Hadîs-i Şeriflerde
Sahabe
رضي الله عنهم
A. İmam Buhârî
ve Müslim’in yanında, kütüb-ü sahiha rivayet ediyor; ravî, hadîsde ashâbın
gençlerinden ve kendisini Ebû Hureyre (ra) gibi Allah Rasûlü’ne (sav)
vakfedenlerden Ebû Saîd el-Hudrî: “Ashâbım hakkında uygunsuz sözler
söylemeyin. Eğer, sizden birinin Uhud dağı kadar altını olsa ve bunun
tamamını Allah yolunda infak etse, bu, onların bir-iki avuçluk infakına,
hatta yarısına bile mukabil gelmez.” Zira onlar, İslâm davasına en çetin
günlerde sahip çıktılar. Dolayısıyla, ashâb-ı kirâma dil uzatmak, bir
Müslümanın yapacağı iş değildir. Dün bir kısım batıl mezhep
taraftarlarına, bugün de İslâm’a cibilli düşman müsteşriklere uyan ve
batının sanâyi şoku, teknoloji şoku karşısında şaşkın; hatta onları İslâmî
ilimlerde de mihrab edinen birtakım zavallı Müslümanların yaptığı gibi,
biz, ashâb hakkında asla uygunsuz sözlerde bulunmayız ve de
bulunmamalıyız.
B. Tirmizî ve
İbn Hibbân, Abdullah b. Muğaffel’den rivayet ediyor: “Allah Allah! Aman
ashâbım hakkında söz söylemekten sakının; Allah Allah! Aman ashâbım
hakkında söz söylemekten sakının. Zinhâr benden sonra onları hedef
almayın. Onları seven, beni sevdiği için sever; onlara buğzeden, bana
buğzettiği için buğzeder. Onlara eziyet veren, bana eziyet vermiş, bana
eziyet verense Allah’a eziyet etmiş sayılır. Allah’a eziyet vereni de,
Allah hemen cezalandırır.”
C. Yine,
İmam-ı Müslim, rivayet ediyor: “Yıldızlar, semâ için emniyet sebebidir;
(yani, semânın emniyetini, nizam ve intizamını sağlayan, yıldızların kendi
aralarındaki nizam ve intizamlarıdır.) Yıldızların nizam ve intizamı
bozulduğu zaman, semânın düzeni bozulur.. ve semâ için vârid olan tehdit
zuhûr eder. Ben de, ashâbım için bir emniyet ve güven kaynağıyım. (Hayatta
kaldığım sürece, ashâbım arasında nizam, intizam ve güven devam
edecektir.) Ben gittiğim zaman, ashâbım için vârid olan tehdid, onların
başlarına gelecektir. Ashâbım da, umum ümmetim için bir emniyet ve güven
kaynağıdır. Ashabım gidince de, ümmetimin başına çok şey gelecek ve
çeşitli gaileler açılacaktır.”
Kıyâmet’in vukûu,
yıldızların tesbih tâneleri gibi etrafa saçılmalarıyla meydana gelecektir.
Aynı şekilde, Efendimiz, ashâbı için; ashâbı da ümmeti için, tesbihin
imâmesi gibidirler. Allah Rasûlü, ashâbının nizam ve intizamı adına
kendini; içinde ebrâr, evliyâ, asfiyâ ve mukarrabînin bulunduğu ümmeti
için de ashâbını nazara vermektedir.
D. Buhârî,
Müslim ve daha başka kütüb-ü sahîhanın rivayet ettiği bir diğer hadîs-i
şerifte de Efendimiz (sav) şöyle buyurmaktadır: “İnsanların en
hayırlıları, benim şu içinde bulunduğum asırda yaşayanlardır. (Ak çağ bu
aydınlık çağdır) sonra onların peşinden gelenler (Tabiîn), daha sonra da
onların peşinden gelenler (Tebe-i Tâbiîn). Onlardan sonra (kötü) bir nesil
gelecek. Birinin şahadeti yeminini, yemini de şahadetini geçecektir.”
Sonra, yalan asrı gelir. Şahâdetleri yeminlerinin, yeminleri de
şahâdetlerinin önüne geçen halfulva’d asrı; yalan, yalan yere yemin ve
yalancı şâhidlik çağı.
