Mehmet ALTAN Web Sitesi

  Sahabe


• Ebu Ubeyde • Hadîste Sahabe • Hz. Hatice Anamız • Kuranda Sahabe • Mus'ab bin Umeyr • Sahabenin Büyüklüğü • Sahabenin Din Anlayışı • Peygamber'imizin Sahabeye Alâkası • Sahabeyi Sevmek • Sahabenin Yüceliği • Tabakat-ı Sahabe •


رضي الله عنهم


Sitemizin yümnü ve bereketi  bu bölümdedir.   رضي الله عنهم و رضوا عنه   hitabıyla tebcil edilmiş, din semamızın yıldızları olan ve  efendiler efendisinin etrafında halelenen bu kameti bâlâ şahsiyetlerin hayat hikayelerinden  sitemizin müzehheb ziyneti olarak ve hayatlarından bizim hayatımıza nur aksetmesi amacıyla bir bölüm oluşturduk. Bu bölüme tedarik edebildiğimiz kadarıyla, sahabe efendilerimizi anlatan makaleler ve yine sahabe efendilerimizin hayatından bir nebze de olsa bir şeyler koymaya çalışacağız. Allahtan onların yaşam hikayelerinden en güzel şekilde istifade edip, onlar gibi yaşamaya bizleri de muvaffak etmesini niyaz ederiz.

                                   Mehmet ALTAN


Evet, bana göre Rasulullah'ın o şanlı Ashabının rengine boyanmak gerektir. (Fasıldan fasıla 3 S/155)

Evet huzurda bulunmak çok önemlidir.Ancak huzurunda bulunulan zata göre insibağ (boya) farklılık arzeder. Büyüklerin kendilerine göre birer atmosferi vardır. insan o atmosfer içine girdiğinde ayrı bir iklime, ayrı bir buuda ulaşmış gibi olur. 

  Sohbetindeki  insibağ (boya) açısından en büyük zirveyi Efendimiz tutmuştur. Onun içindir ki, onun sohbetiyle yetişmiş sahabeye bir başkasının sohbet halkasında yetişenlerin ulaşması mümkün değildir.

    Sahabe-i kiramın hayatlarını konu alan eserleri sıkça okumak ve okunanları tatbikte kararlı olmak. Bu husus, bizim metafizik gerilim içinde bulunmamızı temin edecek ve Sahabe şuurunu kazanmamızda bizlere hep ışık tutacaktır. Çünkü onlar misaldir. Efendimiz (sav), Sahabeyi gökteki yıldızlara benzetmiş ve “Hangisinin atmosfer ve kudsî cazibesine girseniz bana ulaşırsınız” işaretinde bulunmuş ve onların birer hidayet meş’-alesi olduklarını söylemiştir. Sahabenin hasbiliği, feragati, diğergâmlığı, derdi, ızdırabı, çilesi ve bütün bunların yekûnunu çerçeveleyen şuuru, öğrenilmedikçe, onlar gibi olma, onlar gibi davranma elbette imkânsızdır. İsterseniz, bir Abdullah b. Cahş ile, bir Sa’d İbn Rebi’ ile, hayatına sadece bir buçuk sene Müslümanlığın girdiği İkrime b. Ebî Cehil’le veya amcası İbn Hişam’la hayalen münasebete geçip, onların insanî normları aşan imân ve aksiyonlarında arz etmeye çalıştığım hususların icmalini görebilirsiniz. Öyle zannediyorum ki, hemen içinizde zincirleme “keşke”lerin uyandığını hissedecek ve “keşke ben de bir Mus’ab, bir İbn Cahş, bir Hamza, bir İkrime, bir İbn Hişam.. olsaydım” diyeceksiniz. Hele onlardan bazılarının cehennemin kenarında dolaşırken her nasılsa hayatının son faslında “bismillah ya Allah” deyip birkaç dakikalığına Müslümanlık içine girip, bir solukta cennetin zirvelerine ulaştığını görünce kendinizden geçecek ve yine bir “keşke” ile inleyerek onlardan biri olmayı isteyeceksiniz. Öyle sanıyorum ki bütün bunlar, sizde Sahabe şuurunu mayalayacak ve bu hisler sizleri hep coşturacaktır.

