BEN HASAN'IN DİLİYİM
Prof.Dr. Arif Sarsılmaz
Hasan, bugüne kadar hep senin nâmına konuşurdum ve
senin isteklerini, sevinçlerini, üzüntülerini, takdir veya nefret
hislerini muhataplarına bildirirdim. İçinden geçen hislere, beyninde
dolaşan çeşitli fikirlere tercüman olurdum. İzin verirsen bugün kendi
kendimi anlatacağım. Zannetme ki diğer kardeş organları kıskandım. Aksine
biz birbirimizi kıskanmayıp, güçsüz olanımıza yardım eder ve dayanışma
içinde, Rabb'imizin emrettiği şekilde işimizi yaparız. Bizim birbirimize
üstünlüğümüz yoktur. Her birimiz kendi vazifelerimize uygun biçim ve
hususiyetlere sahip olarak yaratıldığımızdan, bizim birbirimize göre
eksiklik veya fazlalığımızdan söz edilemez. Çünkü hiçbirimizde abes birşey
göremezsin. Sadece ben de diğer organlardan geri kalmadığımı gösterip,
senin şükrânı nimet hisleriyle biraz tefekkür etmeni istedim.
Bazıları beni ağzın içinde, yerinde duramayan kaba bir et parçası gibi
görebilirler. Halbuki hiç de öyle basit bir et parçası değilim. Usta
hekimler benim rengime bakarak bile bazı hastalıkların teşhisinde bilgi
sahibi olabilirler. Meselâ ateşli hastalıklarda beyazlaşmam, tifoda koyu
kahverengi olmam, mantar hastalıklarında siyahlaşmam, demir eksikliği,
kansızlık ve B grubu vitaminlerinden nikotinik asit eksikliğinde üst
yüzeyimin pürüzsüz bir yapı göstermesi çok bilinen belirtilerdir. İlk akla
gelen vazifemi sorarsan; herhalde seni ve bütün insan nev'ini hayvanlardan
ayırıcı hususiyetiniz olan lisan kabiliyetinizi ortaya çıkaran bir konuşma
âleti oluşumu sayabilirim. Tabiî ki bu konuşma kabiliyetinin hepsi bana
bağlı bir hâdise değil. Herşeyden önce en büyük otorite olan beyin, birçok
organının olduğu gibi benim de koordinatörüm olduğu için konuşma
esnasındaki bütün hareketlerimi düzenliyor. Ayrıca, dişlerin, dudakların
ve en önemlisi gırtlağındaki ses tellerin ve bu telleri titreştiren hava
pompası olan
akciğerlerin konuşabilmen için bana yardımcı oluyorlar. Gördüğün gibi
sadece konuşabilmen için kaç organ birlikte yardımlaşıyoruz.
İkinci olarak, Allah (cc)'ın verdiği sayısız meyvelerin, lezzetli
yiyeceklerin tadını idrak edebilmen için bir kapıcı ve kontrolörlük
vazifem vardır. Bu sayede yiyecek zannederek vücuduna almak istediğin
herhangi bir bitki veya hayvan ürününün mahiyeti hakkında fikir sahibi
oluyorsun. Eğer ben olmasaydım, karnını doyurmak niyetiyle ağzına aldığın
birçok zehirli otu yutarak ölebilirdin. Halbuki ben, tadı acı ve lezzeti
kötü olan birçok maddenin aynı zamanda zehirli ve zararlı olduğunu daha
dokunur dokunmaz anlıyorum ve ağzındakini tükürmen için seni ikaz
ediyorum. Tatlı ve lezzetli yiyecekleri yediğinde ise onları sana ihsan
eden Kudreti Sonsuz Rabb'imizi hatırlayıp şükretmene vesile oluyorum.
Fakat benim bu tat ve lezzete düşkünlüğüm senin için ayrıca bir imtihan
vesilesi olduğu için dikkat etmelisin ve iradene sahip olmalısın.
Yaratıcı'm benim bu yönümü senin nefsinle irtibatlandırarak ruhî terbiyen
ve manevî yükselmen için bir basamak teşkil etmiş. Eğer nefsinin tuzağına
düşer de benim lezzet ve tat alma fonksiyonumu kötüye kullanırsan, yani
bedenine zarar verecek derecede yer içersen, sonra zararını sen çekersin;
ben vazifem gereği herşeyin tadını alırım, ama iradeni ortaya koyarak
dayanmak ve nefsine mağlup olmamak senin işin. Baklava diliminden bir tane
de yesen, on tane de yesen ben asla dur diyemem, hepsinin tadını alırım,
sakın ola bu hususta beni suçlama!
