BEN HASAN'IN İSKELETİYİM
Prof.Dr. Arif Sarsılmaz
Sevgili Hasan! Bugüne kadar senin vücudunda iş gören
birçok arkadaşım konuşarak kendini anlattı. Her birinin farklı ve hususi
işler görmekte olduğunu öğrendin. Fakat o organ arkadaşlarıma nerede
oturduklarını veya nereye tutunduklarını sormak hiç aklına gelmedi. Hiçbir
şey boşlukta duramayacağına göre, bütün doku ve organların yerleşip
tutunabildiği bir zemin gerekmez mi? Bir ev yaptığınızda içine bir sürü
eşya koyuyor, birçok perde, lâmba, kapı, pencere takıyorsunuz. Bunları
taktığınız ve yerleştirdiğiniz asıl binanın; içi boş, duvarları örülmemiş,
sadece çimento ve demirden ibaret kolon, kiriş ve hasır beton ile katları
bölünmüş haline iskelet dendiğini herhalde duymuşsundur. Binanın temelden
çatısına kadar bu demir ve çimentodan yapılmış (kolon-kiriş) iskeleti
olmasaydı, hiçbir eşya veya ilâve kısmı bir yere oturtup
sabitleyemezdiniz. Aynen bu misal gibi, senin gözüne ve beynine
gizlenmeleri için sığınak vazifesi gören, kalb, böbrek, akciğer, mide ve
bağırsaklara rahatça oturup çalışmaları için yer hazırlayan ve onları
çeşitli askılarla asıp, ezilmemelerini temin eden çok önemli bir sistemim.
Ben diğer organ ve sistemlerin aksine daha sade bir yapı gösteririm;
kemik, kıkırdak ve bağ dokusunun uygun terkib ve intizam içinde bir araya
getirilmesinden yapılmışım. Fakat bu demek değildir ki, sanatlı ve
mucizevi değilim. Aksine benim elemanlarım olan her kemiğin şekil ve yapı
özellikleri, çok mükemmel bir biçimde dizayn edilmiş olduğumu gösterir.
Benim dışımdaki diğer bütün organların; çok zarif, hassas ve kolay zarar
görebilecek kadar yumuşak dokulardan yapılmıştır. Vurmalara, çarpmalara,
kurumalara ve ısıya karşı dayanıksız olan beyin ve duyu merkezlerini
koruma vazifesi bana verildiği gibi, senin yeryüzünde rahatça gezebilmen
için, bacaklarının; her türlü işi yapabilmen için de el ve kollarının
harekete uygun manivela tertibatının inşa vazifesi de, benim sistemime
dahil kemiklere verilmiştir.
Senin vücudunda iş gören kemik elemanlarımın sayısı aslında 217 olmakla
beraber; kalça, sağrı ve kuyruk sokumu bölgemdeki kemiklerimin parçaları
kendi aralarında birleşip kaynaşarak daha kuvvetli bir yapı
kurduklarından, sayı biraz azalır ve anatomistleriniz bu sayıyı 206 olarak
kabul ederler. Bunların 22 si kafatasıma, 33 tanesi omurgama, 24 tanesi
kaburgalarıma, 64 tanesi el-kol ve omuz kemerime, 66 tanesi ayak-bacak ve
kalça kemerime aittir. Ayrıca altı adet küçük kulak kemikçiklerim, bir
tane göğüs kemiğim, bir adet de dil kökü kemiğim eklendiğinde kemik sayım
217 olur. Bu kadar çok sayıda kemik kendi aralarında o kadar mükemmel bir
sistem kurmuşlardır ki, insan hayranlıktan küçük dilini yutacak gibi olur.
Her bir kemik parçam, yapacağı işe ve bulunduğu yere uygun hususî bir
biçime ve vasıflara sahip olarak yaratılmıştır. Beynini koruyan parçalarım
yassı, kol ve bacaklarındakiler silindirik ve uzun; bileklerindekiler
yuvarlak; kalça ve küreklerim çok geniş ve büyük parçalardan yapılmıştır.