     Sahâbe-i kirâm, İslâm’a sahip çıkmanın çok pahalı olduğu bir zamanda sâhip çıktı. Bugün de pahalıdır bu iş ama çok daha pahalı olduğu öyle zamanlar olmuştur ki, bir beldede bu mes’eleye sahip çıkan bir mü’min, Akif’in:

“Nerde yârânım diyorken ben, bülend âvâz ile

Nerde yârânım diyor vâdi, beyâbân, kûhsar” beytinde ifade ettiği yalnızlık içindeydi. Sahâbe-i kirâm, bundan da öte bir yalnızlık ve bir vahşet içinde Allah’ın dinine ve peygamberine sahip çıktılar. Hem öyle bir zamanda ve öyle şartlar altında sahip çıktılar ki, Muhyiddîn İbn Arabî’nin Müsâmeretü’l-Ebrâr’ında naklettiğine göre, Hz. Ebû Bekir, Hz. Ebû Ubeyde İbn Cerrah’a, Hz. Ali’ye ulaştırması için söylediği şu sözler, onu tasvire yeter zannediyorum: “Ya Ali, sen çocuktun; sağını solunu daha bilmiyordun. Biz, ölümü birkaç defa göze almadan sokağa çıkmaya cesaret edemezdik; çıkarken de başımızda kılıçların kavis çizeceğini düşünürdük. Zağlanmış hançerlerin bağrımıza saplanmasını hesaba katmadan kimseye “Allah birdir” diyemezdik.”

       Bu seviyede, bu buudda İslâm’ı tanımış ve yakalamıştı onlar .. ve bir hamlede gözleri açılmıştı ötelere. Meselâ, bir defasında Haris b. Mâlik, mescidde yatıyordu. Allah Rasûlü (sav), kendisini ayağıyla dürtüp uyandırdı. Her sahâbînin dediği gibi: “Anam, babam sana fedâ olsun, bir emriniz mi var yâ Rasûlallah?” dedi. “Nasıl sabahladın?” diye sordu Efendimiz (sav) ona. Hâris (ra): “Hak mü’min olarak sabahladım; hak mü’min olarak kendimi idrak ediyorum” cevabını verdi. Efendimiz’in (sav):“Her hakkın, bir hakikati vardır; peki senin bu imânının hakikati nedir?” sorusuna da:“Gündüz oruç tuttum; gece de sabaha kadar Rabbimin karşısında kemerbestei ubûdiyet içinde büklüm büklüm oldum yâ Rasûlallah... Şu anda öyle bir ruh hâleti içindeyim ki, Rabbimin arşını, ehl-i cennetin ferih-fahûr cennette sağdan sola gidip gelişini görür gibiyim” karşılığında bulundu. Allah Rasûlü (sav) de, şöyle mukabele etti ona: “Sen öyle bir insansın ki, tepeden tırnağa iman kesilmişsin.”186 İşte onlar, Allah’a (cc) bu derece yaklaşmıştı ve Allah da, bir kudsî hadisinde ifade ettiği gibi onların, gören gözleri, işiten kulakları, konuşan dilleri, tutan elleri olmuştu.

Yazıcıya Gönder


Sitenin diğer bölümleri

• Giriş • Yukarı • Haremeyn "Mekke ve Medine" • Hurma • Peygamberimiz • Sahabe • Pırlanta Sayfalar • Arap Dünyası • Sorular Cevaplar • Arama ve İnternet • Dua • Ezanlar • Kültür • Kıssadan Hisse • Medya • İnsan Vücudu • Güzel Sözler • Hat Sanatımız • Sizden Gelenler • Haberler • Basında Çıkan Makaleler • Ziyaret Defteri •

 

Diğer Sahabe Sayfaları

• Yukarı • Ebu Ubeyde • Hadîste Sahabe • Hz. Hatice Anamız • Kuranda Sahabe • Mus'ab bin Umeyr • Sahabenin Büyüklüğü • Sahabenin Din Anlayışı • Peygamber'imizin Sahabeye Alâkası • Sahabeyi Sevmek • Sahabenin Yüceliği • Tabakat-ı Sahabe •


Sitemizin Bütün Sayfaları 1024/786 çözünürlükte hazırlanmıştır
En iyi görünümü İE 5.5 ve üstü ile elde edebilirsiniz.