| Ashab-ı Kiramı sevmek ve onlara içten alâka duymak
dindir. Maalesef ilahiyatçılar bunu anlamıyorlar ve içten içe bu saygıyı
sarsıyorlar. Ashab, Efendimiz'den (sav) gördüklerini din diye kayda
geçirmişler ve kemal-i hassasiyetle tatbik etmişlerdir. O'nun (sav) ifade
ettiği her şeyi önce kendi şartları içinde sağlam bir yorum yapmak
lazımdır. Bazılarını bugünün ihtiyaçlarına tıpatıp uyar gibi görürsünüz
ama uymayabilir. O döneme gidip o dönemdeki şartları, zamanın faklılığını,
nazil olduğu ortamı tam duyma, sahabenin ne anladığına inebilme, nakildeki
şahısların hissiyatlarının içine girmek ve onlar hangi şartlar içindeydi,
bunu tamı tamına duyabilmek ve bunları duyduktan sonra bunları kendi
zamanımıza duyurarak yoruma gidilmelidir. Şartları, maslahatı yakalamadan
eğer çıplak olduğu gibi alır da yorumlarsanız, kendi yorumlarınız içinde
bir çok kişiyi tahkir etmiş ve tekfir etmiş olursunuz, işte bu bugünkü
harici düşüncesidir. Başkalarına Hakkı- hayat tanımama ve başkalarını
yobazca dışlama düşüncesi bu günün haricilerine mahsustur.
Sahabe çok fıtriydi. Bugünkü bozulmuş çevreyle, mülahazalarla sahabeyi
anlatmak ve anlamak zordur. Yalan nedir bilmezlerdi, tavır ve ifadelerinde
yalan yoktu. İradi olarak ağlasalardı günah-ı kebair işlemiş gibi bir
hisse kapılırlardı. Seslerinin yükseltilmesinin gerektiği yerde yükseltir,
kısalması gerekiyorsa kısarlardı, İradi olmazlardı. Ancak önünü
alamayacakları hıçkırıkları dışarı vururlardı. Bizim asrımızda yalan hüküm
ferman, iç heyecanlarda bile yalan var, gözyaşlarında bile yalan var.
Yalan bizi çepe çevre kuşatmış.
Sahabedeki okuyuş ve ufuk daha berraktır, daha açıktır. Onlarda ıtlakta
duyma vardır. Sahabe ve sahabe mesleğinden olanların fazileti ve üstünlüğü
tartışılmaz. Ama hususi mükaşefede onlardan ileri olanlar olabilir. Bunun
yanında Cenab-ı Hakkın tecellilerini mükaşefe etmelerine dair de bir şey
diyemeyiz. Ama meslek olarak onların önünde hiç kimse olamaz. Sahabe
mesleğini edinmiş olanlar kitle ile bütünleşme ölçüsünde O şahs-ı
manevinin gücünden istifade eder. Şahsı manevinin gücünü arkasına almış
olanlar tam bir güven ortamını elde ederler.
Bu devirde, insanın kendini tamamen ademe mahkum etmesi, ben yokum
demesi şahsen zordur. Bu dönemde şahıslar a’mâl-i uhreviyede iştirak-i
a’mâl düsturuyla dairenin hususiyetlerinden bütünleşmesiyle istifade eder.
Şahsî kemalat noktasında kendi olma konumunda olanlar bu dairenin
nimetlerinden istifade edemezler. Allah’ın ikramları da velayetin şahs-ı
maneviyeye bağlanmasındadır.
Bin adamın bir renginden istifade ederken, kendi rengini de bu
renklerin içine katarak kendini nefyetme yolunu seçebilmek hem en
bereketli, hem de en selametli yoldur. İnsanın etrafında çok şakşakçılar
olabilir. Onların alkışları insanı her an şaşırtır ve insanda marazi ruh
hortlamasıyla artık paranoyalar başlar, benliğine takılarak sapma yaşar.
Hasan Sabbah’ı şaşırttıkları gibi sapar gider. Düz insan olabilmek,
insanların içinde düz insan tavırlarıyla bulunabilmek çok önemlidir. Bir
insan için insanlar içinde faikiyetini ortaya koymak bir felakettir.
Yazıcıya Gönder
Sahabe ile ilgili diğer sayfaları
okuyunuz
• Giriş • Yukarı • Ebu Ubeyde • Hadîste Sahabe • Hz. Hatice Anamız • Kuranda Sahabe • Mus'ab bin Umeyr • Sahabenin Büyüklüğü • Sahabenin Din Anlayışı • Peygamber'imizin Sahabeye Alâkası • Sahabeyi Sevmek • Sahabenin Yüceliği • Tabakat-ı Sahabe •
|