Kemik parçalarımın üzerinde kaslarının bağlanması için uygun satıhlar,
girinti ve çıkıntılar hazırlanmıştır. Her bir kemiğimin ne kadar ağırlığa,
esnemeye, burulmaya ve basınca dayanabileceği bellidir. Bir çok
biyomühendis kemiklerimin bulunduğu yere ve yapacağı işe göre en uygun
biçimde yaratılmış oluşuna bakarak, teknolojik olarak tatbik
edebilecekleri modeller üretmeye çalışıyorlar. Senin de bildiğin gibi
inşaat ve köprü gibi mühendislik sahalarında çalışan mühendisler, malzeme
ve dayanıklılık hesaplarında çok hassas olmak mecburiyetindedirler.
Basınca maruz kalacak bir yere ayrı malzeme, çekmeye veya gerilmeye, hattâ
burulmaya maruz kalabilecek yerlere de ayrı özellikte malzeme kullanılması
gerekir. Eğer bu hesaplar iyi yapılmazsa, yapacağınız inşaat veya köprü
çok kolay çöker. Ayrıca malzeme israfı olur; belki sağlam bir şey
yaparsınız ama ağır ve hantal olur ve çok pahalıya çıkar. Bazen de iyi
malzeme kullanırsınız, fakat malzemeyi yerinde kullanmadığınızdan boşa
gider ve emeğiniz yine zayi olur. Halbuki Yaratıcım beni yaparken o kadar
hassas ve dengeli yaratmış ki, bir tek kemiğimde yanlış bir çizgi, fazla
veya eksik bir malzeme bulamazsın. Bunu ancak beni yapan Kudreti Sonsuz'un
nihayetsiz ilmi ile izah edebilirsin. Senin hayatın boyunca koşarken,
yatarken, zıplarken, ağır bir yük kaldırırken, başını bir yere vurarken,
çeşitli sporlar yaparken, yazı yazarken, yemek yerken daha sayamayacağım
yüzlerce işi en iyi şekilde nasıl yapabileceğini bilen Rabbim, benim her
kemik parçamı ve bu parçalarımı birbirine bağlayan eklemlerimi en uygun
biçim ve mekanizmada yaratmış. Bunun için farklı sertliklerde ve
dayanıklılıkta malzeme kullanmıştır. Bunların başında kemik gelir.
Kemiklerimin de hepsi aynı değildir. Kompakt kemik (yoğun veya sıkı kemik)
en sert olan kısımlarımı teşkil eder. Meselâ uyluk, kaval ve baldır
kemiklerimin uzun gövdeleri bu kemikten yapılmış olup çok serttir. Aynı
kemiklerin eklem yapan uç kısımları ile yassı kemiklerimin içi ise,
süngerimsi kemik denilen içi sünger gibi boşluklar bulunduran kısımlar
daha yumuşaktır. İkinci bir malzeme olarak, hem eklem yüzeylerimin
aşınmasını engellemek, hem de omurgamda görüleceği gibi, basıncı emerek
omurlar arasından geçen sinirlerimin ezilmesini engellemek için, kemik
uçlarına ve eklem yataklarına yerleştirilen kıkırdak bana çok mükemmel bir
esneklik ve estetik temin eder. Rabbim'in kıkırdağa verdiği hususiyetler
sayesinde kemiğin sertliğine bağlı olarak kolay kırılması engellenir,
hareketlerdeki sertlikler giderilir. Eğer eklemlerdeki kıkırdaklar
olmasaydı, hem kemik yüzeyler daha kolay aşınacak, hem de bana tesir
çeşitli dış kuvvetlere karşı yapacağım hareketler, tıpkı robotların
hareketi gibi mekanik ve sert olacaktı. Üçüncü olarak kullanılan malzeme
ise bağ dokusu ve bu dokunun temel harcı olan kollagen proteininden
yapılmış liflerdir. Bu bağ dokusu lifleri kemiklerimi ve kıkırdaklarımı
bir arada tutan çok sağlam iplerdir. Bütün eklemlerim, kasları kemiklerime
bağlayan tendonlar, çeşitli uzunluk, kalınlık ve özellikteki bağ dokusu
liflerince bağlanıp sağlamlaştırılır. Kollagen proteininden yapılmış
lifler, kemiğimin ve kıkırdağımın zemin malzemesi olarak da kullanılır.