Çok kişinin bilmediği bir vazifem daha vardır. Ağız boşluğundaki
hareketim ile negatif basınç meydana gelmesine sebep olurum. Negatif
basınç ne işe yarar diye mi soruyorsun? Bilhassa bebeklerin annelerini
kolay emebilmeleri için bu basınç şarttır. Bu sayede emme hareketine
yardımcı olurum.
Ayrıca herkesin bildiği gibi çiğneme ve yutma hareketlerinde çok önemli
fonksiyonlar görürüm. Aldığın gıdaları ağzının içinde çevirir, harç
makinesi gibi karıştırır, tükürük bezlerinin salgılarıyla iyice ıslanıp
yumuşamalarını temin eder ve onların yutulacak hâle gelmesini sağlarım.
Yutma sırasında da bu lokmaları arkaya doğru iterek yutağa gönderirim. Bu
işleri yaparken çok dikkatli olmak zorundayım; en küçük bir hatada
dişlerin beni ısırabilir ve canın yanabilir.
Bu kadar işi aksatmadan yerine getirebilmem için muhakkak ki
Yaratıcı'mın bana ince sanatlı doku ve hücrelerden inşa edilmiş uygun bir
yapı ihsan etmesi gerekir. Zaten hiçbir işi boş ve abes olmayan Rabb'im
bütün işlere uygun hususiyetlere sahip estetik harikası bir donanım
vermiştir. Ana gövdem iç içe geçmiş her doğrultuda uzanan sekizi çift 17
kastan yapılmış olup, aralarında yağ dokusu ve bir miktar salgı bezleri de
bulunur. Senin vücudunda en çok şeklini değiştirebilen bir organım. Her
tarafa serbest hareket edebilmem için bol sayıdaki güçlü kaslarımın üzeri
mukoza adını verdiğiniz örtü epiteli ile kaplıdır. Üst veya sırt kısmımda
pürüzlü gibi gördüğünüz çıkıntılar papilla adını alır. Bu papillalar
birkaç tip ve şekillerde olup, senin tat almanı sağlayan duyu tomurcukları
ve benim devamlı ıslak kalmama yardımcı olan salgı bezleri bu papillalarda
yer alırlar. Boyumun ilk üçte birlik kısmı olan kök tarafımda ters V harfi
şeklindeki bir sınırdan sonra bu papillalar bulunmaz. Bu kısımda bol
miktarda dil bademcikleri olarak bilinen lenf dokusu ve salgı bezleri yer
alır. Bu sayede ağzından giren birçok mikrop bu kısımda tutularak zararsız
hâle getirilir. Sırt kısmımda yer alan papillalar şekillerine göre isim
alırlar. İpliksi (philliform) papillalarımda tat alma tomurcukları
bulunmaz. Bunlar sadece gıdaların hareketine yardımcı olacak şekilde
pürüzlü bir sürtünme sathı teşkil ederler. Bunların yardımıyla dişlerin
tarafından parçalanmış, tükürükle ıslatılmış yemek parçalarını kolay
yutulabilecek lokmalar hâline getiririm. İpliksi papillaların arasına
dağılmış olan mantarsı papillalar (fungiform) düğüm şeklinde olup sırt
kısmımın orta bölgesinde yer alırlar ve tat alma tomurcukları taşırlar.
Sayıca en az ve en büyük olanlar ise yukarıda sözünü ettiğim ters V
şeklindeki kök kısmımın sınırını teşkil edenlerdir. Aşağı yukarı 13 kadar
olan bu büyük papillalara çanaksı papillalar (circumvallat) adı verilir.
Bunlar da tat tomurcukları taşırlar. Mantarsı papillalar üzerindeki her
tat tomurcuğunda 50-75 kadar alıcı hücrem bulunur ve bunların ömürleri
7-10 gün kadar süren bir hayat periyodunda son bulur. Sıcak ve asitli
yiyeceklerle ölenlerin yerine yenileri yaratılarak tat alma sinirimin
dallarına tekrar bağlanırlar. Tat alıcılarının herhangi bir maddenin
tadını alabilmesi için o madde suda eriyerek çözünmüş olmalıdır. Onun için
ağzına aldığın kuru bir şeyin tadını hemen hissedemem. Ancak ıslanıp bir
miktar eridikten sonra bir kimya lâboratuarından çok daha hassas bazı
tahlillerin çok kısa zamanda yapıldığı tat alıcı hücrelerim bu kimyevî
uyartıyı elektrik akımına çevirerek senin beynine iletir. Bu elektrik
uyartısı beyinde tat duyusunun idrak edilmesini sağlar.
Çok çeşitli tatlar olduğu hâlde esas olarak dört ana tat grubu vardır.
