yapılabilseydi, cehâlet o yarışmanın
kraliçesi olurdu...
İYİ
DAHA İYİ
Hayat, ilâhî bir
ni’mettir; ondan daha büyük ni’met de borçtan âzâde yaşamaktır.
En bahtiyar insan,
günahları en kısa ömürlü olandır; ondan daha bahtiyârı da günahlara karşı
kapalı kalabilendir.
İnsan vardır zamanı
kendi hesabına yontar, insan da vardır bir ömür boyu zaman onu yontar...
Yaşlılık içinde
yaşlılığı katlayan en büyük dert, yaşlılık tasasıdır...
Karanlığa karşı tavır
almak iyidir; ondan daha iyisi de karanlığa sövüp-sayma yerine küçük dahi
olsa bir mum yakmaktır.
Devamlı olan az hayır,
ara-sıra kesilen çok hayırdan daha bereketlidir.
Hıfzı’s-sıhha adına bir
adım, tedâvi adına yüz adımdan daha yararlıdır.
Bir tek canlı meme, bin
tane ölü koyundan daha bereketlidir.
Eldeki bir serçe, elde
olmayan bir güvercinden daha iyidir.
Nİ’MET ve
Nİ’MET ŞUURU
Allah’ın insanlar
üzerinde sayılmayacak kadar ni’metleri vardır; bunların en büyüklerinden
biri de, ni’metlerin şuurunda olma ni’metidir.
Sıhhat sağlıklı
kimselerin sırtında atlastan öyle bir ni’mettir ki, kadrini ancak hastalar
bilir...
Allah’ın insana en büyük
ni’meti îman ni’metidir.. bu büyük ni’metin şükrü de O’na isyan
etmemektir.
Her ni’mete, o ni’met
cinsinden şükürle mukabele bir kadirşinâslık ifadesidir.
Çok defa câhilin mes’ud
ve müreffeh, hikmet erbâbının da maddeten bedbaht yaşaması gösterir ki,
dünyadaki ni’metler kıymet-i zâtiyeye göre gelmiyor.
Eşyanın fiyatını bilmek
değil, kıymetini bilmek mühimdir.
Allah’ın ihsanları kendi
büyüklüğü ölçüsündedir; şükür isteği ise, ni’met verdiklerinin kâmetine
göredir.
İnsanı Allah’tan
uzaklaştıran ni’met, en büyük musibettir.
TAMA’
Tama’, arslanı fare
yapan bir kapandır.
Tama’, en zorlu
yiğitlerin bile sırtını yere getiren bir gulyabânîdir.
Tama’ı olmayan, herkesin
tama’ ettiği biri olur.
Kıskançlarda kıskançlık,
tama’kâr-larda tama’, dünyevîleşmiş bir cehennemdir.
Tama’kârlık insanın
boynunda bir esâret tasmasıdır.
İhtiyaç, hayâ hissini
delen bir güve gibidir.. bir de tama’ ile desteklenirse..!
İnsan meftûn olduğu
şeyin kollarında can verir.
Yazıcıya Gönder
• Giriş • Yukarı • Muhtelif Pırlantalar • Ölçüler • Ölçüler 2 • Pırlanta Sayfa 1 • Pırlanta Sayfa 2 • Pırlanta Sayfa 3 • Pırlanta Sayfa 4 •
|