Kemik ve kıkırdak dokularının hücrelerinin ve yapıştırıcı çimento
maddesinin arasında bulunan lifler, bu dokulara sağlamlık ve dayanıklılık
verir. Kemiklerimdeki liflerin dağılımı, üzerime gelen basıncın yönüne ve
büyüklüğüne göre belirlenir. Meselâ uyluk kemiğimin kalça kemiğine eklem
yapan baş kısmındaki liflerin dağılımı ve deseninin ne kadar mükemmel bir
hesap gerektirdiğini bu hususta çizilmiş bir şekli inceleyince anlarsın.
Eklemlerimin hepsi aynı derecede oynak değildir. Meselâ beynini ve duyu
merkezlerini koruyan kafatası kemiklerimin arasındaki eklemler, testere
dişleri gibi tırtıklı olup, birbirine tam olarak girmiş vaziyette, çok
sağlam, oynamaz eklemler teşkil etmiştir. Tabiî ki, kafatasıma bu
sağlamlığı veren ancak senin beyninin, gözünün ve kulağının hassaslığını
bilen Yüce Yaratıcı'mızdan başkası olamaz. Zira kafatasım sadece beynini
koruyan kemik bir kapsül şeklinde olmayıp, uygun yerlerinde kan
damarlarının geçmesi için küçük kanallar, duyu organlarının yerleşmesi
için oyuklar, omuriliğin beyne girmesi için büyük bir delik bırakılmıştır.
Bütün bunlar tesadüfen olabilir mi? Omurlar arası eklemlerim ise,
kafatasıma göre daha oynak, ama parmaklarına göre daha sınırlı hareket
kabiliyetine sahiptir. Böylece vücudunu dik tuttuğum gibi, oturup kalkman,
eğilip doğrulman ve yatman için de hareketine imkân veririm. Kol ve bacak
eklemlerim de çok serbest ve her türlü harekete imkân verecek şekilde
yaratılmıştır. Hele el eklemlerimin muhteşemliği!! Bütün buluş, keşif ve
teknolojilerinizin arka plânında benim el eklemlerimin yaratılışındaki
ustalık yatıyor, desem herhalde yalan olmaz. Kullandığınız bütün âlet,
eşya ve cihazlar; sanat eserleri; yazı, kitap.. aklına ne gelirse, benim
eklemlerimdeki hareket kabiliyeti ile kuvveden fiile çıkmaktadır. Eğer
parmaklarındaki bu müthiş hareket kabiliyetli olmasaydı, zihninizdeki bir
çok düşünce kendine tatbik sahası bulamayabilirdi.
Vücudundaki iskelete ait bütün hareketli kısımları oynatan kaslar için
muhakkak benim kemiklerime bağlanıp destek almak mecburiyetindedir.
Kaslarının bir ucu bir kemiğimde sabit olarak tutunurken, diğer ucu ile de
eklem vasıtasıyla bağlı olduğu komşu kemiği çekerek hareket ettirir ve
böylece iş yaparsın; adım atar, elini sallarsın.
Benim kendimi yenileme kabiliyetim deri kadar olmasa da yine de çok
iyidir. Kırılan herhangi bir kemiğimin uçlarını sabit olarak karşı karşıya
getirip bağlarsanız, osteoblast adı verilen kemik hücrelerim hızla
bölünerek yeni kemik hücreleri üretmeye başlar ve kırık yerini doldururum.