“Sahâbe, Tabiîn ve
Tebe-i Tâbiîn Asrı” yalanın olmadığı ve yalandan alabildiğine uzak ve
müberrâ kalındığı asırdır. Tebe-i tabiînden sonra yalan zuhur etmiş,
Mutezile imamları, Mürcie imamları, Müşebbihe imamları yalana çanak
tutmuşlardır. Ve, artık herkes, yalan söylemektedir. Müsteşrikler yalan
söylemekte, sahâbe, tabiîn ve tebe-i tabiîne yalan isnad edenler yalan
söylemekte ve ilimde batıyı mihrab edinen; batı karşısında başı dönmüş,
şoke olmuş zavallılar da bu yalana ortak olmaktadırlar.
E. Taberânî ve
İbn Esîr, ilim dağarcığını Kufe’ye gönderirken Hz. Ömer’in kendisi
hakkında: “Ey Kûfeliler, sizi nefsime tercih etmeseydim, İbn Mes’ûd’u size
göndermezdim”dediği Abdullah İbn Mes’ûd’dan şunu naklediyor: “Allah,
kendisine kullukla serfiraz olanların kalblerine baktı, baktı da, Hz.
Muhammed’i (sav) seçti ve mahlukatına nebi olarak gönderdi. Sonra da
insanların kalblerine baktı (ve O’na ümmet olabilecek, kendisi gibi
ısmarlama insanlar olarak) O’nun ashâbını seçti; (Ebû Bekir’i seçti,
Ömer’i seçti, Osman’ı, Ali’yi, Zübeyr’i, Talha’yı, Abdurrahman İbn Avf’ı,
Ebû Ubeyde İbn Cerrâh’ı seçti) onları dininin yardımcıları ve
peygamberinin vezirleri yaptı.”
F. Yine Ebû
Nuaym, Hilye’sinde Abdullah İbn Ömer’den naklediyor: “Kim dosdoğru bir yol
tutup gitmek istiyorsa şu ölüp gidenlerin yolunu tutsun. Zira onlar Hz.
Muhammed’in (sav) ashâbıdır: Allah Rasûlü’nün (sav) ashâbı, O’nun
ümmetinin en hayırlılarıdır. (Ümmet içinde büyük insanlar gelebilir,
evliyâ, asfiyâ gelebilir ama, mutlak hayır ve fazîlet ashâb-ı kirâma
aittir.) Onlar ümmet içinde kalbleri en temiz, en duru, ilimleri en derin
ve (kulluk adına) tekellüften, (yapmacıklıktan) en uzak olanlardır.
Allah’a, o Kâbe’nin Rabbine yemin olsun ki, Allah Rasûlü’nün ashâbı
dosdoğru bir hidayet üzereydiler.”
G. Yine
Hilye’de İbn Mes’ûd’un şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Sizin orucunuz,
namazınız ve ibadet adına cehdiniz, sahâbeninkinden ileri olabilir.” (Bu
hususî yönlerinizle ashâb-ı Rasûlullah’ı geride bırakabilirsiniz. İçinizde
Mesrûk b. Ecdâ gibi, hiç yatağa girmeyen ve her geceyi, Kâ’be’nin yanında
secdede geçiren insanlar bulunabilir. Tâvûs b. Keysân gibi, kırk sene
yatsı abdestiyle sabah namazını eda edenler olabilir. Esved b. Yezid en-Nehâî
gibi sabaha kadar Allah karşısında kemerbeste-i ubudiyet içinde el pençe
divan duranlar da olabilir.) “Ama sahâbe-i kirâm, sizden daha hayırlıdır;
çünkü dünya, umurlarında değildir.” (Yani dünya onların ellerinden gitse
idi “ah” çekmez; bütün dünyayı kazandıklarında da “oh” demezlerdi.) Bütün
rağbetleri, (bütün çalışmaları) ahiret içindi, (yani yalnızca ahiretin
peşindeydiler.)
Yazıcıya Gönder
Sahabe ile ilgili diğer sayfaları
okuyunuz
• Giriş • Yukarı • Ebu Ubeyde • Hadîste Sahabe • Hz. Hatice Anamız • Kuranda Sahabe • Mus'ab bin Umeyr • Sahabenin Büyüklüğü • Sahabenin Din Anlayışı • Peygamber'imizin Sahabeye Alâkası • Sahabeyi Sevmek • Sahabenin Yüceliği • Tabakat-ı Sahabe •
|