Tatlıya hassas olan alıcılar benim ucumda toplanmışlardır. Tuzluya hassas
olanlar ise üst kısmımda geniş bir alanda düzenli dağılım gösterirler.
Acıya hassas olanlar arka kısmımda, ekşiye hassas olanlar ise kenar
bölgelerimde dağılmışlardır.
Uç kısmımdan ağız tabanına kadar olan alt kısmımı kaplayan mukosa,
papillaları olmayan pürüzsüz bir tabakadır. Çok sayıda kan damarı beni
beslemek için bu dip kısımdan içime giriş yaptığı için alt kısmım morumsu
renktedir. Bu arada sizlerin bazen kullandığınız bir tabir olan "dilin
kemiği yoktur" sözünün de aslında yanlış olduğunu belirteyim. Benim de bir
kemiğim var, ama ön kısmımda olmadığından hareketime engel olmuyor ve
senin aklına ne gelirse ben de söylüyorum. Halbuki ben kök kısmımdaki
kaslar ve bağ dokusu ile kendime ait olan çatal şeklinde bir kemiğe (os
hyoideus) sağlam bir şekilde bağlıyım. Bu kemik vasıtasıyla da alt çenene
bağlanırım.
Her organın hastalığı olduğu gibi benim de kendime göre hastalıklarım
vardır. Aslında bunların çoğu diğer organların hastalığı veya genel bir
metabolik hastalık olduğu hâlde benim de görüntümü bozuyorlar. Meselâ; en
sık başıma gelenlerden birisi aftlardır. Bazen stres, uykusuzluk ve
vitamin eksikliğinden olan tipleri olduğu gibi, emilim bozukluğuna bağlı
ve Behçet hastalığının belirtisi olarak çıkan aftlar da vardır. Bu
yaraların bazısı haftalarca sürebilir ve çok ağrılı olabilir. Bu durumda
konuşmanda ve yemek yemende acıdan dolayı çok sıkıntı çekersin. Frengi ve
herpes gibi hastalıklar da benim üzerimde yaralarla kendini gösterir. Çok
sigara içenlerde ve çok sıcak yiyip içenlerde kanser de olabilirim.
Mongolizmde veya lenf damarlarımın tıkanması, glikojenoz ve amyloidoz gibi
bazı metabolizma bozukluğuna bağlı hastalıklarda kas kitlemde aşırı bir
artış ve büyüme olabilir, bu durum kas dokumun içinde glikojen ve amyloid
birikmesine bağlıdır.
Sevgili Hasan, şimdiye kadar, konuşamayan organlarının herbiri kendi
lisanlarıyla kendilerini anlattılar, ben zaten hep konuşuyorum, fakat
bugüne kadar hep senin duygu ve düşüncelerine tercüman olmuştum. İyi veya
kötü ne söylediysem bütün vebali sana ait, çünkü bu hususta ben senin
cüz'i iradene bağlıyım. Bugün ise kendi lisanımla Yaratıcı'mın nâmına
konuştum. Geleneğinizde "Eline, beline, diline sahip ol" diye çok güzel
bir tabir var: Bu veciz ifadeden de anladığın gibi ben kendime sahip
olamam, bana ancak sen sahip olabilirsin. Benim sadece bir kas, epitel ve
sinir kitlesi olmadığımı, icabında seni batıracak veya yüceltecek türlü
oyunlara âlet olabileceğimi sakın unutma. Bundan böyle elma yerken onu
çiğnemeden hemen yutma, yavaş yavaş çiğneyip ben onun tadını alıncaya
kadar bekle, böylece nimetin şükrünü edâ için fırsatın olur. Hem o elmayı
veren, hem de onun tadını alabilmen için beni yaratan Rabb'ime karşı olan
kulluğunun derinlik ufkunu artıracak bir kapıyı açmış olursun.
Yazıcıya
Gönder
• Giriş • Yukarı • Ben Hasanın Akciğeriyim • Ben Hasanın Bağırsağıyım • Ben Hasanın Böbreğiyim • Ben Hasanın Burnuyum • Ben Hasanın Derisiyim • Ben Hasanın Diliyim • Ben Hasanın Gözüyüm • Ben Hasanın İskeleteyim • Ben Hasanın Kalbiyim • Ben Hasanın Karaciğeriyim • Ben Hasanın Kaslarıyım • Ben Hasanın Kulağıyım • Ben Hasanın Midesiyim • Ben Hasanın Pankreasıyım • Ben Hasanın Sinir Sistemiyim • Ben Hasanın Salgı Sistemiyim • Hasan Şükrediyor • Sayılarla İnsan • Sineğin Dilinden • Söz Maymunda •
|