Kemik hücrelerimin arasına kalsiyum tuzları alarak sertleştirir ve tekrar
sağlam bir hâle dönüşürüm. Sen daha ana rahminde yeni yeni geliştirilip
büyütülürken, kemiklerimin gelişmesi için bol miktarda kalsiyuma ihtiyaç
vardır. Annen; süt ürünleri, balık ve yeşil sebzelerle iyi beslenirse
kalsiyum eksikliği görülmez. Zaten anneler kâfi miktar kalsiyum almasa da,
karnındaki yavrusunda yine de kalsiyum eksikliği görülmez. Merhameti
Sonsuz Rabbimiz masum yavrunun kalsiyum ihtiyacını annesinin kemiklerinden
ve dişlerinden kalsiyum çekip yavruya vererek, ihtiyacını karşılar ve onun
iskeletinin iyi gelişmesi temin edilir. Anne nasıl olsa kendini
doyurabilecek iradeye sahiptir; yavru ise âciz olduğundan annesinden
alınan kalsiyumla ihtiyacı giderilir. Doğumdan sonra ise artık gıdalarla
iyi bir şekilde kalsiyum ve D vitamini almalı, ayrıca güneş ışığı da
görmelidir. En büyük ihtiyacım kalsiyum tuzları ile D vitaminidir, bu
vitamin ise ancak güneş ışının tesiriyle sağlıklı kemik sentezine katkıda
bulunabilmektedir. Onun için özellikle küçük yaşlarda bana çok dikkat
etmelisin. Bu saydığım tuz ve vitaminleri almazsan kemiklerim iyi gelişmez
ve bu durum iskelet bozuklukları olarak kendini gösterir.
Kemiklerimin içindeki ilik adını verdiğiniz boşlukların da çok önemli
vazifeleri vardır. Kemiklerimin içi tam olarak kemik dokusuyla dolu
olsaydı, ağırlığım çok fazla olurdu ve yerinden kalkamazdın; hem de içi
dolu kemikler daha sağlam olmazdı. Yapılan statik hesaplara göre içi tam
dolu bir demir çubuk, içi boş bir demir borudan daha dayanıksızdır ve
kolayca bükülür. Uzun ve yuvarlak kemiklerim de bu prensip dahilinde
dizayn edilmiş olduğundan, bükülmeye karşı daha dirençlidirler. Kemik
iliklerimin önemli bir vazifesi de; kanındaki çok önemli vazifeleri olan
kırmızı kan küreciklerinin üretim yeri oluşlarıdır. Gençliğinde bütün
kemiklerimin iliği kırmızı renkte olup kan hücreleri üretirken, ergenlik
döneminden sonra yavaş yavaş uzun kemiklerimin iliği artık sarı kemik
iliğine dönüşüp yağlanmaya ve alyuvar üretmemeye başlar. Yassı
kemiklerimin süngerimsi yapıdaki kırmızı kemik ilikleri ise, bütün hayatın
boyunca kırmızı kalır ve kan hücresi üretirler.
Kemiklerimin şekli, büyüklüğü ve birbirlerine olan nispetleri senin
vücudunun tipini ve mevzuniyetini belirler. Esas olarak anne ve babandan
aldığın genetik özelliklere bağlı olarak gelişsem de, taşımak
mecburiyetinde kaldığım yüklerin, maruz kaldığım darbelerin benim
gelişmeme çok tesiri vardır. Erken yaşlarda henüz daha yeni yeni
kemikleşirken ağır yüklere maruz kalırsam, kırılmamak için kemiklerimin
boyu uzamaz ve çabuk kemikleşmeye geçerim, böylece boyun, kol ve
bacakların kısa ve küt kalır. Basketbol, voleybol gibi sporlarda ise,
kemiklerimin uzaması uyarılır. Kemikleşme dediğimiz hâdise mineral tuzları
ve D vitamini ile birlikte paratiroid bezinin hormonu ile de alâkalıdır.
Uzun kemiklerin uç kısımlarındaki epifiz adı verilen kemikleşme
bölgelerindeki bölünme faaliyetleri ile yeni üretilen kemik hücreleri
kemiklere ilâve olarak onların uzamalarını sağlar. Bu kemikleşme bantları
ergenlik çağından sonra faaliyetini durdurarak uzamayı bitirir. Kız
çocuklarında bu durum daha erken 18-19 yaşlarında son bulurken, erkek
çocuklarında 21-22 yaşlarına kadar devam eder ve onun için erkeklerin
boyları ortalama olarak daha uzun olur.
Sen dünyaya ilk geldiğinde benim bütün elemanlarım kıkırdaktı,
dolayısıyla çok yumuşak ve esnekti. Her şeyi bilen ve görüp gözeten
Rabbim, doğumda hem sen, hem de anneciğin zarar görmemesi için böyle
hikmetli bir tedbir almış. Eğer doğumdan önce kemikleşseydim, doğum
esnasında zavallı anneciğin ölebilir, senin de birçok yerin kırılabilirdi.
Halbuki plâstik özelliği yüksek olan kıkırdak elemanlar sayesinde doğumda
sakat kalma ve ölme riski çok azalır. Daha sonra zaman içinde kıkırdak
elemanlar yerini kemik hücrelerine bıraktı ve kalsiyum tuzlarını da
biriktirerek sertleştim ve kemikleştim. Sadece eklem yüzeylerinde ve
kaburga uçlarında kıkırdak parçalar kaldı.
Sevgili Hasan! Sıra, belki de neşeni kaçıracak bir soruya geldi: Hiç
eski bir mezarın açılışında bulundun mu? Bazen mezarlıkta yer kalmayınca,
çok yakın akrabalardan birinin mezarı açılarak yeni ölmüş kişiyi onun
yanına gömerler. İşte böyle bir mezar açıldığında, cesedin (benim dışımda)
bütün kısımlarının toprak olduğunu görürsün. Sadece kafatasımın ve bazı
diğer kemik elemanlarımın çürümeden kaldığını görürsün. Çok uzun süre
sonra bu kemiklerim de çürüyecektir, ama diğer dokulara göre çok geç
çürüdükleri için mezar kazılarında genellikle bazı kemik elemanlarım
bulunur. Geçmişte henüz Kur'ân nâzil olurken, beni yaratan Rabbime ve
haşir gününe inanmayanların bazısı eline aldığı bir kemiği gösterip "Şu
çürümüş kemikleri kim diriltecek " demişti (Yasin, 78). Hemen arkasından
gelen âyet ise cevabını veriyordu: "De ki: Onları ilk defa yaratan
diriltecek. O, her yaratmayı bilir" (Yasin 79). Daha başka birçok yerde,
gerek ilk yaratma ile ilgili gerekse haşirle ilgili olsun, âyetlerde, hep
çürümüş veya kuru kemikler geçmektedir. Demek ki, Rabbim vücudunun
kemiklerine dikkat çekmek istiyor! Belki de şöyle diyor veya ben bu
şekilde anlıyorum: "Ey Hasan! Kemiklerini, eklemlerini ve bütün iskelet
sistemini çok mükemmel yarattım! Hayatını rahat bir şekilde sürdürebilmen
için her türlü tedbiri aldım; en ince detaylarına kadar hassas bir şekilde
seni eksiksiz yarattım! Bu kadar mükemmel yaratırken bir yerden model mi
aldım, yoksa başka birinin plânlarını mı uyguladım? Hayır!... O halde,
sonsuz ilmim ve kudretimle, seni başta nasıl hiç yoktan yarattıysam,
öldükten sonra da tekrar diriltmeye gücüm yeter!"
İşte böyle Hasan! Ben böyle anlıyorum; Yaratıcımın sana ve bütün
insanlara hitab eden mukaddes kitabının mesajını. Anlama ve idrak etme
kabiliyetin benimkinden daha mükemmel yaratılmış. Onun için yürürken veya
herhangi bir iş yaparken, uzuvlarındaki mükemmel kemik parçalarımı daima
düşün ve tefekkür et! Böyle bir tefekkürün, sana yeni ufuklar açacağına
inanıyor, bunu temenni ediyorum.
Yazıcıya
Gönder
• Giriş • Yukarı • Ben Hasanın Akciğeriyim • Ben Hasanın Bağırsağıyım • Ben Hasanın Böbreğiyim • Ben Hasanın Burnuyum • Ben Hasanın Derisiyim • Ben Hasanın Diliyim • Ben Hasanın Gözüyüm • Ben Hasanın İskeleteyim • Ben Hasanın Kalbiyim • Ben Hasanın Karaciğeriyim • Ben Hasanın Kaslarıyım • Ben Hasanın Kulağıyım • Ben Hasanın Midesiyim • Ben Hasanın Pankreasıyım • Ben Hasanın Sinir Sistemiyim • Ben Hasanın Salgı Sistemiyim • Hasan Şükrediyor • Sayılarla İnsan • Sineğin Dilinden • Söz Maymunda •
|